Karadeniz gazının Türkiye için anlamı

Karadeniz gazının Türkiye için anlamı

22 Ağustos 2020 Cumartesi  |   Günlük

Yaklaşık 50 yıldır Marmara Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’de sondaj ve arama faaliyeti yapan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) 2017 yılında envanterine katılan Fatih gemisinin yaptığı çalışmalarla Batı Karadeniz’de Zonguldak açıklarında bugüne kadarki en büyük doğal gaz keşfini yaptı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tuna 1 adı verilen doğal gaz kuyusundaki rezervi 320 milyar metreküp olarak açıkladı. Bu miktar Reuters haber ajansının bir resmi kaynağa dayandırdığı dünkü haberinde yer alan 800 milyar metreküpün beşte ikisine denk gelse de Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği tüm doğal gazın 14 milyar metreküp olduğu hatırlandığında dikkate değer bir büyüklük içeriyor. 

Türkiye; Almanya, Japonya, Çin, ABD ve İtalya’nın ardından dünyanın en büyük altıncı doğal gaz ithal eden ülkesi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu verilerine göre, Türkiye, 2019 yılında iç piyasasında kullandığı 45 milyar metreküp doğalgaz için 12 milyar dolardan fazla döviz ödedi. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün yaptığı açıklamada Türkiye’nin cari açığı üzerinde en büyük pay sahibi olarak enerji ithalatını gösterdi.

Net doğal gaz ithalatçısı olan bir ülke olarak Türkiye için bu rezervin önemli olduğunu söyleyen Türkiye’nin Eski Katar Büyükelçisi ve enerji uzmanı Mithat Rende, Türkiye’nin Karadeniz’deki başka noktalarda da doğal gaz bulma umudu taşıdığına dikkat çekti. 

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Rende, ‘‘Hiç kuşkusuz bu Türkiye için önemli. Bir kere Türkiye satın aldığı gemilerle derin deniz sondajında sonuç alıyor. Upstream’de (derin sualtı ve veya yeraltı sondajı) başarı kazanıyor. Ancak unutmamalıyız ki bu orta boy bir keşif. Ve şu anda açıkladığımız rezerv, Türkiye için çok kıymetli olmakla beraber henüz kanıtlanmış bir rezerv değil. Şu an açıklanan rezerv Türkiye’nin 7 yahut 7,5 senelik ihtiyacını karşılıyor. Bunu yıllara yaydığımızda Türkiye’nin belli bir süre için doğal gazda dışa bağımlılığını azaltacağı da muhakkak. Üstelik araştırma sahası çok geniş. Yeni sondajlar yapılacak. Benim anladığım yetkililer Limanköy ve Kıyıköy kuyularından da umutlular’’ dedi.

“Müjde” olarak sunulan bu keşfin iddia edildiği gibi Türkiye’yi dış politikada yeni bir eksen değişikliğine götüreceğini sanmadığını belirten Mithat Rende, Karadeniz’deki doğal gazın çıkarılması için Ankara’nın önünde iki seçenek bulunduğuna dikkat çekiyor. 

Eski Katar Büyükelçisi şöyle konuştu:

 ‘‘Derin sularda hele de toprağın altına da girilecekse orada doğal gaz çıkarmak büyük bir uzmanlık gerektiriyor, üstelik de çok maliyetli. Türkiye’nin önünde iki seçenek var. Birincisi, Türkiye bir uluslararası enerji devi ile bir araya gelir. Onunla ortaklık yapar. Enerji şirketi doğal gaz çıkarılması işini finanse eder. Çok pahalı olan yüzer platformu getirir. Doğal gaz çıkarır ve payını alır. İkincisi Türkiye, Karadeniz’deki rezervini kanıtlar. Kanıtlanmış rezerviyle uluslararası finans kuruluşlarının kapısını çalar. ‘Kendi doğal gazımı kendim çıkaracağım. Benim 2,5 ya da 3 milyar dolar finansmana ihtiyacım var’ der. Bence ikincisi zor, ilki daha doğru. Bir de unutmamak gerekir. Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’le kıyasla çok sorunsuz bir deniz. Söz konusu bölge Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi içinde ve hiçbir ihtilaf yok. Ancak bu ‘Türkiye’nin eksenini değiştirecek’ tartışmasını anlamıyorum. Hangi eksenden bahsediyoruz. Herhalde Türkiye, Karadeniz’de doğal gaz buldu diye AB’den NATO’dan çıkacak değil, İran’ın yaptığı gibi Çin’le anlaşma yapacak değil.’’

Rusya ve enerji uzmanı Aydın Sezer ise Karadeniz’de bulunan rezervin şu an için fizıbıl olmadığı görüşünde. 

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Sezer şunları söyledi:

‘‘Türkiye’nin yıllık ihtiyacı 50 milyar metreküp. Şu an henüz ispatlanmamış rezervin büyüklüğü 320 milyar metreküp. Kabaca 6,5 yıllık bir ihtiyaca karşılık geliyor. Düşük bir rezerv. Ayrıca deniz yüzeyinin 3500 metre altında olduğu dile getirildi. Bu kadar derinde bulunan rezerv için yatırım yapmaya değer mi? Derinlik doğal olarak maliyeti arttıracak. 20 Temmuz’da bu rezervin bulunduğu söylendi. Bu kadar kısa sürede tek kuyu açarak böyle bir rezerv açıklanması görülmüş şey değil. Normalde bu tür bir açıklama, 3-4 ay süren çalışmalardan sonra yapılırdı. Bugünkü enerji fiyatlarına bakıldığında LNG 100 dolara geliyor, Rus ve Azeri gazları ise 180 dolara geliyor. Karadeniz doğal gazının bu fiyatlarda rekabetçi olamayacağını söylemeliyim. Kaldı ki benzer derinliklerde Güney Kıbrıs’ta doğal gaz sahaları var. Onlar kayıt altına alındı ama nasıl ticarileşeceği belirsizlik içeriyor. Doğu Akdeniz için benzer beklentiler olduğu açıklandı. Bugünkü açıklama bir müjde olarak sunuldu ama para piyasalarının reaksiyonu da gösterdi ki bu bir müjde değil."

(Hilmi Hacaloğlu, amerikaninsesi.com)

Yazının orijinalini okumak için tıklayın