Kalite kokan müzikli bir hayat

Kalite kokan müzikli bir hayat

20 Ağustos 2020 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci 

Yurt içi veya yurt dışında, yaşamlarını sürdüren ve Korona nedeniyle; çalışmalarını kendi özgün koşullarında farklı alan ve süreçlerde sürdürmek durumunda kalan sanatçılarımızla konuşmayı düşündük, bu kez. Burada ve/veya oradaki eğitimlerini sormak da gerekiyordu. Kendi özgün çevrelerinde iyi biliniyor ve izleniyor olsalar da; hem de şimdi bu aralarda, herkes kendi önünü net olarak görmeye çalışıyor. İkisi yabancı bir ülkede yaşayan genç müzisyen arkadaşlarımıza sorularımız olacak, üç de ülkemizde çabalayan arkadaşlarımıza sorular soracağız… Yazı dizimizin bugünkü bölümünde Sırma var…  

-Kısaca kendinizi tanıtmanızı istiyoruz, başlarken… Ülkemizde ve/veya yaşadığınız, bulunduğunuz ülkelerdeki eğitiminizden söz eder misiniz? Hangi okul veya atölyelerde ne eğitimi aldınız; ülke koşullarına göre, aldığınız eğitim sizce yeterli miydi; eğitiminizi yurt dışında sürdürdüyseniz; aldığınız sonuçlardan hoşnut musunuz? Ve bu bağlamda son bir ekleme daha yaparak, sorumu bitireyim: Acaba; amatör ya da profesyonelce yaptığınız çalışmalar; mesleğinizi ve işinizi ilerletmenizde katkı sağladı mı? 

-SIRMA adı altında yayınladığım solo projem hayatımın merkezinde… O proje kapsamında çıkardığım şarkıların çoğunu tek başıma yazıyor, kaydediyor, düzenliyor ve mix’liyorum. Yani şarkılarımı sadece seslendirmekten öte, müziğimi ilk notasından en son mastering aşamasına kadar kendi başıma üretebilmek adına çalıştım yıllarca… Bu süreçte müzik endüstrisinde yaptığım işler de çeşitlenmiş oldu.

Amerika merkezli Soundfly adlı müzik okulunda şarkı yazımı, armoni, müzik prodüksiyonu ve mixing üzerine eğitim vermeye başladım iki sene önce… Okulun internet yayını için makaleler de yazıyordum arada… Vokal kaydetme, düzenleme ve mix’leme teknikleri üzerine yazdığım bir yazı çok tıklanınca, Soundfly için kendi vokal prodüksiyon dersimi yaratmamı istediler. 2019 yılı boyunca odağımda bu 6 haftalık kurs vardı, içeriğiyle, anlatımlı video çekimleriyle, sesli örnekleriyle… Bir yandan müzisyenlere yönelik yazılar yazmaktan keyif aldığımı fark edince, başka müzik sitelerine ve yayınlarına da başvurdum. Şimdi Soundfly’ın yayını Flypaper dışında, LANDR, TuneCore ve Sonicbids gibi siteler için de müzik yazıları yazıyorum; çoğu müzik prodüksiyonu, müzik endüstrisi ve benzeri konular üzerine… Yaklaşık 2 aydır da Dünya gazetesinin Hafta yayınında “Müziğin İçinden” başlığı altında haftalık köşe yazıları yazıyorum… Bu köşede İngilizce yazılarımın tersine, bir müzisyen olarak müzik ve müzik endüstrisi üzerine görüşlerimi halka anlatan bir platform haline geldi benim için.

Amerika’ya aslında üniversite eğitimim için taşınmıştım. 2009 yılında Robert Kolej’den mezun oldum ve yetenek bursuyla Berklee College of Music’te vokalist olarak, Contemporary Writing & Production bölümünü okumak amacıyla Boston’a taşındım. 2013 yılında mezun olur olmaz New York’a geçtim. Oradayken bir kayıt stüdyosunda staj yapmaya başladım, bir yandan da O-1b yani üstün yetenek vizesine başvurmak üzere portfolyo hazırlıyordum… Sonra vizemi aldım, bir süre farklı farklı işler yaptım, kâh müzik endüstrisinde, kâh biraz müziğin dışında… Özellikle son iki sene içerisinde çizdiğim yoldan memnunum. Kariyerimde bazı taşlar yerine oturmaya başladı. Bazen geriye baktığımda “Keşke öyle yapmasaymışım” ya da “Keşke o dönemde vaktimi daha da iyi değerlendirseymişim” dedirten anılarımla yüz yüze gelsem de, şu anda motivasyonum, yaptığım işlerin kalitesi ve heyecanım yüksek.

Hem Robert Kolej hem de Berklee College of Music’te okumak herkese nasip olmuyor… Elbette böylesine sağlam bir altyapımın olması kariyerime 1-0 önde başlamamı sağladı… Hem eğitimin kalitesi ve okullarımın bahşettiği birikim açısından, hem de çevre açısından.  

-Uzmanlık bağlamında özgün bir çalışmaya katıldınız mı? ‘Master class’ denilen çalışmalara katılabildiniz mi? Acaba, geldiğiniz noktada siz(ler) eğitim veriyor olabilir misiniz?  

-Tabii, ek eğitimlere katıldığım zamanlar oldu, özellikle lise ve üniversite çağında. Lisedeyken caz vokal teknikleri üzerine yoğunlaştığım için radarımdaki okullardan biri de Conservatorium van Amsterdam’dı, oranın havasını solumak adına 5 günlük bir workshop’a gidip katılmıştım18 yaşımdayken. Berklee’de eğitimimi sürdürdüğüm yıllarda Londra’da bir yaz geçirip, London School of Sound’da bazı sertifika programlarına katıldım, elektronik müzik prodüksiyonu ve mixing üzerine… Bir de hem üniversite çağında, hem de mezuniyet sonrası kayıt stüdyolarında stajlar yaparak kendimi geliştirmeye devam ettim.  
Şimdi de Soundfly aracılığıyla internet üzerinden dünyanın dört bir yanındaki müzisyenlere mentorluk yapıyorum. Yarattığım Modern Pop Vocal Production dersini vaktim olduğu zamanlarda kendim öğretiyorum dersi satın alan öğrencilere, bire bir video konferans görüşmeleri ve email üzerinden… Yazdığım dersi buradan inceleyebilirsiniz

Dersin içeriği kendi şarkılarımdan örnekler barındırıyor.

 

 

Şimdi bir de YouTube’ta yeni bir seri başlattım: adı “Studio Monologues”. Bu seri kapsamında şarkılarımı baştan sona nasıl yarattığımı anlatacağım… İlk bölüm, karantina sırasında, İstanbul’da ailemin evinde bir gün içerisinde yazıp, kaydedip, düzenleyip, mix’lediğim şarkım, “How Could We Ever Know” üzerine.

Bu serinin Türkçesi de olacak, adı da “Stüdyo Monologları” olacak. Onun da ilk bölümünün çekimlerini yaptım ama çekimlerin montajını da, genel prodüksiyonunu da kendim yaptığım için, bunca işimin arasında ancak vakit buldukça üzerinde çalışabiliyorum… Dolayısıyla istediğimden yavaş ilerliyor bu proje, ama montajı biter bitmez Türkçe versiyonunun ilk bölümü de yayında olacak YouTube kanalımda. Hedefim bu ay içerisinde tamamlamak.

-Korona kısıtlamaları nedeniyle çalışmalarınızı hangi boyuta taşıyarak sürdürdünüz? Burada veya oralarda konser, festival, albüm çalışmalarınız oldu mu?

-Ben son iki senedir evden çalıştığım bir düzene yavaş yavaş geçiş yapmıştım. Normalde New York’taki ev stüdyomdan çalışıyordum, karantina sırasında İstanbul’da mahsur kalınca, İstanbul’dan işlerimi sürdürmeye devam ettim… Tabii ki buradaki ekipmanlarım, New York’taki ev stüdyo ortamımın yerini tam anlamıyla tutmuyor ama halime şükredip, kendimi olabildiğince işlerime vermeyi başardım bu süreçte. Bahsettiğim rutin çalışmalarım henüz sekteye uğramadı, solo projem için şarkılar da üretme şansım oldu tabii… Ben son üç senedir hep single’lar, EP’ler, ortak çalışmalar yayınladım ama önümüzdeki sene için bir albüm yayınlama hayalim var aslında. Zaman ne gösterecek bilinmez tabii…

-Yaptığınız işler sizi yeterince hoşnut kılıyor mu; devamında neler yapmayı tasarlıyorsunuz?

-Albüm! Başından sonuna kadar sadece benim imzamı taşıyan bir albüm yapma hayali var gündemimde. Ne kadar hızlı bir şekilde hayata geçirebileceğim meçhul; hiç boş oturmadığım için, ama yakın vade planlarımın başında yer alıyor hayalimdeki albüm.

Açıkçası internet üzerinden konser verme konusuna da sıcak bakıyorum, ama henüz böyle bir etkinlik için hazırlık yapmaya vaktim olmadı. Ona da sıra gelecektir elbette…

Şu an halimden memnunum, çünkü halime şükretme psikolojisiyle yaşıyorum. Sanki hep zamana karşı yarışırken ilk defa bir avantaj yakalamışım, zaman durmuş ve ben öne geçmişim gibi hissediyorum kariyerimde yol kat ettikçe bu süreçte… Hem işlerime yoğunlaştıkça, pandeminin bitmesini beklediğimiz haftalar, aylar daha çabuk geçiyor.

-Elbette ki yaşadıklarınıza ilişkin sosyo politik değerlendirmeler de yapmak istiyorsanız, bunu okuyucularımız büyük bir hoşnutlukla öğrenmek isteyecektir. Deneyim ve paylaşmak, sahici ve kalıcı değerler yaratabilen bir etmendir…

-Kadın cinayetleri politiktir. İstanbul sözleşmesi yaşatır.