İmamoğlu’nun zorlu görevi

İmamoğlu’nun zorlu görevi

24 Haziran 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Dün gece İstanbul sokaklarındaydım. İstanbul coşmuştu. İstanbul halkı gereğini yapmış olmanın haklı gururu içindeydi.

Ellerindeki Türk bayrakları ve Atatürk posterleri ile genci yaşlısı herkesin yüzü gülüyordu. Bu sıkışmadan bir çıkış işareti belirmişti. İnsanlar toplanıyor, haykırıyor, şarkılar söylüyordu. "Her şey çok güzel oldu" diye bağırıyorlardı. "Hak, hukuk, adalet" sözleri ortalığı inletiyordu. Bir özlem, bir susamışlık vardı yüzlerinde. "Ne güzel oldu böyle" diyorlardı. 

Özellikle gençler çoğunluktaydı. Çünkü onlar her şeyin farkındalar. Daha güzel bir ülke istiyorlar. Daha güzel şehirler, üniversiteler istiyorlar. İş ve ekmek istiyorlar. Güvenlik, umut, adalet ve özgürlük istiyorlar. Şaka gibi adamlar istemiyorlar. 

Aslına bakılırsa hukuk ve adalet zorlanarak yeni bir seçim yapıldı ve böyle bir noktaya gelindi. Ama belki de İmamoğlu için bir avantaj oldu bu. Çünkü şimdi daha güçlü oturacak koltuğuna. Ona işini yaptırmamaya çalışacak olanlar, başarısını küçümseyenler bir daha düşünecekler. Şimdi daha farklı bir gözle bakacaklar artık. "Kimse halktan daha güçlü olamaz" diye düşünecekler. 

Diğer taraftan bu seçim Sayın İmamoğlu’nun mücadelesinin birinci etabıydı aslında. Asıl mücadele ise yeni başlıyor. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi çok büyük bir kurum.  

İstanbul Büyükşehir Belediyesi gelirleri, giderleri, yatırım bütçesi ve üstlendiği sosyal fonksiyonlar itibarıyla gerçekten önemli bir belediye. 2019 yılı bütçesine bakıldığında 23,8 milyar TL gider, 20,6 milyar TL gelir öngörülmüş. Kurumun 2019 yılı performans programı raporuna göre 13 binin üzerinde personel söz konusu. Sahip oldukları araç, bina ve diğer imkanlar da haliyle fazla miktarda. 

Diğer taraftan son derece önemli görevler söz konusu. Başta trafik sorununun çözümü olmak üzere, özellikle raylı ulaşım sisteminin geliştirilmesi, kentin mimari dokusunun korunması, şehrin temizliği ve güzelleştirilmesi, insanlara daha fazla yeşil alan ve kent ortamı sunulması gibi son derece önemli görevler var.  

İstanbul dünyanın en önemli şehirlerinden biri. Bizim göz bebeğimiz. Buna uygun davranmak, yapılan hataları düzeltmek gerekecek. Göçmenlerle ilgili ciddi politika ve kararlar gerekecek. Ayrıca tarikat, cemaat gibi yerlere para ödenmemesi gerekir. Gençlerin eğitim sorunlarına ciddi katkılar gerekir. Yeni internet imkanları sunmak gerekir. Sanat duyarlılığı gerekir. 

Dolayısıyla Sayın İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni bugüne kadar gördüğümüzden farklı olarak yönetmek ve insanların umudunu boşa çıkarmamak gibi önemli bir misyon üstlenmiş durumda. Sayın İmamoğlu bu büyük teşkilatı gözden geçirmek, işinin ehli yöneticileri iş başına getirmek, belediyeyi aktif ve verimli bir şekilde çalıştırmak için uğraşacak. 

Fakat burada kritik bir şey var. Sayın İmamoğlu başkalarının yaptığı gibi her şeye kendisinin veya üç beş kişinin karar vereceği bir anlayış sergilemeyecektir. Türkiye'de her alanda yetişmiş uzmanlar, mimarlar, mühendisler, finansçılar, iktisatçılar var. Uzmanların görüşleri, ortak akıl ve en önemlisi de halkın her şeyi görüp anlayacağı bir şeffaflık içerisinde yönetilmesi durumunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi çok güzel hizmetler sunacak ve umutları boşa çıkarmayacaktır. 

Sayın İmamoğlu zorlu da olsa bu görevin üstesinden başarıyla gelecektir. Elbette ki böylesine büyük bir belediyenin işlerinin başarıyla yürütülebilmesi merkezi hükümetle iyi bir ilişki kurulmasını da gerektiriyor. Sayın İmamoğlu’nun işinin ne denli kolaylaştırılacağını hep birlikte göreceğiz. Ama İmamoğlu her şeyi şeffaf, açık ve ortak akılla ele aldığı sürece, kamuoyunu sürekli bilgilendirdiği sürece herkes her şeyi görecek ve neyin ne olduğunu anlayacaktır. 

Sayın İmamoğlu'na, İstanbul halkına ve Türkiye’ye bu sevinci yaşattığı için ve umut verdiği için teşekkür borçluyuz. Umarım her şey çok güzel olur.