İşçilerin insan olması

İşçilerin insan olması

4 Haziran 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak

Yanılmıyorsam İsveç İçişleri Bakanı söylemişti 1960 yılları başında: “Biz işçi istedik, Türkiye bize insan yolladı.”

Sadece kapitalizmin normal sonucu deyip geçemeyiz bu trajikomik durumu.

Evet, trajikomiktir bunu söyleyen İsveçli Bakan’ın bunu söylerkenki hâli.

Kapitalizmin tüzel kişiliği içinde boğulmayabilirdi. Boğulmayı seçmişti ki son anda öksürerek içindeki tuzlu suyu dışarı püskürtme yoluna gitti.

Bunu söyledikten hemen sonra siyasetten istifa edip dünya turuna çıkmış ya da çiçek veya zerzevat yetiştirmeye başlamış olsaydı kişisel vicdanı onu yönlendirdi diyebilirdik belki ama hayır, siyasete bütün hızı ile devam etti. Çünkü yabancıydı artık insanlığa, sahip olduğunu sandığı her şey aslında ona sahipti. Mesleğinin siyasetin makamının sustalı maymunuydu.

Bugün itibarı ile diyebilirim ki, insanlık en başından beri kapitalizmin merhalelerini yaşadı, bir dönem Karl Marx, bu gidişatın tekerine çomak sokmaya çalışmış ve o tekeri durdurabilecek verileri ortaya koymuş olsa da, ne yazıktır ki Marx’ı Marksistler hiç anlamazken, kapitalizm tüzel kişiliği Marx’ı çok iyi anlayarak, Marx sonrası kapitalizmi inşa etmeye başladı.

“Ne mi yaptı” diye soracaksanız, “zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri olmayanlara” asla kaybetmek istemeyecekleri şeyler sundu. Kol saatinden, çakmaktan tutun da orta halli bir otomobil, sosyal konut adı altında içinde buzdolabı, gaz ocağı da olan konutlar ve asıl önemli olarak da iş, sosyal sigorta ve benzerleri.

Kim, hangi işçi işinden olmak ister ki, hele de “burjuva ya da patron” kavramlarını Türkçeye çevirmekle çok matah bir iş yaptığını sanan Marksistler, bir de baktılar ki kurtarmaya uğraştıkları işçilere, “karınlarını doyuran işi- işleri veren işverenlere karşı” işçileri örgütlemek gibi absürd bir durum yaratmışlar. Büyük, çok büyük yanlış oldu burjuva-patron-kapitalist kavramı yerine “işveren” kavramını ikame etmek. Bu işveren ikamesinden sonra daha da zor oldu işçilere asıl iş ve değer yaratan gücün onlarda olduğunu anlatmak.

Vaaz veren sözüm ona Marksistler ve iş veren işverenler.

İşçi vaazı mı seçecekti yoksa işi mi?

Hâlimize ve hâline bakın dünyanın ne olduğunu görürsünüz.

AKP’den tutun da, Demokratlara, Cumhuriyetçilere, Hristiyan Demokratlara, UBP’ye kadar dünyanın her devletinde kapitalizme emperyalizme hizmet eden partiler, işçilerin oyları ile oradalar.

Dünyanın her yerinde işçiden yana olduğunu iddia eden partiler en az oyu ve desteği işçilerden alıyor.

Yoksa İsveçli Bakan yanılmış mıydı?

Yoksa, neredeyse hiçbirimiz insan değil de üretim ve tüketim eşyaları mıyız?..