Kılıçlar çekildi, çatışma başladı

Kılıçlar çekildi, çatışma başladı

3 Mayıs 2019 Cuma  |   Serbest Kürsü

Söz konusu olan Washington’daki, Trump/Cumhuriyetçi Parti ile Demokratlar arasındaki savaş ve söz konusu olan bir değil bir kaç cephede birden sürdürülen bir çatışma. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2016 başkanlık seçimleri kampanyasında Ruslarla işbirliği yapıp yapmadığı ve bu konuda FBI ile öteki istihabarat servislerince yapılan incelemeleri baltalayarak adeletin engellenmesine çalışıp çalışmadığına ilişkin olarak soruşturma yapmakla görevlendirilen Özel Savcı Robert Mueller’in hazırladığı 440 sayfalık rapor, savaşı başlatan işaret fişeği oldu. 

Hatırlanacağı üzere Mueller raporunu Adalet Bakanı William Barr’a sunduktan sonra, Barr, 24 Mart’ta Kongre’deki ilgili komite başkanlarına gönderdiği üç buçuk sayfalık bir notla, özel savcının Trump’ın Ruslarla işbirliği yaptığına ilişkin yeterli delil bulamadığını, adaleti engelleme konusunda ise Trump’ı suçlamamakla birlikte aklamadığını da bildirmişti. 

ABD Kongresi’nin  Demokrat Parti’nin kontrolündeki kanadı olan Temsiciler Meclisi, Barr’in notunu taraflı ve yetersiz bularak hem raporun sansürsüz tam metnini istemiş, hem de Barr’ı Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesi’nde ifade vermeye çağırmıştı. 

Kongre’nin Cumhuriyetçilerin kontrolündeki kanadı olan Senato, Temsilciler Meclisi’nden hızlı davranarak Barr’ı Temsilciler Meclisi’nden önce Senato Hukuk Komitesi’nde ifade vermeye davet etti ve kılıçlar bu ifadede kınlardan çıkarıldı. 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Barr’in Çarşamba (1 Mayıs) günü Senato komitesinde verdiği ifade, Türkçede sokak argosuna aşina olanların tanıyacağı bir deyimle tam anlamıyla “çene suyuna pilav” olmaktan öte gitmedi. Barr, Demokrat  Partili senatörlerin Mueller raporuna ilişkin sorduğu tüm sorulara doğrudan cevaplar vermek yerine kaçamaklara başvururken, Cumhuriyetçi senatörlerin konuyu Obama yönetimi dönemindeki uygulamalara ilişkin sorularla sulandırmaları da sorgulamayı adeta bir komediye dönüştürdü. 

Öyle ki, Müeller raporunda Trump’ın emir altındaki Beyaz Saray yetkililerine Mueller’in sorularına yalan söylerek cevap vermeleri talimatı verdiğini açığa çıkaran ayrıntılara ilişkin sorular üzerine Barr bir ara “Bu bir suç  değil ki” şeklinde yanıt vermek zorunda kaldı, yani Trump’ın Mueller’e yalan ifade verilmesini kabul etmekle kalmayıp bunu teşvik ettiğini dogruladı. 

Ama Barr’in asıl açmazı, Mueller raporuna ilişkin olarak Kongre’ye gönderdiği notla ilgili gelişmeler üzerine ortaya çıktı. Washington Post gazetesi Salı günü (30 Nisan) yayınladığı haberde, özel savcı Mueller’in, 25 Mart’ta, yani Barr’ın Kongre’ye gönderdiği nottan bir gün sonra, Barr’a bir mektup yazarak Kongre’ye iletilen üç buçuk sayfalık özetin, 440 sayfalık raporun özünü ve kapsamını yansıtmadığını ve üç buçuk sayfalık notun ABD kamuoyunda şaşkınlık ve kargaşa yarattığından yakındığını bildirdi. Post’a göre, Mueller mektubunda Barr’dan raporun daha geniş bir özetini kamuoyuna açıklamasını istedi. 

İşte tam bu noktada Barr/Trump cephesinin bu meselede şeffaflıktan ne kadar uzak ve art niyetle davrandığını gösteren kanıt ortaya çıktı: Barr, Müeller’den 25 Mart’ta aldığı bu mektuptan ne kamuoyunu ne de Kongre’yi, ifade vermek zorunda olduğu 1 Mayıs tarihine kadar  bilgilendirme gereği duydu. Yani bir anlamda, Barr kabahat işlemiş bir çocuk gibi, yaptığını yüzüne vuran bir belgeyi hasır altı etmeyi tercih etmiş, ve ancak halk bu gerçeği bir gazete haberiyle öğrendikten sonra Kongre’ye bilgi vermeye gerek görmüştü. 

Esasen, Barr’ın Senato hukuk komitesindeki ifadesini izleyen aklı başındaki herkesin vardığı kanı şuydu: ABD Adalet Bakanı, bu oturumda devletin/halkın avukatı olmak yerine Donald Trump’ın avukatı olarak konuşmuş, Cumhuriyetçi senatörler de sorularıyla oturumu çadır tiyatrosuna dönüştürme yolunda büyük maharet göstermişlerdi. 

Ancak işlerin Barr açısından o kadar kolay olmayacağı açıkça belli olan Temsilciler Meclisi’nin Hukuk Komitesi’nin oturumu beklenirken, Barr, komiteye ifade vermeyi reddettiğini bildirdi.

Barr’ın korkusu şuradan kaynaklanıyordu: Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesi,  daha önce aldığı bir kararla, oturum sırasında Barr’a yalnızca Kongre üyelerinin değil, bu üyelerin yardımcıları olarak çalışan hukuk uzmanlarının da soru sorabilmelerine olanak tanımıştı.

Yani Barr, yalnızca politikacılar değil hukukçular tarafından da sorgulanacaktı. 

Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi, bunun üzerine yaptığı açıklamada Barr’ın, Senato komitesine verdiği ifadede yalan söylediğini ve bunun suç olduğunu bildirdi. 

Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesi Başkanı Jerrold Nadler da, Barr’ı ifade vermek üzere bir kez daha davet edeceklerini, bu davetin de reddi halinde hukuki yollardan konuşmaya zorlayacaklarını söyledi. 

Elbette bu yalnızca Mueller raporu üzerinden yürütülen kavga. Bunun yanı sıra Temsilciler Meclisi, daha bir çok cephede Trump’a karşı etkin bir saldırı kampanyası başlatmış durumda. 

Bunları şöyle sıralamak mümkün: Trump’ın son altı yıllık vergi bildirimi  kayıtları Hazine Bakanlığı’ndan resmen istendi, Trump bu isteğe karşı dava açtı; Deutsche Bank ve diğer ilgili bankalardan, Trump ve şirketleriyle olan kredi ve akçalı ilişkilerinin belgeleri istendi, Trump buna karşı da dava açtı; Trump’ın kızı Ivanka ve damadı Jared Kuşhner’in da aralarında bulunduğu yaklaşık 20 kişiye usulsüz olarak Beyaz Saray’a giriş izni verilmesi hakkında açılan güvenlik soruşturması üzerine, Trump Beyaz Saray çalışanlarının konuya ilişkin ifade vermelerini yasakladı; ve son olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yabancı devlet temsilcilerinin Trump’ın sahibi olduğu Trump Tower’da konut ve ofis kiralamalarını onaylayarak ABD başkanı’na maddi çıkar sağladığı belirlendi ve bu konuda bir soruşturma açıldı. 

Washington’daki bu soruşturma ve incelemelerin yanısıra New York eyaleti savcıları da, Trump şirketlerinin mali kayıtlarını didik etmeye devam ediyorlar. New York’taki soruşturmalar, Özel Savcı Mueller’in yaptığı incelemeler sırasında ortaya çıkan ayrıntıların New York eyelet yönetimine bildirilmesi üzerine başlatılmıştı. 

Sonuç olarak şu anda Washington’da süren mücadele, ülkeyi kurnaz iş adamı zihniyetinin mi yoksa hukuk devletinin mi yönetmeye devam edeceğini belirleyecek. Eğer birinci sık gerçekleşirse, geçen hafta 2020 başkanlık seçimi kampanyasını açan, Obama yönetiminin başkan yardımcısı Joe Biden’ın dediği gibi “Trump Amerika’nın dokusunu ebediyen değiştirecek”.

Cengiz İzmirli (mahlas)