Kadınlardan öğrenemeyeceğiniz şeyler

Kadınlardan öğrenemeyeceğiniz şeyler

24 Nisan 2016 Pazar  |   Köşe Yazıları

İsmi lazım değil, bir ilimizin, bir ilçesinin, bir partisinin, bir şey başkanı, konuşmakta olan bir kadının mikrofonunu kapatarak, "Bizim kadınlardan alacağımız eğitime ihtiyacımız yok" dedi.
Ben de düşündüm, gerçekten kadınlardan neler öğrenilemez diye. Sonra adamcağıza hak verdim, bu aşağıda yazdıklarımı kesinlikle kadınlardan öğrenemezsiniz efendim! 

Mesela, hiçbir kadın, protesto gösterisi yapan ama aynı fikirde olmadığı insanlara, sırf aynı fikirde değiliz diye, eline satır, bıçak filan alıp sokaklara fırlayıp, insan kovalamaz! Böyle bir eylem biçimini erkeklerden öğrendik biz ama yapacağımızı düşünmüyorum, yani etkisiz bir eğitim biçimi.

Hiçbir kadın futbol maçına gidip, tuttuğu takım yenilince, eline döner bıçağı alıp karşı takım taraftarını kesmeyi düşünmez, ya da statta oturduğu sandalyeyi söküp bir diğer taraftarın kafasına bununla vurmayı da aklından bile geçirmemiştir. Bunu da erkeklerden öğrendik, bu da dikkate alacağımız bir eğitim değil maalesef.

Ben hiçbir kadının boğazını temizleyip "haark, tuuuu" diye, araç camından ya da yolda yürürken tükürük fırlattığını da görmedim! İşte bu güzel hareket de bazı erkeklerde gördüğümüz ama neyse ki benimsemediğimiz bir hareket.
Sonra, hiçbir kadının pantolonunun önüyle ya da burun deliklerinin içindekilerle, alenen, uluorta öyle oynadığına da tanık olmadım! Herhangi bir işimize yaramayacak olsa da bu konuda bize erkeklerin eğitim vermesi gerekecek. 

Hiçbir kadın vekilin ben parlamentoda konuşurken erkekler tarafından sözü kesildiğinde, "bir erkek olarak sus!" dediğini hatırlamıyorum, dememiştir, demez. Niye desin zaten, deli mi o canım! Burayı da pas geçelim.
Hiçbir kadının, bir erkeğe, "bundan böyle sen evimin erkeği olacaksın, zaten sen bir çiçeksin" diyerek evinde süs bitkisi olarak erkek yetiştirmeye yeltendiğini de görmedim! Bu konuda erkeklerden öğrenecek çok şeyimiz var ancak ben bunun da bizim lehimize olacağı kanaatinde değilim açıkçası. Belki de bizi çiçek olarak bırakmalarına razı olmalıyız, yoksa evin altını üstüne getiriyor bunlar, vallahi 2 ay uğraşsan toparlayamazsın, mutfak fayanslarında salçalar, banyoda, lavaboda kıllar, ayyy sad

Toplu taşıma araçlarında hiçbir kadının bir erkeğin önüne ya da arkasına malum amaçla yaslanmaya çalıştığını da görmedim, duymadım. Eğitim şart tabii!

İstisnaları muhakkak var ancak yine de çoğu kadının, dünya üzerinde yaşayan yaklaşık 3.5 milyar erkeğin hepsiyle cinsel beraberlik fantezisi kurduğunu da düşünmüyorum. Buna eğitime de gerek yok, sağolun, almayalım.

Sinirlenen kadınlar küfrederken "erkek cinsel organını içine almak" anlamına gelecek cümleler sarfetmez. (Gerçi sarfetse, pek çok erkek de buna itiraz etmezdi.)  Erkeklerden bu konuda hemen her yerde, her an zaten günlük eğitimimizi almaktayız, fazlasını kaldırabileceğimizi sanmıyorum, tamam, anladık, yeter.

Bazı erkekler kötü araba kullanıyor, iyi park edemiyor diye bütün erkeklerin kötü sürücü olduğunu, erkeklerin trafiğe çıkmaması gerektiğini iddia etmez kadınlar. Ayrıca pek çok kadının sürücü eğitimini veren de bir erkek oluyor. Kardeşim ne biçim eğitim veriyorsunuz bize ki muazzam bir titizlikle park ettiğiniz o iki aracın arasına giremiyoruz biz? Hayret yani!

Annelik meselesine hiç girmiyorum, girsem, feci yenilgi hissine kapılarak saldırganlaşan erkekler olabilir. Haydi, geçelim bu en hassas konuyu.
"Kadınlar da insandır" diyen adam oldu bakın. Kendini bu kadar evrenin dışında görebilmek de bir erkeğe nasip oldu, tebrik ediyorum kendisini buradan.

Bütün bu yazdıklarımdan, kadınların sadece zarif, narin, hassas birer varlık olduğu, her ezildiğinde tuvalete koşup ağladıktan sonra, yenilmişlik duygusuyla bir şeylerden vazgeçtiği anlaşılmamıştır umarım. 

Aynı anda evdeki, işteki, tarladaki, fabrikadaki sorumlulukları, annelik sorumlulukları, eş, evlat, kardeş sorumluluklarını üstlenebilen kadınlardan bahsediyoruz.

Ne feministim, ne cinsiyetçi, ne de erkek düşmanı. Pek çok rolümüz bize toplum tarafından giydirilmiş roller.  Klişe olacak ama mesela insan olabilmekte elbette. O nedenle her insanın bir başka insandan öğrenecek şeyi mutlaka vardır. Hatta biz insanlar kimi zaman diğer canlılardan da öğreniriz. Öğrenmek zaten canlılara özgü bir yetenek değil mi? 

O adam, "bizim gençlerden öğrenecek bir şeyimiz yok, bizim otobüs şoförlerinden, büfecilerden, milli piyango satıcılarından, gazeteciden, mimardan, ayakkabıcıdan v.s. öğreneceğimiz bir şeyimiz yok" deseydi de aynı şeyi hissederdim sanırım. Bir kere "biz" kim?
Ayrıca, konuşmakta olan birinin sözünü topluluk önünde, mikrofonunu kapatarak kesmemesi gerektiğini -kadın, erkek farketmez- birilerinden öğrense iyi olur, zira bu hiç de hoş bir davranış değil ama üzülmesin görgü kuralları kadınlar dışında erkeklerden de öğrenilebilir.

Ne tüm erkekler şöyledir, ne de tüm kadınlar böyledir diyebileceğimiz bir genellememiz olamaz. Tabiidir ki, iki cins arasında biyolojik, fizyolojik farklılıklar var. Ancak sosyal, hukuki, vicdani anlamda hepimiz eşit bireyler olarak kabul edilmeliyiz. 

Birbirimizden ayrı olmamız mümkün değil, iyi ki de değil.
Sevgilersmiley