Kavala padişaha bağlılığını bildirecek mi?

Kavala padişaha bağlılığını bildirecek mi?

20 Şubat 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Dış politikadaki yakıcı sorunlarımızı neredeyse tamamını yeni bir aşamaya, savaşın eşiğine taşımayı başardık. Eksik olan tek cephe, Fırat’ın doğusu. “Şehitlerimiz” kelimesini kullanarak gönüllerde taht kuran Jeffry’nin, Trump’ın generali! Mazlum ile verdiği görüntü dahi tek başına savaş nedeni sayılacak olsa bile, bu cephede biraz daha fazla çalışarak gelişmeleri savaş eşiğine taşımayı başarırsak, mükemmel bir gerilim senaryosuna sahip olacağız. Bu senaryoyu sahnelemek ve sürdürebilir kılmak rejimin bekası açısından büyük önem arz ediyor.  

Fırat’ın doğusundan İdlib’e, oradan da Libya’ya uzanan, üstelik aradaki Akdeniz’i de oyun alanı haline getiren bu muazzam stratejik akıl, bu oyunu ne kadar süre ile sahneleyebilir bilinmez ama oyun çok izleyici çeker. Zira, meselelerin hepsi dış politika yani “milli” sorun niteliğini haiz. Zaten, seyircilerin büyük bir bölümü Akdeniz’de balık bile tutamayacak hale geldiğimiz yalanına inanıyor. Bu mükemmel kaos senaryosunun yaratıcıları, oyunu sahnelemek yerine doğrudan film setine taşımanın da mümkün olduğunu görmüş olmalılar ki, filme gişede iş yaptıracak yeni unsurlar eklenmesi gerektiği konusunda kolları sıvamışlar.  

İşte böylesine ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyayken, Avrupa’dan destek sağlamak amacıyla Kavala ile barış anlaşması imzalanmasını düşünenler, daha bunu senaryoya ilave etmeden, filmin yapımcısından gelen sert tepkiyle geri adım atmışlardır. Dedelerinin “adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür" vasiyetini hatırlamayan senaristler, yeni olmayan ama kamu vicdanının daha da sızlamasına yol açan bu son gelişmenin de yukarıdaki senaryoya ilave edilmesini sağlamışlardır.  

İbn-i Haldun’u tanıyıp, bildiklerini düşündüğüm senaristler, Haldun’un, “devlet batarken şatafat zirve yapar” yaklaşımını bilmiyor olmalılar ki, Kanal İstanbul gibi muazzam bir mesire yeri ve arazi geliştirme projesini gündeme alırken, aynı zamanda devletin çökmekte olduğu düşüncesini bertaraf edeceklerini düşünüyorlar. Kanal İstanbul projesinin ilave bir gerilim etkisi yaratma kapasitesi de keşfedilmiş oldu. Senaristler ayrıca, Osmanlı borçları meselesinde olduğu gibi, alternatif kaynak arayışlarının çıkmaza girdiği bir dönemde, şatafata dönük yatırımların finansmanı için İş Bankası’nın da bu senaryoya dahil edilmesinin toplumsal gerilimi daha da arttıracak bir unsur olduğu konusunda uzlaşmışlar.  

Darbe tartışmalarının, seyirci tarafından her zaman klasikler arasında gösterilen bir konu olması, ancak, darbe suçlaması yapılacak asker kalmadığı için, bunu, Kavala’nın hayat hikayesinden yola çıkarak, Gezi vandallığıyla! birleştirme düşüncesi de, zaten mükemmeliyetçi yapıdaki senaristlerin, senaryoyu mükemmelleştirilmesi sonucunu doğurmuştur.  

Üstelik bu defa, Hünkar İskelesi Antlaşması imzalayabileceğimiz Rusya’nın da karşı tarafta oluşu mükemmel kaos senaryosu planının eldeki son seçenek olduğuna işaret ediyor.  

Bazı film eleştirmenlerinin, senaryonun bu denli mükemmel oluşunun aslında başarı için risk yarattığını söyledikleri biliniyor. Zira, seyircinin her zaman senaryoya kendisinden bir şeyler katabileceğini hissetmesinin önemli olduğunu vurgulayan eleştirmenler, tüm gerilim başlıklarının aynı torbaya konulmasının izleyicinin dikkatinin dağılmasına yol açacağını da vurguluyorlar. 

Kavalalı Padişah'a biat etmişti. Kavala da eder mi, hiç sanmam. Bu karar nedense bana İstanbul belediye seçimleri iptal kararını hatırlatıyor.