İşte, demokrasimizdeki ilkelliğin nedeni

İşte, demokrasimizdeki ilkelliğin nedeni

29 Mart 2016 Salı  |   Köşe Yazıları

Hatibin Başbakan ve bakanlara, çok afedersiniz kıçını dönerek konuştuğu, Başkan'ın da onun sırtına 10 metre geriden baktığı, hatiple salondakiler arasında belki 20 metre ve "çiçek bahçesi" bulunan bir Meclis, ülkenin ne kadar bozuk bir iletişime sahip olduğunun ve ilkel demokrasinin en somut kanıtı olsa gerektir!
İletişimde, göz göze bakmak, el kol hareketleri, beden dili çağdaş dünyada artık bir bilim dalı. Göz göze bakışma tarzınız, beden diliniz, el kol hareketleriniz anlattığınız konunun %50'sine katkı sağlamakta. Bu tavırlarınızla ya yalan söylüyorsunuz ya samimisiniz ya da üzgünsünüz, vs. her şey anlaşılmakta. 

Afedersiniz ama kıçını dönerek konuştuğun biri seni ne kadar kaale alır! Veya 20 metre öteden sesini mikrofonla ilettiğin birileri senin duygularını algılayabilir mi? Dikkat edin, hükümet çoğu zaman ya dinlemiyor ve aralarında konuşuyor ya da yerinde yok zaten!
Krala başkaldırıp modern demokrasi yolunda ilk meclisi kurduran Birleşik Krallık derebeyleri-lordları ve sonradan avamları, sağlı sollu birbirlerinin gözünün içine bakarak 2 kılıç mesafesi aralıkta tartışmakta 800 yılı aşkın bir süredir. Ortada bir başkan, sağda iktidar partisi ve ön sırada kabine üyeleri, solda tüm muhalefet...Göz göze, diz dize geleneksel olarak tam 2 kılıç mesafesi uzakta, ilk sıraların hemen önündeki kırmızı çizgileri de aşmak yasak, kılıç saplanabilir! Kırmızı çizgiyi aşma lafı da buradan galat!

 

Bizde hükümet, normal sıralarda oturacağına, yürütmenin yasamaya baskısını afişe eder şekilde ayrıcalıklı bir köşede hatibe arkadan bakarak onda, arkasında dikilmiş ne yaptığına bakan öğretmen veya veli stresi yaratırken, söylediklerini de ilk giriş cümlesindeki gibi ama kibarca tersinden dinliyor! En az Başkan kadar tüm salona hakim, vekillere; ''gözüm üstünüzde ha...'  üstten bakan pozisyonu da cabası.
Hatiple vekiller arasındaki boş alan ise, tarafları kızıştıran, uzaktan dayılanma fırsatı veren bir Kırkpınar meydanı psikolojisi yarattığından, kavga dövüş, sataşma bol bol... Daralt meydanı, koy bak hepsini diz dize, göz göze kimse dalaşamaz! Mahalle kavgalarında uzaktan birbirine laf atarak başlayan hırlaşmalarda, gittikçe kavgaya yaklaşırken yok mu bizi ayıran tavırları hakimdir kavgacılara! Bizim hatiple, salon arası boş meydan tam bu mahalle kavgasına uygun bir ortamdır...Ayırmaya ve katılmaya gelene bolca alan mevcut! 
1997'de 22 milyon TL'ye baştan aşağı yenilenen, sonra çeşitli yolsuzluklarla Meclis Başkanı dahil yargılamalara yol açan son Meclisin tadilat gerekçesindeki TBMM açıklamasına bir bakın:

''TBMM'nin çatısı altındaki en önemli hacim olan Genel Kurul Salonu, mimari yönden, yapıldığı dönemin otoriter devlet ve demokrasi anlayışını yansıtmakta idi. Bunun sonucu olarak; Genel Kurul Salonunda, milletvekilleri tek bir aks üzerinde Başkanlığa yönelerek oturmaktaydılar. Birbirlerini görerek karşılıklı tartışamamakta, en kısa bir konuşma zorunlu olarak otoritenin kürsüsünden yapılmaktaydı.''

Breh breh Eskisine laf atarak, daha beterini yapan ve gerçeğe aykırı bu gerekçenin üstünden daha birkaç yıl geçmeden ANAP'lı Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, TBMM Genel Kurul Salonu'nun yenilenmesine ilişkin olarak bakın ne diyor:

"Burada bir eksiklik var.  O zaman düşünülmesi gerekirdi. Kürsü, Bakanlar Kurulu'na sırtını dönerek konuşuyor. Hatiplerin ihtiyacını karşılamıyor ve hatipler bakanların gözlerine bakarak konuşmak ihtiyacını duyuyorlar."

Türkiye'deki tüm siyasi geçimsizliklerin, tüm faşizan tavırların, tüm aksak demokrasinin nedeni TBMM Genel Kurul salonunun yapısıdır ve bu salonun vekiller üzerindeki psikolojik etkilerinin ama esas tüm topluma, demokrasiye ve devlete etkisinin derhal incelenmesi için başta psikologlar, tüm bilim insanlarını göreve davet etmek gerekir!