Kafkasya'da ne oluyor?

Kafkasya'da ne oluyor?

18 Temmuz 2020 Cumartesi  |   MG Özel

Fuad Safarov, Moskova

12 Temmuz'da Azerbaycan-Ermenistan sınırının Tovuz bölgesinde başlayan silahlı çatışmalarla Kafkasya’daki anlaşmazlık uzun bir aradan sonra uluslararası gündemde yeniden ön sıralara yerleşti.  

İki ülke arasındaki ihtilaf 1988 yılında yani daha Sovyetler Birliği döneminde başladı. O dönemde gerilimi ilk tetikleyen Azerbaycan'a bağlı Karabağ bölgesinde Ermenilerin protesto gösterileri oldu. Karabağ’ın Bakü’den tek yanlı bir kararla bağımsızlık ilan etmesiyle başlayan savaş 1994 yılına kadar sürdü, iki taraftan asker kaybı 40 bine yaklaştı. Karabağ’da yaşayan bir milyon civarında Azerbaycan Türkü de evlerini terk etmek zorunda kaldı. Üstelik Ermeniler sadece Karabağ’ı değil Azerbaycan topraklarının bir bölümünü de ele geçirdi. Aslında, Türkiye dahil dünya kamuoyunun pek bilmediği bir gerçek daha var: Karabağ'da patlak veren olaylardan 1 yıl önce, 1987 yılında Ermenistan'ın bazı bölgelerinden Azerilerin zorla kovulması hatta öldürülmesi olayları yaşandı. Bu gerçek Aleksandr Prohanov ve Maksim Şevçenko gibi ünlü Rus gazeteciler tarafından da sık sık dile getirildi. Sonuçta uluslararası kamuoyu Karabağ’ı hala hukuken Azerbaycan’ın parçası saysa da bölgedeki fiili işgal sürüyor.  

Peki, son günlerde ne yaşandı?   

Ermenistan tarafının iddiasına göre, Tovuz bölgesinde Azerbaycan ordusuna ait UAZ tipi bir askeri cip sınırı ihlal ederek saldırı girişiminde bulundu. Azerbaycan tarafı ise, söz konu bölgedeki askerlerinin rutin devriye görevi sırasında silahlı saldırıya uğradığını söylüyor.  

Ancak Erivan’ın açıklaması, Ermenilere sempati duyduğu bilinen ünlü Rus gazeteci Vladimir Solovyov’u bile ikna edemedi. Solovyov, çatışmaların başlaması üzerine televizyon programında Ermenistan'ın Moskova Büyükelçisi Vardan Toganyan ve Azerbaycanlı gazeteci Nicat Haciyev'i konuk etti. Ermeni tarafının "sınır ihlali" iddiasına Solovyov alaycı bir dille, "Biz ciddi insanlarız! Azerbaycan ordusu mükemmel bir şekilde donatılmış durumda. Azerbaycan yönetimi, orduyu modernize etmek için önemli kaynak ayırıyor. Ne yani şimdi Azerbaycan bir ciple sınırı mı ihlal etmeye kalkıştı" diye sordu.  

Azerbaycan tarafı bu saldırının provokasyon amaçlı olduğunu söylüyor; Bakü'deki kaynaklar, “Böyle bir niyetimiz olsa Tovuz bölgesinde değil, işgal altındaki Karabağ topraklarında operasyon yapardık” diyor.   

Azerbaycan tarafına göre, Ermenistan, Bakü’nün karşılık vereceğini bildiği için saldırıyı planladı. Bunun perde arkasında ise bazı siyasi hesaplar var. Ermenistan'a saldırı aynı zamanda Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi bir ülkeye saldırmak anlamına geliyor. KGAÖ 7 Ekim 2002 tarihinde kurulan ve Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Belarus ve Ermenistan'ın üye olduğu bir askerî ittifak. Daha önceki çatışmalar (en son 2016 yılında) Karabağ bölgesinde yaşandığı için Ermenistan KGAÖ ittifakını anlaşmazlığa müdahil edemiyordu. Çünkü uluslararası toplum, işgal altındaki Karabağ'ın hukuken Azerbaycan'ın toprağı olduğunu kabul ediyor.   

Şimdiki durumda ise çatışmalar Azerbaycan-Ermenistan sınırında yaşanıyor. Fakat Erivan'ın destek beklentisi büyük olasılıkla boşa çıkacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de, "Ermenistan dışında kalan tüm KGAÖ üyeleri bizimle dost ülkeler" sözleriyle bu beklentinin gerçekleşmeyeceğini ima etti.  

Bakü’deki kaynaklara göre, olayları bilinçli tırmandıran Ermenistan Moskova'ya şu mesajı vermeye çalışıyor: "KGAÖ hiçbir şeye yaramıyor. Bakın Azerbaycan bize saldırıyor, sizin sesiniz bile çıkmıyor. Bu durumda çareyi Batı’da aramak zorunda kalabiliriz."   

Bunlar Azerbaycan’ın görüşleri.  
 

 

Peki Ermenistan tarafı ne diyor?  

Ermenistan ise, "Azerbaycan'da ekonomik durum iyi olmadığını, koronavirüs pandemisi nedeniyle halkın daha da yoksullaştığını ve bu koşullarda hükümetin kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmeye çalıştığını" söylüyor.  

Bazı Ermeni uzmanlar ise daha da ileri giderek, Ayasofya'nın ibadete açılmasıyla Türkiye’nin Azerbaycan'a destek vermesi arasında bağlantı kuruyor ve bunun Ankara'nın “Yeni Osmanlıcılık” siyasetinin bir parçası olduğunu iddia ediyor.  

İddialar ve suçlamalar bir yana değişmeyen gerçek, Azerbaycan topraklarının yaklaşık 30 yıldır işgal altında tutulması ve bir milyon kişinin evlerine dönmek için yıllardır beklemesi.  

Ateşkesin 1994 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana iki ülkenin liderleri defalarca görüştü ancak hiçbir sonuç alamadı. Ermenistan’ın statükoyu koruma ısrarı nedeniyle hiçbir adım atmamaya yanaşmaması Bakü’yü kızdırıyor. Üstelik, Ermenistan işgal altında tuttuğu yerlerde Suriye'den gelen Ermeni mülteciler için konutlar da inşa etmeye başladı. Bu da Azerbaycan toplumunun sert tepkisine yol açıyor. Hafta içinde başkent Bakü'de on binlerce genç, "Savaşa katılmak istiyoruz! Bize silah verin!" diye sloganlarıyla meydanlara indi.   

Azeri-Ermeni ihtilafında Rusya’nın konumuna gelince...  

Moskova kuşkusuz bölgedeki anahtarı elinde tutan güç kabul ediliyor fakat son 2 yılda Rusya-Ermenistan ilişkilerinde de "görünmeyen bir gerginlik" yaşanıyor

Sokak gösterileri sonucunda iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan her ne kadar Rusya’dan “dost" diye söz etse de, ülkedeki gelişmeler Moskova'nın hoşuna gitmiyor. Erivan yönetiminin tutukladığı eski Rus yanlısı siyasilerin arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile arası çok iyi olan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan da var. Kısa süre önce Rusya'daki Ermeni kökenli iş adamlarının topladığı 4 milyon dolar kefaletle Koçaryan serbest bırakıldı. Bunlara ek olarak Ermenistan'da son günlerde Rusya karşıtı gösteriler de yapılıyor hatta Rus üssünün boşaltılması talepleri yüksek sesle dile getiriliyor.

Başkent Erivan'da 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyetlere karşı Nazilerle iş birliği yapan Garegin Njde'nin dev bir anıtı açılmış, Moskova sert tepki göstermişti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de geçen yıl yapılan bir Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) zirvesinde Putin'in önünde bu olaya sert tepki verdi. Rus uzmanlar, eski Sovyet coğrafyasında en büyük ABD elçiliğin Ermenistan'da bulunduğuna dikkat çekiyor. Rusya, Ermenistan'ın Ukrayna ve Gürcistan gibi "Batı'nın arka bahçesi olma yolunda" adımlar attığını düşünüyor.   

Kesin olan, Rusya’nın bölgede savaş istememesi ve her şeye rağmen iki ülkeyle ilişkilerini iyi tutmaya çalışması. İşte bu nedenle Rusya, son olayların ardından arabuluculuk yapabileceğini açıkladı.

Türkiye'nin de yakından izlediği silahlı ihtilafın yayılarak Karabağ'a da sıçraması ise yakın gelecekteki en büyük tehlike görülüyor.

İlgili yazının linki: http://medyagunlugu.com/haber/8-soruda-karabag-sorunu-47492