Kendini kemiren kurt

Kendini kemiren kurt

26 Ekim 2020 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Defalarca yazdığım gibi Fenerbahçe genel taraftarlık motivasyonuna ters bir kulüp. Fenerbahçe taraftarları diğerleri gibi kişisel korkuları ve yetersizlikleri nedeniyle sığınacak bir liman ve aidiyet aramıyor, aksine yaratacağı birliktelik ve paylaşma ile kendinden daha iyi ve daha güzel bir şey yaratma çabasında. 

Bence diğer kulüplerde taraftarlık başarı karşılığı bir sevgi yani bir anlamda alışveriş iken Fenerbahçelinin sevgisi karşılıksız. Elbette bunun tarihi ve sosyal nedenleri var, daha önce buna ilişkin yazılar yazdım ancak bu yazının konusu Fenerbahçe'nin en büyük kırılganlığının, bu karşılıksız sevgiden kaynaklanan duygusallık olması. 

Bu öylesine büyük bir zafiyet yaratıyor ki, Fenerbahçelinin tutkusu mantığını gölgeliyor ve manipülasyona açık hale geliyor. 

Bunu defalarca yaşadık: Camianın evladı, hainler, futbolculuktan çok kabadayılık ve ağalıkla cebini dolduran futbolcular vs. 

Bildiğiniz gibi akıl ve mantıktan uzaklaşmak uhrevi kavramlar yaratıp herkesi onunla tehdit etmek totaliter yönetim anlayışının ürünüdür. 

Bana göre Fenerbahçe, ailem ve işimden sonra yaşamımdaki en önemli şeydir ama yaşamın içinden bir kavramdır, uhrevi ulu özellikleri yoktur, yanlış da yapabilir ama en önemli özelliği "iyi" olmaya çaba göstermesidir. Fenerbahçe'yi yaşamın içinden koparıp bir tür uhrevi kavram yaratmak en önce Fenerbahçe'ye ihanettir çünkü Fenerbahçe'nin temel felsefesi bilimdir. 

Ancak bu zafiyet çok uzun yıllar kullanıldı, istismar edildi. Kendi iktidarını sürdürmek için rakipleri Fenerbahçe birliğini bozmak için kullandılar ve bu konu o kadar uzun o kadar çok o kadar derinden istismar edildi ki, Fenerbahçe kendi kendini kemiren bir kurt haline  geldi. Ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu iken lobiler, yalanlar vs. uyduruldu. Evet Fenerbahçe'nin düşmanı çoktur ama Fenerbahçe'yi Fenerbahçe'den başka kimse yenemez. 

Bu duygusal istismarın Fenerbahçe'yi getirdiği yeri hepimiz gördük; mutlak bir yok oluştan petro-dolar zengini vulgarlara peşkeş çekilmek üzere iken "Beyaz Atlı Prensi"nin kılıcını çekmesi ile kurtuldu. Ancak görüyorum ki, ders alınmamış Fenerbahçe'yi kendi kendini kemiren bir kurt haline getiren eski alışkanlıkları sürdürenler var. 

Evet, konuyu Gökhan Gönül ve Caner Erkin'e getirmek istiyorum. Ben dahil ikisine de saydık sövdük çünkü duygusaldık ve kolayca algıya kanıyorduk ama hiçbirimiz sormamız gereken soruları sormadık: Bu adamlar Fenerbahçe'de mutlu olsalar neden gitselerdi ki? Onca yıl Fenerbahçe'de top oynadılar, ikisi de mevkilerinde Türkiye'nin en önemli oyuncuları. Hiç mi daha yüksek transfer teklifi almadılar? Buna inanmak için insanın kafasının karışmış olması gerekir. Daha önce de benzer şekilde oyuncular kaybetmedik mi? Yani çuvaldızı başkasına iğneyi kendimize batırmamız lazım. Caner ve Gökhan'ı "hain" ilan etmeden biz ne kadar masumuz onu da düşünmemiz gerekir... 

Ben futbolcunun takım aşkına inanmam, profesyonel ahlakına inanırım. Geldikleri günden beri Gökhan ve Caner'e bakıyorum, gördüğüm şey müthiş bir profesyonel ahlak ve aldıkları paranın karşılığını verme çabası. Takımın kalitesini üst düzeye çıkardılar, liderlik yapıyorlar ve saygıyı hak ediyorlar. Onları kendi kişisel dengesizlikleri ve egoları ile Fenerbahçe'den uzaklaştırıp Fenerbahçe'nin en az iki şampiyonluğuna mal olanlar utansın, Gökhan ve Caner'in utanacak bir şeyi yok. 

İnsanın kendisi için bunu söylemesi doğru değil ama çoğunuz gibi ben de 3 Temmuz konusunda çok mücadele etmiş, hâlâ da eden biriyim; benim için hiçbir şey 2010-2011 kupasından önemli değildir. 

3 Temmuz direnişiyle ilgili hep gurur duydum, sadece ve sadece bir kere utandım, o kadar utandım ki o utancın ağırlığı hâlâ omzumda yük olarak duruyor. Bir babayı evladının anısı üzerinden incitmek, canını yakmak istenilen o anın utancı hala yüreğimde duruyor. 

İnsan hataları ile var, Mehmet Ali Aydınlar da hata yapmış, yanlış işlerin içinde olmuştur ama en azından istifa etmiş hatasından dönme cesareti göstermiştir. Bugün eski yönetimde olup "Fenerbahçe şike yapmadı" diyemeyen, istifa edemeyen, Fenerbahçe yöneticisinin adını yazamayanlar var. Mehmet Ali Aydınlar hain ise onu yıllarca yönetimde tutan insanlar nasıl vatansever oluyor? Biraz mantık, biraz izan, biraz akıl lütfen. 

Onu çok eleştirmiş ve sevmeyen biri olarak söylüyorum, Fenerbahçe'nin Mehmet Ali Aydınlar'a ve evladının anısına borcu var. Aydınlar hata yaptıysa biz daha beterini yaptık, acımasızca, haince, insanlık dışı bir tavırla evladının acısı hatırlatıp yüreğini kanattık. Sırf bu nedenle bile Fenerbahçe camiası Mehmet Ali Aydınlar'ı affetmek zorundadır. 

Ayrıca Aydınlar bu ülkenin en başarılı iş adamlarından biridir ve Fenerbahçe'nin böyle Fenerbahçelilere ihtiyacı vardır. 

Başarıyı sağlayan şey akıl ve mantık, akıl ve mantığı yok eden şey ise dogmadır. Fenerbahçe kindar değil affedicidir. Dogmalarla değil mantıkla yönetilir. 

Eski yönetimin "Goebbels"leri başlamadan ben yazayım da onlara fırsat vermeyelim:

Evet, bu yazıyı yazmak için paramı peşin aldım, zaten yaşamımı Fenerbahçe üzerinden sağlıyorum! Örneğin hak etmediğim halde FBTV'den maaşa bağlandım! Menajer ilişkilerimle Caner ve Gökhan'ın yeri dolacak diye fırsat yarattım! 1 milyon üye projesinden maaşa bağlandım! Yeteneğim olmadığı halde alt yapıdan para bastım, villalarımı kulübe sattım, mesleğim bu benim!

Artık uyanın bu gaflet uykusundan, değişmez ve vazgeçilmez olan Fenerbahçe'dir; kahraman olan da bağışlayıcı olan da odur ve onun çıkarlarıdır...

Etiketler:  Futbol