Kendi ayağına sıkan kovboy

Kendi ayağına sıkan kovboy

14 Mayıs 2019 Salı  |   Serbest Kürsü

“Kendi ayağına sıkmak” deyimi, vahşi Batı’daki beceriksiz kovboyların düellolarda silahlarını çekerken, kılıfından çıkaramadan tetiğe basmaları sonucu kendilerini yaralamalarından bugünlere miras kalmış bir deyim. 

Şimdilerde kendini Batı’nın en hızlı kovboyu gibi gören ve bunu kanıtlamak için her alanda ödünsüz politikalar uygulamaya kararlı görünen ABD Başkanı Donald Trump, aslında yaptıklarıyla kendi ayağına sıktığının farkında mı? 

Elbette konumuz, ABD’nin geçen Cuma gününden beri Çin ürünlerine uygulayacağını açıkladığı yükseltilmiş gümrük tarifeler ve Çin hükümetinin Pazartesi günü açıkladığı misilleme amaçlı yeni gümrük tarifeleri. 

ABD halen yaklaşık 17,5 trilyon dolarlık bir GSYİH (gayri safi yurtiçi hasıla) ile dünyanın en büyük ekonomisi, ikinci sıradaki Çin’in GSYİH’si ise 11 trilyon dolar civarında kabul ediliyor. 

Büyüklükleri bir yana bırakılırsa, ABD ve Çin’in ekonomik sistemleri arasındaki fark. İki ülke arasında yeniden tırmanmaya başlayan ticaret savaşında, görünenin tersine Çin’den çok ABD’nin ağır hasar görmesini kuvvetle muhtemel kılıyor. 

Öncelikle bazı somut gerçekleri sıralayalım: 

- ABD dünyanın en borçlu ülkesi, Çin ise Japonya’dan sonra ABD’nin en çok borçlu olduğu ülke, Çin halen yaklaşık 1,8 trilyon dolar değerinde ABD Hazine bonosuna sahip ve  geçen yıldan beri düzenli olarak bu hazine bonolarının döviz rezervleri içindeki payını azaltıyor; 

- Çin, ikili ticarette ABD’ye kıyasla çok daha az ithalat yapıyor, zaten bu nedenle iki ülke arasındaki ticarette ABD aleyhine korkunç bir dengesizlik var, karşılıklı olarak uygulanan yeni gümrük tarifelerinden ABD bu nedenle Çin’e göre çok daha fazla zarar görecek. İki nedenle: 

- ABD’nin Çin’den ithalatının çok büyük bir bölümü, katma değeri yüksek olan tüketim mallarından oluşuyor. Dolayısıyla bu mallar ABD’ye gümrük tarifesi eklenerek girdiğinde fiyatları artmış olarak piyasaya sunulacak ve Trump’ın söylediği yalanların tersine bu gümrük tarifesini Çin değil, ithalatçı Amerikan firmaları ödeyecek, tabii bu artış da tüketici fiyatlarına yansıyacağı için gümrük tarifeleri aslında vatandaşın cebinden çıkacak. Ara mali veya ham madde ithalatında ise, gümrük tarifelerini yine ithalatçı Amerikan firmaları ödeyecek ve tarifelerin faturası yine Amerikalı tüketiciye çıkacak. 

- Çin’in ABD’den ithalatı ise çoğunlukla soya veya et gibi tarımsal ürünler. Yaklaşık 1,7 milyar kişilik nüfusuyla dev bir pazar oluşturan Çin ekonomisi, ABD’nin tarımsal ihracatının büyük bir bölümünü yutuyordu. Gümrük tarifeleri savaşının ardından ABD’nin tarım sektörü zaten büyük bir darbe yemiş bulunuyor, yeni tarifeler ABD’nin tarımsal üreticilerinin ihracat olanaklarını daha da kısıtlarken, Çin ihtiyaçlarını başta Arjantin ve Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinden karşılayabilecek. 

- Yeni tarifeler ilan edilmeden önce bile, ABD ekonomisi bir durgunluk döneminin eşiğinde olarak tanımlanıyordu. ABD ekonomisinin Trump göreve başladığından beri istihdam yaratma başarısına karşın, yıllık büyüme hızının ekonomiyi ayağa kaldırma seviyesine bir türlü ulaşamaması, ülkenin içinde bulunduğu ağır borçluluk nedeniyle önce bir deflasyon, ardından da uzun bir durgunluk dönemine girmesini kolaylaştıracak bir ortam hazırlamış bulunuyor. 

- ABD gibi Çin de çok borçlu bir ülke, ne var ki arada temel bir fark var: Çin Merkez Bankası ABD’deki Federal Reserve Board gibi hükümetten bağımsız değil tam tersine hükümetin doğrudan kontrolü altında. 

Görüldüğü gibi, Trump’ın “en hızlı ben silah çekerim” edasıyla kasabanın ana caddesinde belinden sarkıttığı tabancalarla caka satması aslında içi boş bir blöften fazla öteye gidemiyor. 

Elbette bu, Çin ekonomisinin tarifeler savaşından hiç zarar görmeyeceği anlamına gelmiyor. Ama savaş tırmandıkça Amerikan ekonomisinin uğrayacağı hasar artarken, Çin’in uğrayacağı kayıplar görece telafi edilebilir cinsten olacak. 

Unutulmasın ki, Trump’ın gümrük tarifelerini uygulamaya ilk kez başladığı geçen yıl, Wall Street’teki borsaların barometresi gibi işlev gören iPhone üreticisi Apple, Çin’deki satış rakamlarının düşeceğini öngördüğünde bütün borsalar tepetaklak olmuş, piyasalar 2018 Aralık ayını epey sıkıntılı tamamlamıştı. 

Pazartesi günü, Çin’in Trump’a misilleme olarak ilan ettiği 60 milyar dolarlık ithalata yüksek gümrük tarifesi kararından sonra teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 3,5, S&P ile Dow Jones endeksleri de yüzde 2,5 oranında düşüşü gösterdi. Bu düşüş devam edecek mi, yoksa borsalar bir taban bulup yeniden yükselişe geçecekler mi? 

Trump belki de farkında olmadan, 2008-2009 mali krizinden beri patlaması beklenen büyük ekonomik bombanın fitilini bu son gümrük tarifesiyle çekmiş olabilir. Son aylarda iyice belirginleşen mali piyasaların çeşitli merkezlerden yapılan alımlar yoluyla manipülasyonu, yatırımcıların şevkini bir kez daha artıramazsa, 1929 ölçeğinde bir bunalıma doğru hızla yol almaya başlayabiliriz. 

Cengiz İzmirli, mahlas