İlk kez bir şövalye ile röportaj yapıyorum…

İlk kez bir şövalye ile röportaj yapıyorum…

19 Kasım 2020 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci 

İstanbul Macar Kültür Derneği kurucu Başkanı Dr. Erdal Şalikoğlu’na Macar Devlet Ödülü Pro Cultura Hungarica verilecek… Bu vesileyle kendisiyle konuştuk:  

-Daha önce de İstanbul Macar Kültür Derneği üzerinden bir şövalyelik unvanınız olduğunu biliyorum. Lütfen söyleyebilir misiniz; bu ödül dernekçe veya şahsen, hangi çalışmalarınız için veriliyor? 

-Macar Devleti tarafından Macaristan Liyakat Şövalye Haçı yanı sıra, Macar Panorama Dünya Kulübü adlı sivil toplum kuruluşunca “Onursal Macar” ve Erdel Sekel Topluluğu sivil toplum kuruluşu tarafından da “Onursal Sekel” beratı ile ödüllendirildim. Tüm bu ödüllere, Macar-Türk kültürel dostluk, kardeşlik köprülerinin güçlendirilmesi, çoğaltılması yolunda gerek şahsi çabalarım, gerekse İstanbul Macar Kültür ve Dostluk Derneği olarak yaptığımız çalışmalar neticesinde layık görüldüm. Bu, en yüksek mertebede takdir ifadesidir ve Macar devletine şükran duygularımı ifade etmek isterim.  

Çalışmalarımız, iki kültür arasında karşılıklı tanıma, tanıtma faaliyetleri olmuştur. Müzik, folklor, edebiyat alanında Macar değerlerini ülkemize tanıtmanın yanında, kendi değerlerimizi de Macaristan’a tanıtabilmek her zaman büyük bir keyif ve mutluluk vesilesi olmuştur. 30 yıla yakındır, merhum dostum, kardeşim Kobzos (Kopuzcu) Tamas Kiss ile yaptığımız çalışmalar neticesinde bugün Macaristan’da onlarca “bağlama” icra eden sanatçıların var olması, attığımız tohumların meyve verdiğinin en önemli nişanesidir.

İki dilde müzik albümleri (Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Balassi Balint), Macarcadan yaptığım 16 yayımlanmış kitap çevirisi, iki ülkede onlarca konser ve benzeri kültürel etkinliklerin takdiri sonucunda bu ödüllere layık görüldüğümü düşünüyorum.. 

-Macar kültürü ile olan ilişkinizin kökenini ve bugünlerini de anlatır mısınız, lütfen? Ne zaman başladı ve ne tür ilişkileriniz oldu? 

-1991’de eğitim amacıyla gittiğim Budapeşte’de, bilahare derneğimizi birlikte kuracağımız meslektaşım Dr. Sadreddin Apaydın sayesinde tanıştığım Kobzos Tamas Kiss, Macar kültürünü yakından tanımama vesile oldu, bendeniz de bu fırsatı geri tepmedim, elimden geldiğince iyi değerlendirdim ve meyvelerini de aldım. O günden bu yana sayısız Macar yetkilisi, misyon mensubu, sanatçısı, kültür kurumu ile tanışma fırsatım oldu ve bu etkinliklerde hepsinden yararlandım, samimi katkılarını hiç esirgemediler diyebilirim. Hepsiyle temasım hâlâ sürüyor, pandemi döneminde bile internet üzerinden etkinlikler planlayabiliyoruz. Derneğimizin kurumsal kimliğinin bu ilişkilerde başat rol oynadığını da ifade etmek isterim. 

-Bu anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla çok sahici bir ‘Kültür Elçisi’ durumundasınız. Macar devletinin, çalışmalarınızı onurlandırmayı neredeyse görev bildiğini gözlemliyoruz. Acaba, bizim Dışişleri Bakanlığımız ve/veya Kültür Bakanlığımız böyle bir ‘karşılıklılık girişimini’ ödüllendirmeyi düşünmez mi?  

-Macar Devleti’nin yüksek takdirine, çabalarımı en üst mertebede değerli bulmasına ve bunu fiili olarak göstermesine karşı minnet duygumu ne kadar ifade etsem azdır. Söz konusu olan sadece Macar kültürünün ülkemizde tanıtımı değildir. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, bizim öz kültürümüzü de Macar halkına tanıtmada kayda değer çabalar sarf ettik. Bu çabalarımıza birçok Macar sanatçı katıldı, katkı sundu, kültürümüzün Macaristan’da yaşatılmasını görev belledi. Bu insanların, kastettiğiniz “karşılıklılık” anlamında ve benzeri biçimde ödüllendirilmesi elbette ki en büyük arzumdur. Ama bunun takdiri ne yazık ki bize düşmüyor. 
 

2012’deki ilk devlet nişanı töreni (soldan sağa) Macaristan İstanbul Başkonsolosu, Dr. Erdal Şalikoğlu ve Macaristan Kültür Bakanlığı Başmüsteşarı 

 

-Sayın Şalikoğlu, Macar kültürünü tanıtmak ve/veya karşılıklı kültürel çalışmaları geliştirmek adına ne kaldı acaba? Hayallerinizden de söz eder misiniz? 

-Yapmayı planladığım şeyler anlamında hayalim, bugüne dek yaptıklarımdan çok da farklı değil. Elde edilecek sonuç anlamında hayalim ise çok büyük. 

İki ülkenin, iki coğrafyanın tarihine baktığımda pek dikkat çekmeyen, dile getirilmemiş benzerlikler görüyorum.  

Hayatta kalma mücadelesi içinde, tehlikelerden kaçıp, can kaygısıyla gelip Anadolu’yu vatan edinen Türklerin burada bulunan ya da daha sonra buraya göçen diğer kültürlerle, inançlarla nasıl kaynaşabildikleri, aynı coğrafyayı nasıl barış içinde paylaşabildiklerine bakıyorum da (devlet aygıtlarının ilişkileri, hegemonya mücadeleleri başka bir analizi gerektirir, burada söz konusu sivil halk ve inanç topluluklarıdır), bir benzerini büyük Macaristan topraklarında görüyorum. Orta Çağ'ın ikinci yarısı boyunca Doğu Avrupa’nın önemli bir bölümünde egemen olan Macarlar, diğer Avrupa coğrafyalarında görülemeyecek derecede yüksek tolerans sergiliyorlar. Yahudilerin en sıcak vatan bulabildikleri coğrafya, Çingenelerin en geniş haklarla en erken dönemde yurt bulabildikleri coğrafya, Hristiyanlığın bütün yorumlarının (Batı’da olduğunun aksine ve Avusturya’nın sergilediği zulüm dışında) barış içinde bir arada yaşayabildiği coğrafya, Peçenek ve Kuman (Kıpçak) unsurların rahat rahat kaynaşarak bir arada yaşayabildiği coğrafya, Büyük Macaristan Krallığı tarafından davet edilerek şehirler kurmaları sağlanan Saksonların, İtalyanların kalabalık nüfuslar halinde yerleşip günümüze kadar kimliklerini kaybetmeden yaşayabildikleri coğrafya. Anadolu insanının rengine benzer bu rengi bir başka egemen, büyük Batı ülkesinde göremediğimi söyleyebilirim. Yukarıda saydığım özellikleri nedeniyle dostluk kardeşlik ilişkisi geliştirebilmeye en yakın gördüğüm bu iki halkın, bir gün her alanda gerçekten iki kardeş gibi hissedip iki kardeş gibi yaşayabildiklerini görmektir büyük hayalim.  

-Teşekkürler ve başarılar diliyorum… 

ÖZEL BİR NOT: Derneğin kuruluşunda biri rahmetli bir profesör dostumuz ve 3 hekimle birlikte ben vardım. Birkaç dönem de görev yaptım… Ve söz konusu şövalyelik nişanı geldiğinde, sevgili doktora “Yahu, kılıç mılıç istemeyiz ama, bize yok mu?’ deyince, başkan, “Bu şahsıma geldi ama elbette ki bütün Yönetim Kurulu şövalyedir’ dedi. Yani, bizim şövalyelik unvanı, başka bir şövalyeden geldi ama olsun. Destursuz yaklaşmayın yanıma, derim… 

Manşet fotoğrafı: Macaristan’dan ‘demonte olarak’ getirilen ve ustalarca dernek bahçesine konulan ‘Sekel Kapı – Bereket Kapısı-‘ açılış töreni sırasında; Macar yetkililer, dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş ve Dr. Erdal Şalikoğlu…