İnsanoğlu ve şiddet

İnsanoğlu ve şiddet

26 Nisan 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

"İnsan en acımasız hayvandır" diyor Friedrich Nietzsche...

Tüm canlılara bakıldığında, kendi türüne karşı en acımasız, en gaddar ve en vahşi davrananın insanoğlu olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. İnsanlığın ortaya çıktığı andan günümüze gelinceye kadar insanlık tarihi incelenecek olursa bu vahşet ve şiddet çok açık görülür. 

Genel olarak tarih boyunca güçlü olanların kendi gibi olmayanlara, kendi gibi düşünmeyenlere yaşama hakkı tanımadığı ve diğerlerini sadece öldürmekle kalmayıp, malına mülküne, her türlü zenginliklerine de el koyduğu görülür. Yani bu anlamda insanoğlu sadece vahşi ve acımasız bir katil değil, aynı zamanda yağmacı, soyguncu ve hırsızdır. 

İşin daha da garibi bütün bunları yapanlar, yaptıklarını aklamak, haklı çıkarmak için yasaları, kuralları ve dinleri amaçları uğruna kullanmaktan çekinmemiştir. Kazananlar kendilerini daima haklı çıkaracak gerekçeler bulurken, kaybedenleri ise daima suçlu, hain ve haksız ilan etmişlerdir. 

Tarih boyunca insanların birbirine karşı uyguladığı şiddetin farklı nedenleri olmuştır. Bazen rengi farklı diye, bazen dini/mezhebi farklı diye diğerlerini öldürdüğü ya da  şiddet uyguladığı görülür. Milliyeti, etnik kökeni, cinsi ya da cinsel tercihleri, hatta tuttuğu takım farklı diye öldürülen, baskıya, şiddete maruz kalanlar da vardır. 

Bazen Hristiyanlar/Müslümanlar kıyıma uğrarken, bazen zenciler, bazen bölgenin yerlileri, bazen sosyalistler ve komünistler, bazen yahudiler veya farklı etnik gruplar toplu kıyımlara uğramışlardır. 

Hatta aynı dine, aynı tanrıya, aynı peygambere inandıkları halde farklı mezheplerden oldukları için dışlanan, çeşitli baskılara ve zulme uğrayan insanlar da azımsanmayacak ölçüde çoktur. 

Bazen dünyanın öteki ucu Avustralya'da camide, bazen adını bile duymadığınız Sri Lanka'da kilisede kıyıma uğrarken, bazen yan mahallenizdeki küçük bir kız çocuğu bu vahşet ve şiddetten nasibini alır. 

Peki bu vahşetin ve şiddetin nedeni nedir? Neden insanoğlu yüzyıllardır bu zulmü diğerlerine yapar? Bunu tek bir nedenle açıklamak elbette çok zor. İktidar hırsı, tahammülsüzlük, cehalet, bencillik, hayvani dürtüler, sürekli kazanma isteği, kin ve intikam, nefret ve kıskançlık, sürü psikolojisi... Saymakla bitmez. 

Oysa hepimizin ortak paydası olarak sadece İNSAN olmayı becerebilsek, güç/iktidar hırslarından, mal mülk hırslarından uzak, birlikte yaşamayı becerebilsek, dünya şu an olduğundan daha yaşanılabilir bir yer olmaz mı? 

Bölüşmek, paylaşmak, kimseyi ötekileştirmeden barış içinde birlikte yaşamak çok mu zor? 

Ne yazık ki çağlar boyunca gelişen yasaların, insan hakları, temel hak ve özgürlük kavramları ne kadar gelişirse gelişsin insanoğlunun içindeki bu iktidar hırsını, diğerini yok etme, ezme hırsını tamamen bitiremediğini görüyoruz. 

İlkel dönemlerde bir başkasının avlayıp kendi ve ailesi için emek verdiği avı/yemeği çalıp uğraşmadan yemek için öldürenler, bugün başta Orta Doğu olmak üzere Afrika'nın, Asya'nın değişik bölgelerinde birbirini boğazlıyor. 

Gazetelerin ya da televizyonların cinayet/tecavüz/şiddet haberlerini okurken/dinlerken "yok artık bu kadar da olmaz" dedirten nedenleri bazen tüylerimizi diken diken ediyor. Üstelik öldürenlerin ya da vahşice saldırılara maruz kalanların bir bölümünün de en yakınları, anne- baba- eş- kardeş ya da çocukları olması bile hiçbirimizi şaşırtmıyor. 

Habil ve Kabil kardeşlerle başlayan bu öldürme/şiddet eyleminin, ancak insan soyunun tükenmesi ile birlikte sona ereceğini düşünmek, sanırım kötümserlik olarak değerlendirilmez. En azından şimdilik... 

Belki bir gün her türlü farklılıkları kabullenip birlikte yaşamayı da öğreniriz.