Kemeraltı yaşıyor, yaşayacak

Kemeraltı yaşıyor, yaşayacak

27 Aralık 2018 Perşembe  |   Köşe Yazıları

En son ne zaman gittiniz?

Ara sokaklarında ne zaman dolaştınız?

Eşiniz, çocuklarınız hiç gördü mü?

Zahmetsiz'de balık yediniz mi

Bizim lokantanın balık çorbasını içtiniz mi?

Ya da kaz çorbasını?

Kemeraltı büfesinde karadut suyu içtiniz mi?

Konak Meydanı'nda Saat Kulesi'ne arkanızı verin; Millî Kütüphane Caddesi'ne dönmeden dümdüz giderseniz, önünüze şekerciler çıkar. Buradan akide şekeri alıp ağzınıza attınız mı?  

Çevredeki kafelerden birinde bol tarçınlı sıcak bir salep içip, içinizi ısıttınız mı?

Kızlarağası Hanında kahve içtiniz mi?

Birbirinden özel dükkanlardan hediyelik eşya alabileceğinizi biliyor musunuz?

Antika dükkanlarında size ikram edilecek çayı yudumlarken, eşsiz koleksiyonla tanışabileceğiniz hiç aklınıza gelir miydi?

Dünyada benzeri yok

Kemeraltı'na girdiğinizde zamanın nasıl geçtiğini bilemezsiniz. 

700 yıllık geçmişe sahip Kemeraltı'nda yürümek bambaşka bir keyiftir.

Kemeraltı Caddesi'nde yürürken caddenin bir kavis şeklinde uzandığını fark edersiniz. 

Bu cadde eski iç limanı çevreler. Bu yüzden kavis şeklindedir. İç liman, bugün Konak'ın bulunduğu yerden başlayıp, Anafartalar Caddesi, Kemeraltı'nı da içine alarak, Fevzi Paşa Bulvarı'nın denizle birleştiği yerde körfeze açılır.

Limanın girişinde 12. yüzyılda Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi bulunmaktaydı. Sağ kıyısında ise Frenk tüccarların dükkanları ve iç bölümde de hanlar vardı. 

1402'de Timurlenk, iç limanı Kadifekale sırtlarından getirilen taşlarla doldurarak kaleyi ele geçirdi.  Böylece, Kemeraltı denilen yerleşim bölgesi oluştu. Zaman içerisinde de buraya, camiler, kiliseler, hanlar, hamamlar, havralar, şadırvan inşa edildi.

Kemeraltı bugün, Konak'tan Mezarlıkbaşı'na kadar olan yaklaşık 270 hektarlık bölgede ve yaklaşık 15.000 iş yerine ev sahipliği yapmaktadır. 

Ne ararsan var

Kuru incir, üzüm ve bu ürünlerden yapılmış fındıklı, fıstıklı, cevizli lokum.

Nazar boncuk satan dükkanlarda, binbir çeşit el yapımı cam nazar boncuk.

Hisar Camii çevresindeki  sokaklarda bulunan kahvecilerden mis kokulu, taze dibek kahvesi.

Şekerciler Çarşısı'ndan çifte kavrulmuş Antep fıstıklı lokum ve akide şekeri. 

Kestane Pazarı Camii yakınındaki baharatçılardan taze kekik ve baharat.

Kuyumcular Çarşısı'ndan altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış takı.

Kızlarağası Hanı'ndan gümüş takı, yöresel kumaşlarla hazırlanmış giysi ve örtü. 

Önce tanışın

Kemeraltı için çok sayıda yazar, çizer, yönetici, siyasetçi, dernek kafa yormaktadır. Kemeraltı canlansın, hareketlensin diye öyle çok proje vardır ki, öyle çok toplantı, seminer, arama konferansı düzenlenir ki, belki de Türkiye'de üzerine bu kadar fazla kafa yorulan başka bir bölge yoktur.

Kemeraltı, tüm bu projeler devam ededursun, yaşamaya devam ediyor.

Canlı, hareketli ve yaşam heyecanı dolu.

Kemeraltı'nın neye ihtiyacı var biliyor musunuz ?

İzmir ile tanışmaya.

Tanışın Kemeraltı ile. Gidin, gezin, dolaşın.

Çocuklarınızı götürün, gezdirin.

Bayılacaklar. 

Dünyada kent merkezinde olan agoraların en büyükleri arasında yer alan Smyrna Agorası'na bayılacaklar. 200 yıldır duran, Helenistik ve Roma döneminden kalan dünyanın en zengin Yunan grafitti koleksiyonu olarak kabul edilen duvar çizimlerini keşfetsinler. Hayran kalacaklar.

1901 yılında Sultan II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılı armağanı olarak inşa edilen saat kulesini uzaktan değil, yakından görsünler. 

Hanları görsünler; tarihi Abacıoğlu Hanı, Mirkelamoğlu Hanı, Büyük Karaosmanoğlu Hanı ve Kavaflar Çarşısını.  

Cami ve havraların yanyana durduğunu görünce, İzmir'in neden farklı olduğunu, nasıl eşsiz kalabildiğini daha iyi anlayabilecekler.

SON SÖZ: Kemeraltı'nın yaşamaya, yaşatılmaya ihtiyacı var mı? Kemeraltı yaşıyor, yaşayacak...