Karantinada yaşamak

Karantinada yaşamak

12 Mart 2020 Perşembe  |   MG Özel

Koronavirüs'ün en ağır darbe vurduğu İtalya'da yaşayan Türk vatandaşı Yeşim Hatapkapulu salgının, tamamı karantinaya alınan ülkede hayatı nasıl etkilediğini yazdı:

Hükümet 22 Şubat'ta okulların 1 Mart tarihine kadar kapatıldığı açıkladı. Okullar, yani yuvalar, ilköğretim okulları, liseler ve üniversiteler. "Aaa ne oluyor!.." dedik. Zaten Çin'de Koronavirüs salgını başladı başlayalı bizim evin sokağında Çinliler tarafından işletilen Japon lokantasına kimse uğramaz olmuştu virüs korkusundan...

23 Şubat pazar akşamı arkadaşlarımıza yemeğe davetliydik, gittik. Eşim doktor, yemekte cerrah olan bir arkadaşı da vardı. Yemek boyunca hükümetin Emila-Romagna bölgesi için böyle bir karar almasının nedenlerini tartıştık durduk. O zaman bütün İtalya kapanmamıştı henüz ama bizim Modena’dan çıkmamız yasaktı; sadece acil bir durumda ya da iş ve ailene ulaşmak için girip çıkabiliyordunuz.

Hükümetin verdiği 1 Mart tarihi yaklaşırken biz merak içinde bir yandan da hastanelerin Koronavirüs dolayısıyla artan hasta sayısı takip ediyorduk. Ne yazık ki ölenlerin sayısı hızla artıyordu. Bunu sonucu hükümet süreyi bir hafta daha uzattı.  
 

 

Virüs çok çabuk bulaşıyor. Ne yazık ki hastanelerde yeterli olanak yok. Nefes darlığı çeken hastanın oksijene bağlanması gerekiyor. Oksijen makinesine bağlanınca iyileşme imkanı var. Ama acile başvuran hasta o hastanede yeterli cihaz yoksa nefessiz kalıyor ve hayatını kaybediyor. Sınırlı sayıdaki cihazı kime takacaklarına hastanın yaş durumuna göre karar veriyorlar. Tam bir kâbus!

Şimdi hükümetin açıkladığı yeni tarih 3 Nisan. Şu an her yer kapalı. Acil bir durum yoksa evden çıkmamamız isteniyor. Hayatımız bir anda değişti. Artık alışveriş yapmaya, bir kahve içmeye, bir yerde yemek yemeye, hatta bir dükkana girmeye korkar olduk. Zaten bunların hemen hemen hiçbirini yapmıyoruz. Eşim yiyecek alışverişlerini en tenha zamanlarda yapıyor ya da internetten sipariş veriyoruz. 

Önceki gün yeni kredi kartım geldiği için bankaya gitmek zorunda kaldım. İnternet işlemlerini onaylatmak için gitmek zorundaydım. Resmen bir korku filmi gibiydi. Koskoca bankaya aynı anda en fazla iki kişi girebiliyor. İşlemleri görevliden bir kaç metre uzaktan halledebildim. Dışarıda insanlar kuyrukta bekliyordu...  

Dün parka yürümeye gittim. Hem biraz hava almak hem de hareket etmek için. Tabii herkes birbiriyle mesafeli, kimse kimsenin yanına yaklaşmıyor. Halbuki burası İtalya! Yani normalde kişilerin birbirleriyle konuşma mesafesi neredeyse yok gibidir. Tabii yine de konuşmadan yapamıyoruz, selam vermesen olmaz zaten. Ama artık mesafeler değişti, insanlar iki metre uzaktan konuşuyor birbiriyle. 
 

 

Bu yazıyı yazarken eşim acilde gece nöbetinde. Tabii ki korkuyoruz. İnşallah bu kâbus en kısa sürede biter. İyi düşünelim, iyi olalım, en önemlisi hasta hissediyorsak çevrede dolaşıp başkalarına bulaştırmayalım.

Son olarak da okullardan bahsedeceğim...

Kızım Defne orta ikide. Son iki haftadır derslerini evde yapıyor. Öğretmenleriyle internet üzerinden haberleşiyor. Bugün (perşembe) 09.00 ile 11.45 arası 23 öğrenci online ders yapacak. Tüm haftalık ders programı belirlenmiş durumda. Bilgisayar başında arkadaşlarıyla konuşuyor. Ne yazık ki o da arkadaşlarını göremiyor, teması kesmek zorunda kaldı. 

Çok stresli, alışmadığımız bir durum bu. İnsanın resmen sinirleri bozuluyor. Çok da yorucu bir durum. Hastalık her an kapımızı çalabilir korkusu feci bir durum...

Yeşim Hatapkapulu, Modena-İtalya