Kadınlar ve erkekler

Kadınlar ve erkekler

29 Haziran 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Dr. Atilla Özmumcu

En başından yazayım; istisnalar kaideyi bozmaz. Bakire kadın arıyorlar çünkü cinsel performanslarının kimseyle kıyaslanmasını istemiyorlar. Edilgen ve tecrübesiz kadınlarla evlenmek istiyorlar. Ama aslında hayat arkadaşı değil ömürlük hizmetçi arıyorlar.

Hizmetleri yapılırken de kayıtsız şartsız itaat bekliyorlar. Her kadın bedeninde hak iddia ediyorlar, bir kadınla beraber olduklarında ise onun sahibi gibi davranıyorlar. Başka bir erkeğin kendi yaptıklarının aynını yapıp hak talep ettiğinden kuşkulandıklarında erkeğin değil kadının canını alıyorlar.

"Ben sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum" deyip kadınları ömür boyu hapse mahkum ediyorlar. Aşağılık komplekslerinin ve kendilerine güvensizliklerinin adına kıskançlık diyorlar ve naylon aşklarını ve sevgilerini bu kıskançlık ile ölüyorlar.

Özgür düşünen, güçlü, kişilikli kadınlardan korkuyorlar çünkü kifayetsizliklerini karanlıklara saklamaya çalışıyorlar. 
Kendileri her haltı yeyip beraber oldukları kadınları kuru kafa masalarda skorborda yazılı rakam gibi anlatmayı marifet sanıyorlar. 

Ama bir kadın ''Hayat benimdir, bedenim hayatıma aittir" derse ya kadının adını çıkartıyorlar ya da hayatlarını alıyorlar. Bundan da pişman olmak şöyle dursun gurur duyuyorlar.

Ahlakı kendi kişiliklerinde kaybedip kadınların bacak aralarında arıyorlar. Ulu orta sarhoş masalarda kendi kaybettikleri namuslarını tekrar kazanabilmek için hayatlarındaki bütün kadınların canını çıkartıyorlar.

Aslında anlamıyorlar; namuslarını kadınlar  kazandırırken kendileri kaybediyorlar.

Aile içi faşizmi başlatıp acımasızlıklarını oğullarına  alıyorlar ihtiyaç duyduklarına kendi öz kızlarını, öz oğullarına Fırat'ın derin sularına attırıyorlar.

2002-2019 yılları arasında 15.600 kadın öldürülmüş.

Öldürülen kadınların yüzde 41’i anne, yüzde 2’si hamileymiş.

Kadın Güvenlik Endeksi’nde Türkiye 167 ülke arasında 114’üncü sıraya inmiş.

Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporunda ise 153 ülke arasında 130. sıraya yerleşmiş. 

Kadın cinayetleri %471 artmış.

"AKP'den önce kadının adı yoktu" demiş bir kadın milletvekili. Tüm saygımla sormak isterim; AKP'den sonra kondu mu peki kadının adı?

Peki kimdi kadın ve adı neydi?

J. Saul şöyle tanımlamış kadını; "Beş bin yıldır kadın; kölenin kölesi. Ücretli kölenin evdeki hizmetçisi. Köylünün namusu. Küçük burjuva aydınının içki sofrasında mezesi ve ilişki albümünde yeteneğinin övüncesi. Kapitalist pazarın cinsel metası. Dindarın kapatması. Tanrının şeytanı. Erkek avcıların gülü, sözde aşk meleği. Oysa o,insanı “Rahminde” var edip, yaratan! Emziren, emeği ile büyüten yani tüm insan toplumunun sahibi…” 

Nazım Hikmet ise  kadınları şöyle anlatıyor;

“Ve kadınlar

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız."