Karantina dersleri

Karantina dersleri

1 Nisan 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Koronavirüs çıktı çıkalı tüm dünyanın başı dertte. Şu sıralarda yalnız ülkemizde değil dünyanın birçok ülkesinde de herkes evlerine kapanmış durumda. Gelecek için, sağlık için zorunlu ev hapsini kabullenmiş durumdayız.  

Evde kalmak insana, geçmişte yaşadıkları ve gelecekten beklentileri konusunda genişçe düşünme fırsatı veriyor. Bundan 6 ay önce kim derdi ki, dünyanın büyük ve güçlü devletleri, bir virüs karşısında aciz kalacak, eli kolu bağlı çaresizce çabalayacak? 

Aslında şu virüs gösterdi ki dünya aslında sanılandan çok daha küçük ve ülkeler, insanlar birbirine benziyor. O yenilmez sanılan, uzaya/gezegenlere araştırma uyduları gönderen, birbirlerine karşı savaşlarda şahin kesilen ülkeler, küçücük bir virüs karşısında son derece aciz durumda... 

Elbette bu salgın bir şekilde bitecek ve insanoğlu bundan büyük dersler çıkaracak. Evet, bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Önemli olan bireysel ve toplum bazda bu yıkımdan hangi dersleri çıkaracağımızdır. Tabii ki bu olaydan bir ders çıkarmak kadar gelecekte aynı hataları yinelememek de çok önemli. 

O zaman geçelim bu küresel salgından çıkarılabilecek derslere; 

Öncelikle her şeyin başı sağlık, sağlığınızı yitirdiğinizde geriye kalan zenginliklerinizin hiçbir önemi kalmıyor. O zaman bundan sonra en önemli önceliğiniz sağlık olmalı. Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın. Olanaklarınız ölçüsünde iyi beslenmeye gayret edin, yaşınıza uygun spor yapın ve her türlü stresten uzak durun. Açıkçası gençlere tavsiyem; gençlikte bedeninize  ne kadar çok yatırım yaparsanız, ona iyi bakarsanız yaş aldıkça bunun karşılığını mutlaka görüyorsunuz.  

Bir başka alınacak ders özgürlük üzerine, ekmek kadar, su kadar gerekli ve yaşamsal bir önemi var. İnsan evde otururken günlük yaşamda yaptığı sıradan birçok şeye özlem duyuyor. Sokaklarda amaçsızca yürümek, sahilde veya bir parkta güneşlenebilmek, bir arkadaş-dost ile bir yerde çay kahve içebilmek bile meğer ne büyük nimetmiş, özlüyoruz.  

Evde kapalı kalmak özgürlüğün ne kadar önemli bir kavram olduğunu bir kez daha anımsatıyor.  Bundan sonra yapmak istediğiniz hiçbir şeyi ertelemeyin, yapabilecekleriniz ölçüsünde hayallerinizi, planlarınızı uygulamaya geçin. Şu virüs belası olmasa baharın geldiği şu günlerde hepimizin kim bilir ne hayalleri, ne planları vardı... 

Çıkarılacak en önemli derslerden biri de, sorunları çözmek için en önemli anahtarın bilim olduğu gerçeğinin artık unutulmamasıdır. Bilim dışında bir yol ve çözüm ne yazık ki mümkün değil. Demek ki öyle sadece dua ile, kelle paça ile sirkeli-tuzlu su ile gen safsataları ile salgını önlemek mümkün olmuyormuş.  

Bilimin rehberliğine güvenmeyip ondan başka bir çözüm ve yol aramak öncelikle can ve zaman kaybına yol açıyor. Milyonlarca insan şu sıralar bilim adamlarından gelecek aşı veya ilaç haberlerini dört gözle bekler oldu. Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de, aşı karşıtları, eğer bulunursa Covid-19 virüsü aşısı vurulur mu vurulmaz mı? 

Küresel salgın dışında cehalet, aymazlık ve umursamazlık da bilimin önündeki en büyük engeller. Eğer salgın bu kadar yayıldıysa ve hâlâ engellenemiyorsa bundaki etkenlerden biri de bu cehalettir. O zaman cehaletle mücadele de en az diğer tehlikelere karşı verilen mücadele kadar önemli olmalı. "Bana bir şey olmaz" söylemi sadece söyleyeni değil çevresindeki herkesi tehlikeye atıyor. 

Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler aile, arkadaşlık, dostluk kavramları ile bir arada yaşamayı unutturmuştu bazılarına... Evde kaldığımız şu günler sanırım bunların ne kadar önemli olduğunu hatırlatmıştır. O yüzden sevdiklerinize, sevdiğinizi göstermeyi, onları sık sık aramayı unutmayın, ertelemeyin derim.  

Özellikle yalnız yaşayanlar için karantina günleri evde tek başına vakit geçirmek çok zor. Kitap-dizi-film-iş bir yere kadar. İnsan konuşacak, derdini anlatacak-dinleyecek bir dost, bir arkadaş arıyor. Onların ve ailenin değeri sanırım şimdilerde çok daha iyi anlaşılmıştır. Sonuçta insan sosyal bir varlık, her türlü olanaklar içinde bile yalnızlık zor. Sosyal medya dostlukları en azından şimdilik bir teselli olabilir. 

Tüm dünya olarak çoğunluğun evde kaldığı bu günlerde, bir başka konu da doğanın insandan kurtulunca kendini yenilemeye başlaması oldu. Gökyüzü, deniz ve karayolları ulaşımı azalınca, daha doğrusu insan-doğa ilişkisi minimum düzeye inince, doğaya ve çevreye verilen zarar da minimuma iniyor. Denizler, sahiller, yeşil alanlar, akarsular, hayvan toplulukları vs. bu aralar biraz rahatlamış olmalı. Artık bundan sonra doğayı elden geldiğince korumak,  ona sahip çıkmak en temel görevlerimizden olmalı. 

Artık hepimiz bir an önce normal yaşama dönmeyi, rutin hayatımıza devam etmeyi istiyoruz, bekliyoruz. Evet bundan sonra ekonomik ve sosyal anlamda belki birçoğumuz zor günler bekliyor. İşini gücünü kaybeden, refah düzeyi azalan, çeşitli travmalar yaşayan milyonlarca insan için yaşam, bundan sonra epey zor geçecek ama hayat yine akıp gidecek, enseyi karartmak, pes etmek yok.  

Bu da geçecek, daha gezip görülecek çok yer, okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok müzik, edilecek çok sohbet var. Daha Kadıköy'de Fener'i yeni yendik, orada kazanacağımız çok maç var. Futbolsuz geçen şu günlerde, onlar bizi sevmese de ben Fener'i ve Fenerlileri bile özledim. Kısaca yaşama dair yapılacak çok iş var... 

Her şeye rağmen hayat çok güzel ve yaşamaya değer... Unutmayın sağlığınız yerindeyse ve rahatça nefes alıyorsanız dünyanın en zengin insanı sizsiniz, gerisi boş... 

Kanuni Sultan Süleyman'ın dediği gibi;  

"Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi" 

Sağlık ve sevgiyle kalın..