İki film bir vals

İki film bir vals

26 Nisan 2020 Pazar  |   Günlük

Stanley Kubrick’in ölümünden sadece birkaç gün önce tamamladığı Eyes Wide Shut‘la birlikte popüler olmuş bir Şostakoviç bestesi var: Sahne Orkestrası Süiti‘nden Waltz II—Allegretto poco moderato—Opp. 99a No. 8 ya da kısaca, 'İki Numaralı Vals'. 

İnsan merak ediyor, Kubrick tıraşlayıp tüm dünyanın önüne koymadan evvel bu nadide pırlanta nerede gizleniyordu acaba? Bestenin bugün online arşivler üzerinden izine rastlanabilen tek bir konser kaydı bile yok. Plak ve radyo da. Sanki Rusça konuşulan topraklarda hiç dinlenmemiş gibi. Ama yine de bir istisna mevcut. 

1956’da gösterime giren Sovyet filmi Pervıy Eşelon (İlk Katar). 

Bugün artık neredeyse unutulan bu filmin müzikleri Şostakoviç’e ait. 'İki Numaralı Vals' de 1955’te Moskova’da film için özel olarak yazılmış. 

Gürcü asıllı ünlü Sovyet yönetmen Mihail Kalatozov’un imzasını taşıyan İlk Katar, esasen 108 dakikalık hareketli bir propaganda afişi. Stalin’in ölümünden sonra partinin başına geçen Nikita Kruşçev’in ortaya attığı, Kazakistan’da el değmemiş toprakların tarıma açılması projesine gönüllü iş gücü toplamak için çekilmiş. 

Komsomol tabir edilen komünist gençlik örgütü üyelerini motive etmek niyetinde olduğu her halinden belli olan yapım, görkemli kadrosuna rağmen bir banallik abidesi. Ama o yıllarda bile oksijensiz solunumun mümkün olduğunu gösteren bazı inciler de barındırmıyor değil. 

Komsomol sekreterinin Aleksey Tolstoy’un meşhur devrim üçlemesi Azap Yolları için sarf ettiği “Kısmen okudum, tamamen unuttum” cümlesi, adeta hislere tercüman bir edebiyat eleştirisi. Esas oğlan ve esas kız arasında geçen duygusal bir yoğunlaşma sahnesinde oğlanın ne diyeceğini bilemeyip “Aidatlarınızı neden ödemiyorsunuz?” diye sorması üzerine şamarı yemesi de harikulade. Bu ve benzeri birkaç sahne Kalatozov’un büyük anlatıların karşısına küçük insanın hissiyatını koyduğu Letyat Juravli (Turnalar Uçuyor) gibi Ottepel filmlerinin habercisi. 

Şostakoviç’e dönecek olursak. '2 Numaralı Vals, İlk Katar‘da da iki kere işitiliyor. Kubrick’te olduğu gibi filmi açarken ve kapatırken.

İlk tren katarıyla Kazakistan’a ulaşan gençlerin buz gibi bir havada Şostakoviç’in valsi eşliğinde dans ettiğini görüyoruz. Konuşanlar ise parti yöneticisi ve toprak ıslah sorumlusu. İkinci sahnede toprakların işlenip ekildiği, hasat zamanının geldiği, komsomollar için konut inşaatına başlandığı, özcesi pek çok problemin aşıldığı anlaşılıyor. Vals bir kere daha şenlik havasına işaret. 

Kubrick ve Kalatozov’un filmleri arasında dünya kadar fark var. Önemsiz gibi görünen bir tanesine dikkat çekmek istiyorum. Eyes Wide Shut‘ta 2 numaralı vals üç kere kulağımıza çalınıyor. Özellikle kapanış jeneriği akmaya başladığında seyirci müziği sonuna kadar, engelsiz dinleme şansına sahip. İlk Katar‘da ise durum tam tersi. İki seferde de diyaloglar ve efektler müziği gölgeliyor. Seyircinin müziği tam anlamıyla kavrama fırsatı yok. Sovyet insanının valsi ıskalamasında, İlk Katar‘ın gönüllerde yer eden bir film olmamasının yanı sıra bu yönetmen tercihinin rol oynadığını düşünmeden edemiyorum. 

'2 Numaralı Vals' Sovyetler Birliği’nde neredeyse bilinmezken Stanley Kubrick’in radarına nasıl girdiği de dikkate değer bir soru. 

Şostakoviç’in eserlerini kataloglayan Derek C. Hulme, '2 Numaralı Vals'in dünyadaki ilk prömiyerinin Aralık 1988’de Londra’da yapıldığını yazıyor. Valsin içinde yer aldığı süiti çaldıransa Şostakoviç’in öğrencisi ve dostu, ünlü çellist ve orkestra şefi Mstislav Rostropoviç’ten başkası değil.

Rostropoviç, Aleksandr Soljenitsın’e devletle başı derde girdiği günlerde destek veren ve evinde barındıran, hatta bu konuda Sovyet hükümetine açıktan kafa tutmaktan çekinmeyen bir sanatçı. 1974’te ülkeden ayrılmasına izin verilen çellist, 1978’de de vatandaşlıktan çıkarılacak, Rusya’ya da ancak Yeltsin döneminde dönebilecektir. Batı'da tanınması, pek çok önemli orkestrada şeflik yapması, Tarkovski’nin cenazesinde çalması işte 1974-1990 arasına rastlayan bu dönemde.

Rostropoviç’in Londra Senfoni Orkestrası’na '2 Numaralı Vals'i çaldırmasından 2,5 yıl sonra Amsterdam’daki meşhur kraliyet orkestrası (The Royal Concertgebouw Orchestra) müziğin ilk albüm kaydını gerçekleştiriyor. Kubrick’in filminde çalan da işte Riccardo Chailly yönetiminde gerçekleştirilen bu kayıt. 

Alkışın büyüğü elbette Şostakoviç’e. Ama Rostropoviç’in de bir “Bravo!” hak ettiği gerçek.

(Mustafa Kemal Yılmaz)

Yazının orijinalini okumak için tıklayın