İki 'düşman' ülke

İki 'düşman' ülke

16 Haziran 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş ( Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Lisans öğrencisi)

Rusya ve Ukrayna… Dilleri, kültürleri ve yemekleri ile birbirine çok benzeyen iki ülke… Çeşitli konularda birbirini suçlayan ve aralarında çözüm bekleyen birçok problem bulunan Rusya ve Ukrayna’yı analiz edebilmek için iki ülkede de bulunmak ve o ülkelerde yaşayan insanlarla sohbet etmiş olmak, onların gözünden gelişmeleri yorumlayabilme açısından çok önemli.

Ben bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak, iki aylık bir periyotta iki ülkede iki ayrı projeye katıldım. Ukrayna’daki projede Ukraynalı bir ailenin yanında kaldım ve çok sayıda Ukraynalı ile dostluk kurdum. Ukrayna’daki projenin ardından Moskova’da farklı bir projeye katıldım. Orada da neredeyse 24 saatim Rus öğrenciler ile beraber geçti ve onları da yakından tanıma fırsatına sahip oldum.  

Ukrayna ve Rusya’da gittiğim şehirlerde, şehrin en turistik meydanından ‘’selfie’’ çekip dönmedim. Gittiğim yerlerde şehrin ekonomik geliri yüksek ve düşük olan yerlerini ziyaret ederek, o dönem tabiri caiz ise çatpat olan Rusçam ile insanlara sorular sordum. Merak ettiğim birçok şey vardı. Sorularımı sorarken ve onları dinlerken notlar almayı ihmal etmedim. Onların gözünden Ukrayna nasıl bir ülkeydi? Rusya hakkında neler düşünüyorlardı? Türkiye’ye bakış açıları nasıldı? Eğer dinlemeyi bilirsek en cahil insandan bile birçok şey öğrenebiliriz, bu açıdan ben Ukraynalı ya da Rus bir şoförü, aşçıyı, öğrenciyi dinlemenin beni bu kadar şaşırtacağını tahmin etmemiştim.  

Benim tanıştığım Ukraynalılar, kendilerini tanıtmalarının ardından muhatabı sormasa dahi üçüncü, dördüncü cümlelerinde Rus olmadıklarını, Rusça konuşmadıklarını ve Rusya’yı sevmediklerini ısrarla belirtiyorlardı. Rusları bir Doğu toplumu, kendilerini ise Avrupalı olarak gördüklerini söylüyorlardı. Ukrayna, yolların kalitesinden, 1990 model otobüs ve trenlerden, insanların cep telefonlarından rahatlıkla anlaşılabileceği gibi Türkiye ve Rusya’ya göre daha yoksul bir ülke. Bu yoksulluğun altında ülkede siyasi ve ekonomik bir istikrarın olmamasının yanında Rusya’nın Kırım ve Doğu Ukrayna’da yaptığı askeri müdahalenin de etkisi büyük…  

Tarihte 882 yılından 1132 yılına kadar hüküm süren ve bugünkü Rusya, Belarus ve Ukrayna’yı kapsayan Kiev Knezliği vardı. Kiev’in sahibi olan Ukrayna bu açıdan kendisini bölgenin ilk hamisi olarak görüyor. Selçuklu’nun dağılmasının ardından Konya’ya sahip olan Karaman Devleti’nin, Osmanlı karşısında tüm Anadolu’yu bir varis olarak görmesi açısından tarihimizde benzerlikler de mevcut.  

Bir de diğer açıdan, Rusların gözünden konuya bakalım...

Rusya’ya ayak bastığım andan itibaren bariz bir şekilde Ukrayna’dan daha gelişmiş, zengin olduğunu fark ettiğim bu büyük ülkenin Türkiye’ye göre de birçok konuda önde olduğunu söyleyebilirim. Benim tanıştığım Ruslar, genel olarak Rusya, Belarus ve Ukrayna arasında bir fark görmediklerini, üç ülkenin de aynı ırk, dil ve dine sahip olduğunu ve bir gün birleşmeleri gerektiğini belirtiyorlardı. Ukrayna’da ilhak edilen bölgelerde çoğunlukla Rusların yaşadığı ve Rusça konuşulduğu için bu olayların tamamen hukuka uygun olduğunu düşünüyorlardı. Ukrayna’nın içinde bulunduğu tutumun sebebini ABD ve Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı tarihi gerçekliklere aykırı bir şekilde Rusya aleyhine kışkırtması olarak görüyorlardı. 

İki ülke arasında ilk sürtüşmeler Sovyetler Birliği dağılırken yaşanmıştı. Sovyetler yıkılırken birçok Doğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Ukrayna’da da milliyetçi duygular ağır basıyordu. Ukrayna bağımsız bir devlet olduktan sonra Kırım açıklarında bulunan, çok sayıda güçlü savaş ve uçak gemileriyle dolu Karadeniz filosu iki ülke arasında ilk krizi yaratmıştı. Moskova yönetimi, Sovyetlerin kurucusu olarak kendisini gördüğü için bu deniz gücünü Ukrayna’ya bırakmak istemiyordu. Ukrayna ise kendi sınırları içinde kaldığı için kararı kendisine ait olduğunu söylüyordu. Ukrayna o dönem, Rusya’nın içinde bulunduğu çalkantıyı diplomasi yoluyla iyi kullanarak Sovyetlerden kalan çok sayıda uçak, gemi ve mühimmatı Ruslara teslim etmedi. Avrupa Birliği ve diğer batı devletlerinin desteği ile birçok noktada Ruslara karşı kendilerini savunmayı başardılar.  

Ukraynalılar, anayasalarında Rusya’yı ‘saldırgan ülke’ olarak tanımlıyor. Kırım probleminin ardından ülkenin çoğunluğunda Rusça yayınlar yasaklandı, Rusça eğitime sınırlamalar getirildi ve Rusya merkezli internet siteleri ve sosyal medya uygulamalarına erişim kısıtlandı. Kırım şu an Rusya kontrolü altında olduğu için Kırım’a giriş yapanları ülkeye almayan Ukrayna, Rus erkeklerinin de ayrılıkçı gruplara katılma ihtimallerine karşın uzun süre giriş yapmalarına izin vermedi. Rus kadınlar Ukrayna’ya girebiliyor ancak diğer ülke vatandaşlarına göre gümrükte bekletme ve uzun belgeler doldurma gibi tutumlarla karşılaşıyorlar. 

Rusya ise vize istemediği gibi hiçbir Ukraynalının giriş çıkışına müdahale etmiyor. Hatta Ukrayna vatandaşları, Rus üniversitelerinde diğer ülke vatandaşlarına göre daha uygun fiyata eğitim alabiliyor. Bu açıdan Rusya, Ukraynalıları kendisi gibi görüyor ve ülkeleriyle bütünleştirmeye çalışıyor. Ukrayna ise ayrı bir devlet ve millet olduğu gerçeğini her fırsatta dile getiriyor. 

İki ülke arasında yaşanan gerilim, Rusya’yı dengeleme açısından en çok Avrupa Birliği ve Türkiye’nin işine yaradığı gibi, Rusya ile problem yaşayan devlet başkanları soluğu ilk olarak Kiev’de alıyor ve Ukrayna’ya olan desteklerini vurguluyor. 

Yaşanan problemler sonucunda Ukrayna önemli bölgelerini kaybetmiş durumda iken, Rusya’da yeni topraklar elde etmenin faturasını Avrupa Birliği’nin uyguladığı ağır ekonomik ambargonun altında çare arayarak ödüyor. Sonuç olarak iki ülkenin de ısrarla sürdürdükleri karşılıklı sürtüşme, aslında sadece kendilerine zarar veriyor ve bölgedeki güven ve istikrarın sağlanmasını geciktirmeye devam ediyor…

(İletişim: yusuf.bektas@hotmail.com)

Etiketler:  Rusya Ukrayna