Kadına şiddet ve medya

Kadına şiddet ve medya

27 Kasım 2019 Çarşamba  |   Günlük

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kadın Gazeteciler Komisyonu, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle “Medyada Kadına Yönelik Şiddet Haberleri ve Sorunlar” toplantısı düzenledi.

TGC Başkanı Turgay Olcayto “Kadın hakları ve insan hakları açısından çok tehlikeli bir gidişteyiz. Önlemenin bir yolu olmalı, yılda 300 kadın öldürülüyor. Bunu önlemenin yolunu  ülkenin aydınlık insanları yaratacak, başka çaresi yok. Erkekler tarafından kadınlara reva görülen şiddet insanlık suçu haline dönüşüyor. Bu nedenle bu önemli günde kamuoyunu duyarlı kılmak için bu toplantıyı düzenledik” dedi. 

Moderatörlüğünü Kadın Gazeteciler Komisyonu Başkanı Ayşegül Aydoğan Atakan’ın üstlendiği toplantıda İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ve TGC Yönetim Kurulu üyesi, Kadın Gazeteciler Komisyonu Koordinatörü Göksel Göksu konuşmacı olarak yer aldı.

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Moroğlu konuşmasında medyanın kurbanı değil, katili teşhir etmesinin önemine dikkat çekti, medyanın kadın cinayeti haberlerinde  "aşıktı, sevdi, öldürdü.." diye gerekçe üretmemesini istedi. Kadın cinayetlerinde kadının düğünden ya da bir eğlence ortamında çekilmiş fotoğrafının kullanılarak “kadın da hak ediyor” anlayışının yerleştirilmesinin yanlışlığını ifade eden Moroğlu, konuşmasında İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasının önemini vurguladı.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Güllü ise, “Adana’dan başladık Tunceli’ye kadar gittik. Gitmediğimiz il yok. Kadına şiddeti konuşuyoruz. Uygulanmayan yasalar var ama konuşmadığımız kadar konuşuyoruz. Farkındalığı artırmalı ve yola çıkmalıyız” diye konuştu.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Komisyonu Koordinatörü Göksu ise Özgecan cinayetinin toplumda yarattığı etkiyi hatırlatarak şunları söyledi:

“Mağduru değil, katili haberleştirmeliyiz. Örneğin Özgecan Aslan cinayetinde evinin önünde ailesine sorular soruldu, acıları büyütüldü. Aileye acılar tekrar tekrar anlattırıldı. ‘Önce bana, bize anlatsın’ yarışı aileyi yaraladı. O süreçte ben de haberci olarak katili haberleştirdim. Ailesini, yaşadığı mahalleyi, çalıştığı minibüsle ilgili haber yaptım. Annesini, babasını bıçakladığını, girdiği sınavları kazanamamasına rağmen şoförlük yapmaya devam ettiğini haberleştirdim. Kadına yönelik şiddet haberlerinde kullandığımız dile çok dikkat etmeliyiz.”

(TGC)