'İnfazın başlaması an meselesi'

'İnfazın başlaması an meselesi'

22 Nisan 2019 Pazartesi  |   Günlük

"Bize hep ümidiniz var mı, diye soruyorsunuz. Ümidimiz yok. Bu bir proje davası, Cumhuriyet’i susturma davası. Karşıt görüştekileri susturmak için açılan buna benzer davalar hep vardı. Bundan sonra da devam edecektir.” 

Avukat Duygun Yarsuvat, Cumhuriyet davasında gelinen noktayı böyle özetledi. 

İstanbul Barosu’nun İstiklal Caddesi’ndeki salonunda düzenlenen basın açıklamasında, Cumhuriyet davası sanıkları ile avukatları konuştu. 

Davada son olarak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (istinaf), davada 25 Nisan 2018’de verilen mahkumiyet kararlarını onadı. Buna göre beş yılın üzerinde hapisle cezalandırılanların dosyayı Yargıtay incelemesine giderken, beş yılın altında ceza verilen Güray Öz, Musa Kart, Hakan Kara, Önder Çelik, Kadri Gürsel, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör ve Emre İper’in cezasının infazına başlanacak. 

Yani davadaki 14 sanıktan sekizi, istinafın kararı tebliğ edildiğinde hapse girecek. İstinafın onama kararının ardından infazın durdurulması için İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilecek ancak müdahil avukatlar, bu itirazdan çok umutlu olmadıklarını belirtiyor. 

Bu karara dair yapılan açıklamaya sanık gazeteci ve avukatlardan Orhan Erinç, Aydın Engin, Emre İper, Hakan Kara, Önder Çelik, Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngöre, Akın Atalay ve Murat Sabuncu katıldı. 

Kart: Bu mizah değilse, nedir? 

Açıklamada söz alan karikatürist Musa Kart, “40 yıldır sadece karikatür çiziyorum, tüm yaşananlara rağmen bu seçimimden hiç pişman olmadım” dedi. 

Bunun hukuki değil siyasi bir dava olduğunu ve ülkede korku iklimi yaratmak amacıyla açıldığını belirten Kart, bu sebeple de siyasilerden özür beklediğini ifade etti, “Şimdi olmasa bile gelecekte çocuklarımızdan özür dileyecekler” diye konuştu. 

Bu dönemim duruşmasız, savunmasız yargılamalar dönemi olarak anılacağını da ekleyen Kart, “Bu mizah değilse, nedir” dedi. 

Güngör: 180 sayfalık itirazımıza iki paragraflık ret 

Konuşmasını “Başımız dik tekrar cezaevine gireceğiz” diye bitiren Kart’ın ardından söz alan avukat Mehmet Kemal Güngör de şunları söyledi: 

“180 sayfalık itiraz dilekçemize karşın istinaf, iki paragraflık bir kararla itirazımızı reddedip mahkumiyete hükmetti. Bize içeride, size dışarıda kolay gelsin, hoşçakalın.” 

Gazetenin şu anki yöneticilerinden bazılarının davada tanık olarak yer almasına dair soruları da Musa Kart şöyle cevapladı: 

“Yaşadıklarımızdan mevcut gazete yönetiminin de sorumluluğu var. Bu, herkesin bildiği bir sır. Dolayısıyla ortaya bir dayanışma fotoğrafı çıkmadı.” 

Davanın avukat sanıklarından Akın Atalay da “mevcut yönetimden kendilerine özür dilenip dilenmediği” sorusuna şu yanıtı verdi: 

“Öyle bir şeyle karşılaşmadım, arkadaşlarım da karşılaşmadı. Beklemiyoruz da. Bu davayı sadece siyasiler açmadı, yönetimi ele geçirmek için kurulmuş bir koalisyon vardı ve bir anahtar gerekiyordu. Birkaç kişi bu anahtar işlevini gördü, işbirliği yaparak. Başımıza gelenlerde sorumlulukları vardır. Bu değirmene su taşıyanlarda mevcut yönetimden arkadaşlarımız da oldu…” 

Gazeteci Orhan Erinç de aynı konuyla ilgili “Tanıdığımı sandığım bazı iş arkadaşlarımı yeniden tanımak zorunda kaldım” yorumunu yaptı. 

AİHM ve AYM’den iki yıldır cevap yok 

Müdahil avukatlardan Tora Pekin’in okuduğu basın açıklamasında, sekiz sanığın yeniden hapse gireceği ifade edildi: 

“İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi kendi yazışmalarını yapıp kararını infaz savcılığına gönderdikten sonra infazın başlaması an meselesi olacak.” 

Açıklamada, 12 Cumhuriyet gazetesi mensubunun OHAL koşulları altında 9 ay ile 1,5 yıl arasında tutuklu kaldığı, sonra da üç ayrı örgüte “bilerek isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla hapis cezasına hükmedildiği anlatıldı. 

Davanın hukuki durumu da şöyle açıklandı: 

“Sadece gazetecilik faaliyetiyle üç terör örgütüne birden üye olmamakla birlikte yardım ettiğimize karar verildi. Bağımsız gazeteciliğe, doğru haberciliğe duyulan öfkenin bir sonucu olarak verilen cezalarda alt sınırdan uzaklaşıldı 3 yıl 9 aydan 8 yıl 1 ay 15 güne varan cezalara hükmedildi. Ki uygulamada bunun örneği yok. 

“Soruşturmayı yürüten savcı, FETÖ üyeliğinden yargılanan, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen bir sanık. Bu durumu Hakimler Savcılar Kurulu’na şikayet etmiştik ama geçenlerde yanıtı geldi, bunda hukuka aykırı bir yan yokmuş. Bir örgüt suçlamasını o örgütün üyesi olmakla suçlanan bir savcının yürütmesi olağanmış. 

“Musa Kart’ın tutuklanma gerekçeleri arasında ETS adlı turizm şirketini telefonla aramak da vardı. ETS’nin sahibi şu anda turizm bakanı. 

“Tutuklamaların haksızlığına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığımız bireysel başvuruların iki yılı aşkın süredir ele alınmadığını da hatırlatalım. AYM ya da AİHM, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni gözeten bir karar vermiş olsalardı bugün burada olmayabilirdik. 

“Her ne kadar bugün Cumhuriyet Davasını hatırlatmak için buradaysak da gerçek de anlatılan Türkiye’de basın özgürlüğünün hikayesidir. Cumhuriyet Davası, bu dehşet verici tablonun önemli bir ayrıntısı sadece. Oysaki özgür haber, özgür bilgi, özgür yorum demokratik toplumun olmazsa olmazı. 

“Kamuoyunu gazeteciliğe ve gazetecilere sahip çıkmaya, siyasal iktidarı da basın ve ifade özgürlüğüne saygı duymaya çağırıyoruz. Gazetecilik suç değildir.”

(Ayça Söylemez, Bianet)