KarmaDrama: Tiyatro, iyi insan biriktirmektir...

KarmaDrama: Tiyatro, iyi insan biriktirmektir...

10 Ağustos 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Korona günlerinde zorluk yaşamayan kimse kalmamıştır herhalde… Özellikle sanat alanında hizmet üreten ve çalışan kişiler ve gruplar, çok zorlandılar. Bazıları artık izleyicisine kavuşmak için özel bir çaba gösteremez halde. Bugünden başlayarak, başlarını büyük bir kararlılık ve ilkeyle ayakta tutmaya çalışan tiyatro gruplarından biriyle konuşmaya başlıyoruz. Kadıköy’de kendi sahneleri olan KarmaDrama’dan Damla Kılıçoğlu ve Togay Kılıçoğlu, sorularımıza yanıt verecek.. 

-Doğrusu hemen konuya girmek isterim. Elbette istediğiniz bir an; kimsiniz, ne zamandır tiyatro oyunculuk yapıyorsunuz; kendi tiyatronuzu açmaktaki etmen karar(lar) neler oldu; tiyatronuz genç hevesliler ile seyirci eğitimi konusunda neler yaptı; seyircinizle buluşmak için kendi yeriniz dışında da oluyor musunuz; turneler ve başka etkinlik türlerini denediniz mi? Ya da bunları yanıtlayın lütfen, esas konuya hemen sonra girelim…  

-Damla:  İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunuyum. 1993 yılından beri profesyonel olarak oyunculuk yapıyorum. İstanbul Devlet Tiyatrosu, özel tiyatrolar, TV dizileri ve filmleri, sinema filmleri, reklam, klip, seslendirme ve eğitmenlik geçmişim var. 2009 yılında kurduğumuz KarmaDrama’da çocuk ve yetişkin oyunları ile her yaş için eğitimler vererek devam etmekteyiz.  

-Togay: 1980 yılından beri tiyatro sanatının içinde yer alan biriyim. Sırasıyla halk evi, üniversite, amatör ve profesyonel tiyatrolarda oyuncu, yazar, yönetmen ve eğitmen olarak çalışmalar sürdürdüm ve halen de kendi tiyatromuzda tiyatronun hemen her alanında çalışmalarımı devam ettirmekteyim. Kapı önünü süpürmek de dahil buna. 2014 yılında Kadıköy’de açtığımız kendi sahnemizde eğitimler, konserler, seminerler, film gösterimleri ve oyunlarımızla yolculuğumuza devam ediyoruz. Çok sık turne yapan bir topluluk değiliz. Fakat yapmadık değil. Yurt dışı ve yurt içi turnelerimiz oldu. Şimdilik kendi sahnemizde devam ediyoruz.  

Tiyatro eğitimlerimizde bizimle yola devam etmek isteyen genç arkadaşlarımızla KarmaDrama bünyesinde KULUÇKA adında bir alt ekip kurduk. Her sene onlarla birlikte oyun çıkarıyoruz. Hem eğitimlerinin devamı gibi oluyor hem de edindikleri sahne bilgilerini seyirci önünde deneyimleme fırsatını yakalamış oluyorlar. Arada dayanamayıp biz de onların arasına katılıp oyunlarında yer alıyoruz. 

-Korona deyince akan sular duruyor artık. Kimileri hizmet veriyor veya tamamen kesiyor; kimileri de fırsatçılık yaparak, tüketiciye en ağır koşullarda hizmet ve ürün sunuyor… Sizler, sanatla uğraşan insanlarsınız ve hayatında tiyatroya gitmemiş bir çoğunlukla karşı karşıyasınız… Onları sanatınıza çekmek nasıl mümkün ve kolay olacak?  

-KarmaDrama: Tiyatroya gitmemiş veya onunla tanışma fırsatını bulamamış bir kitleden ziyade tiyatroyu bilen, tanıyan kitleyi bile zar zor sahnelere çekebildiğimiz zamanlar esası teşkil ederken korona denen musibetle tüm dünya ile aynı anda karşılaşınca durum iyice içler acısı bir hal aldı. Tiyatro sanatıyla seyirciyi salonlara çekmenin zorluğuna bir de seyircinin hastalıkla yaşadığı endişe eklendi. Çok haklı bir endişe ki, bu endişe hepimiz için geçerli. Üstelik yalnız değiliz, sadece bizim başımıza gelen bir şey değil bu. Tüm dünyanın başına geldi. Fakat çok çarpıcı gerçeklerle yüzleşmemizi sağladı bu salgın. Sağlam kültür politikaları, sosyal devlet olmanın ne kadar önemli bir şey olduğu, insan odaklı hizmet anlayışının önemi gibi... Ticari olarak her dönem fırsatçılar oldu ve olacaktır da. Deprem zamanı da yaşadık bu fırsatçı zihniyeti. Bu salgında da şaşırtmadı bizi bu kitlelerin tutumları. Bir dezenfektanın veya maskenin ilk dönemler fahiş fiyatlarla karaborsa muamelesi gördüğüne tanık olduk her birimiz. Şimdi ise hemen her yerde aynı ürünler neredeyse beşte biri veya onda biri fiyatına bulunabiliyor. Bu uğraştığımız sanat alanında da etkisini acı bir şekilde gösterdi. Mart ayında sahnelerimiz kapatıldı salgın nedeniyle. Temmuz ayına kadar da kapalı kaldı. Bu süreçte pek çok dostumuz vergiler, kiralar, SGK primleri ile uğraşmaktan, iş yapamadığı için geliri olmadığından ya sahnelerini kapattı ya da bu zorlukların altında yaşam savaşı verdi ve halen de veriyor. Bize gelince, aynı durumdayız. Çünkü bizler günü birlik kazancı olan bir sektörüz. Kazandıkça ödeyebiliyoruz. Bizim de kira borcumuz, vergi ve SGK borcumuz katlanıyor. Hiçbir banka kredi vermiyor, çünkü bankanın gözünde kârlı bir kurum değiliz. Peki biz ne yaptık? Hayatta kalabilmek ve psikolojik olarak bu salgının bizi devirmemesi için işimize sarıldık. Tiyatromuzu temizledik dip köşe. Akan kokan yerleri onardık elimizden geldiğince. Yarın açılacakmış gibi düzenlemeler yaptık içeride. Madem tiyatromuzun salonuna giremiyorduk, o zaman biz de kapımızın önünde KALDIRIM SOHBETLERİ yapmaya başladık. Her hafta düzenli olarak sürdürüyoruz. Hem havalar da güzel... Temmuz ayında da sahneler bakanlık kararıyla açıldığında seyirci kapasitemizi yarıdan aza düşürdük. Her Salı film gösterimleri yapmaya başladık. Filmi izleyip üzerine konuştuk kapımızın önünde. Yeni sezona oyunlar tespit ettik. Yıllık programımızı yaptık. Eğitimlerimizi yeniden yapılandırdık. Artık toplu değil birebir hale getirdik derslerimizi. Kendimize bu salgında nasıl özen gösteriyorsak seyircimiz içinde aynı özeni gösteren tedbirler aldık tiyatroda. Evimizde mutfağımızı, tuvaletimizi nasıl hijyenik olarak koruyorsak tiyatromuza da evimiz gibi muamele ediyoruz. Çünkü hepimiz insanız, hepimiz yaşamımız konusunda endişeliyiz.

-Yerel yönetimlerin asfalt döşemek, çöp toplamak ve imar kanunları delmek gibi işlerinin yanı sıra; kültürel alanlarda var olan insan ve gruplara da katkı sunması beklenir. Normali bu… Sizler, istemiyor olsanız bile acaba bulunduğunuz ilin veya ilçenin yerel yöneticileri (kültür bakanlığından vazgeçtim); korona günlerindeki zorlukları bahane ederek; sürekli ve kurumsallaştırabildiği bir ilişki türü yarattı mı? Seyirci desteği, tanıtım desteği ve var oluş çabalarını fonlama gibi…  
 

Damla Kılıçoğlu-A. Togay Kılıçoğlu

 

-KarmaDrama: Nerdeeee!!! Yapabileceği, sunabileceği bunca olanağı varken bu salgın dönemini ne yazık ki hiçbir şey yapmadan, katkı sunmadan geçirdi belediyeler. Bunu sadece ilçede sahnesi olan bir tiyatro olarak değil ilçenin esnafı ve o ilçede yaşayan kişiler olarak söylüyoruz. Şimdilerde yapılan konser ve tiyatro etkinlikleri geçici çözümler. Bir parmak bal çalmak gibi bir şey. Kalıcı çözümler değiller. Halbuki kendi sınırları içindeki kültürel kurumları için (Ressam, heykel sanatçısı, müzisyen, tiyatro gibi) çok daha kalıcı ve onların hayatlarına değecek çözümler gerçekleştirebilirlerdi. Bırakın fonu, tanıtımı dezenfeksiyon yapsa yeriydi. Bir hal hatır sorması bile yeterli olabilirdi. 500 bin kişilik ilçede kendi bölgelerindeki tiyatrolarının sorunlarını, hatta yerini bile bilmeyen bir yerel yönetim herkesi yalnız hissettirdi. Hepimiz kendi çabamızla ayakta durmaya, var olmaya çalışıyoruz. Şükür ki iyi insanlar biriktirmişiz.

-Tam da bugünlerde ki, olağan zamanların sezon dışı sayılan bugünlerinde ve/veya sezon için neler yapıyor ve neler planlıyorsunuz? Önlem olarak, gözünüzü dikip maişet motorunu döndürecek başka bir alan düşündünüz mü? Teşekkürler ve kolaylıklar diliyorum… 

-KarmaDrama: Bildiğimiz işi yapmaya devam ederek hayatta kalmaya çalışıyoruz. Geçen sezon oynadığımız üç oyuna ilaveten yeni bir oyun hazırlığı içindeyiz. Sezona dört oyunla birden merhaba diyeceğiz. Az seyirci alarak daha sık oynayacağız. Önceden bahsettiğimiz gibi eğitimlerimize birebir devam edeceğiz. Elimizden geldiğince, bütçe bulabildiğimiz ölçüde tanıtımlarımızı kendi yağımızla kavrularak yapacağız. Bir kenara çekilip durumun vahametine üzülmekten ziyade elimizden geleni yapmayı tercih ediyoruz. Biz yapalım da seyirci gelmiyor olsun. Nasılsa gelmezler diyerek hiç bir şey yapmamak olmaz. Ne zamanki işimizi yapamaz hale geliriz o zaman başka bir çözüm düşünürüz. Çünkü böylesi bir salgını hiçbirimiz daha önce yaşamadık ki... Hiçbirimiz bilmiyorduk. Neye göre nasıl önlem alacaktık? 2554 yıllık tiyatro sanatı bugünleri de atlatacaktır daha öncesinde olduğu gibi. Olmazsa çay demleriz. Şairin dediği gibi; ‘sen umuda bak, güzel eyle’...

Yaşamaya ve yaşatmaya gönüllü bir dünyada buluşmak dileğiyle bize kendimizi ifade etme alanı açtığınız için biz teşekkür ederiz. 

Damla Kılıçoğlu

A. Togay Kılıçoğlu

www.karmadrama.com