Kimlik ve dünya

Kimlik ve dünya

24 Haziran 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Biz insanoğlu yaşamımız boyunca sürekli olarak olumlu ya da olumsuz değişir, olumlu ya da olumsuz gelişiriz. Kimlik olgusunun özü, şifresi, imgesi benliktir. Kimlik, sözden, sözcükten, simgeden, bir olgudan ya da davranıştan anlaşılabilir. Bunların insana anımsattığı, yaptığı düşünce insanın kimliğinin mana ve gerçeğinin inşa sürecidir. 

Kimliğin niteliğinde, gönül verme, sevme, ihtiyaçların, arzuların, yeteneklerin, düşüncelerin ve inançların büyük bir önemi vardır. Kişinin ontolojik özsel varlığını gerçekliğinin yansıması olan kimlik süreç içinde, içinde bulunduğu toplumun ekonomik üretim biçimine, dil, din, siyasal, sosyal, kültürel yapıya göre oluşur. İnsan, üzerinde öyle bir manipülasyon yapılmakta ki içinde yaşadığı toplumun, değer, tutum, normlarını, dini, siyasal, ekonomik değer yargıları kimlik üzerinde baskı aracı olabilir. Tabii ki kimlik oluşumu insanın fiziksel ve genetik özelliklerini kapsayan, kanunlarıyla belirlenen ve insan iradesi dışında, oluşabilir. Kısacası fiziki çevre, sağlık şartları, biyolojik miras gibi diğer faktörlerin yanı sıra tüm sosyal faktörler, kimliğin oluşumuna katkı sağlarlar. 

Birçok görüş, düşünce, kuramlara, bilimsel çalışmalara baktığımızda kimliğe farklı farklı anlamlar yükleyerek açıklamaya çalışmışlardır. Felsefede ise kimlik, öznenin varoluşunun ontolojik, epistemik, etik ve estetik gibi belirlemeleri sonucu oluşmuş olan gerçekliğidir. Sokrates, “Kendini bil!” sözünü söylerken insan için bilginin, kimliğin önemine ve bilme uğraşının kendini bilmekle olabileceğine işaret eder. 

Sosyolojik teorilere göre, insan her şeyden önce toplum içinde yaşayan sosyal bir varlık olduğu için kimliğin ortaya çıkmasında ve şekillenmesinde yaşadığı çevrenin etkisi altındadır. Burada kişinin içinde bulunduğu toplum, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını belirleyici rol oynadığını görülür. Kısacası kimliği, bireyin ait olduğu toplumlara bağlı olarak geliştiği ifade edebilir. Psikolojide ise kimlik kavramı benlik ve kişilikle birlikte ele alınarak çözümler, çalışmalar yapar. Yani kimlik, insanın kendisini kendisi tanımlama ve konumlamasının ifadesidir. Anlatmak istediğim daha açık anlaşılır bir ifadeyle kimlik, insanın kendisini toplumda nasıl tanımladığı, nereye koyduğu, nerede gördüğü, konumunun ne olduğu, kim olduğu ve toplum içerisinde nerede durduğuna ilişkin bütün soruların cevabıdır. Kimlik kişinin bütün özelliklerini diğer insanlardan ayıran özellikleri geniş anlamıyla ifade eder. 

Benim düşüncem kimlik olgusu, bir kişinin ya da grubun, topluluğun kendi niteliklerine, değerlerine, konumuna bireyin dürtülerinin, inançlarının, kişisel geçmişinin bir örgütlenmesinden ve kökenine ilişkin bilinçli kavrayışı olarak tanımlanabilir. Kişi kendini algılayış biçimi fiziksel kimliğini; taşıdığı ismi, etnik, toplumsal, kültürel, siyasi kimliği ve kendisi ile ilgili imgeleleri, simgeleri, tutum davranışların tümüdür. Kişinin geçmişi ile bugünü ve geleceği arasında sağlam bir ilişki kurabilirse sağlam bir kişiliğe sahip olur. 

Günümüzde insanları saran teknoloji, sosyal medya, internet çılgınlığı, tüm toplumları ve kültürleri birbirine bağlar. Bu bağlar üzerinden bireyin değerleri, yaşam biçimleri ve kimlikleri belirlenmekte, günümüz postmodern topluma uygun bireysel kimliklerin oluşmasına neden olur. 

İşte internetin, sosyal medyanın insanlara tanımaları için sunduğu uçsuz bucaksız sınırsız kimlikler… Burada kimlik olarak tek olmayıp çoğul kimlikler ile bir aradasınız. Herkesten, her kesimden arka arkaya gelen mesajların alıcı durumunda olan bir organın ya da bir duyu organının karakteristik etkinliği yolunda uyarılması, harekete getirilmesi kimliklerin bilişsel, sosyal ve duygusal gereksinimlerini giderir. İnternet, iletişim çabaları sırasında birey kendi istek arzu, yapıp ettiklerine göre sosyal medyadan, bu teknolojiden istifade eder. Yani süreç kişinin algı, merak, yetenek, isteklerine göre değişken bir kimlik özelliği göstermesine sebep olur. Bu dünyada yaşanan kaos düzensizliğin içinde sosyal medyadan dolayı bireyin kimlik olgusu silik, belirsiz, özgün olmayıp, kuralsız, kendi başına buyruk, yaşadığı coğrafyaya, doğaya karşı yabancı, imajlar düşkünü, simgesel konulara yoğunlaşmış, zayıf kimlikler oluşmuş durumdadır. Postmodernizm ve kitle iletişim araçlarının bizi tutsak aldığı bize egemen olduğu günümüzde kimliklerde görülen dağılmışlık, parçalanmışlık, esneklik, belirsizlik, güvensizlik içinde bireyler kendi ontolojik gerçekliğini görürler. Çünkü daha önce de bahsettiğim gibi bireysel kimliğin oluşumunda toplumun ulusal, kültürel, ekonomik değer ve davranış kalıpları, kolektif semboller insanı insandan farklı kılan yapay bir kimliğin oluşumunu teşvik ederler. 

Artık bu dünyada, hızlı sürekli değişen, teknolojik, sosyal, politik, ekonomik, kültürel koşullardan dolayı tam sade bir kimlikten bahsedemiyoruz. Bu durum özellikle kimlik bunalımı, kimlik sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur. Benim aslında kişisel kimlik olgusu hakkındaki fikrim çok farklıdır. Kişinin, bedeninin öz bir bütün olarak gelişmesidir. Yani kimliğin özüne bağlı kalarak, dinamik, bütünsel, bilişsel olarak gelişiminin olağan şartlara göre bedenen, akli ve ruhen, düzenli gelişmesidir. Bir de bireyin yaşadığı topluma, çevreye uyum sağlayabilmesi çok önemlidir. Ayrıca toplumun, bireyin istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilmesi mükemmel bir kimliğin oluşumuna katkı sağlar.