İğne ve çuvaldız, siyah ve beyaz

İğne ve çuvaldız, siyah ve beyaz

25 Aralık 2019 Çarşamba  |   Mentor

Atalarımız bilge insanlarmış, binlerce yıllık tecrübe ile söylemişler. 

Yiğidi öldür hakkını yeme... 

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına... 

Bunları anlatmak için koca koca şirketler süslü cümleler kuran adamlara çuvalla para veriyor, onlar iki cümleyle özetlemişler. 

“Yiğidi öldür hakkını yeme..” cümlesinin öznesi Galatasaray. Evet son yıllarda Fenerbahçe hızla “beyazlayıp”, “Kadıköylüleşirken” onlar da hızla “zencileştiler”. Gündelik jargonla anlattığım şey şu aslında: Galatasaray hızla kitleselleşirken Fenerbahçe "beyazlayıp" halkla bağını kopardı. Bu Galatasaray'ın taraftar sayısı Fenerbahçe'den fazla anlamına gelmez, sadece mevcut taraftarlarını aktif olarak sisteme katıyorlar. 

Eskiden Galatasaray yöneticileri Fenerbahçe yöneticileri için "kıro, görgüsüz, kaba" derlerdi şimdi Fenerbahçe bu jargonu Galatasaraylılar için kullanıyor. 

Aslında bu tanımın deforme olmuş hali, varoş tarzı şeklinde kendini ifade etse de şu andaki Galatasaray kurumsal görünümünün Fenerbahçe'ye göre daha halka yakın olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sakın bunu Ali Koç yönetimine bir eleştiri olarak görmeyin, tam tersine ondan önceki yönetime bir eleştiridir bu. Yeni yönetim nitelik olarak farklı görünse bile içerik olarak bunu yapmaya çalışıyor. 

Ne sağlıyor bu kitleselleşme Galatasaray'a, "kamuoyu baskısı…" Kendi yanlışlarımızı örtmek için uydurduğumuz “Galatasaray Lobisi” veya “Derin Galatasaray” denilen şey bu; 21. yüzyıl gelir dağılımının bozulduğu, sınırların netleştiği, insanların sıkıntılarına aidiyet aradığı popülizm çağıdır ve popülizmi en doğru yönlendiren kazanır. Galatasaray bunu Fenerbahçe'den iyi yaptı, Abdürrahim Albayrak'la yaptı, Fatih Terim'le yaptı, Mustafa Cengiz'le yaptı. 

Elbette gelen sportif başarının da etkisi büyük ama burada tavuk-yumurta ilişkisi var hangisi sebep hangisi sonuç kestirmek zor. 

İşte iğneyi kendine çuvaldız başkasına derken de Fenerbahçe'yi kastediyorum. 

Localarda genelkurmay başkanları, Cadde, Kadıköy falan derken halkın büyük çoğunluğu ile bağı koptu Fenerbahçe'nin, uzaklaştı. Bir de salon ve stadın parası olan “Beyaz Fenerbahçeliler” tarafından ele geçirilmesi hamur gibi yaptı Fenerbahçe'yi.

Bir taraftan salon ve statta taraftar baskısını kaybederken diğer taraftan da geniş bir taraftar kitlesi Fenerbahçe'den koptu çünkü Fenerbahçe'nin yarattığı temel taraftar kitlesi onları dışlıyor, aidiyet duygularını yaralıyor ve uzağa itiyordu. Bu taraftar kitlesinin son 20 yılda aktif olup baskı yaratıp sonuç aldığı tek zaman dilimi 3 Temmuz’dur ancak yakalanan bu fırsatı dönemin yöneticileri bireysel hesaplarla çöpe attılar ve tekrar yalnızlığına döndürüldü Fenerbahçe. 

Fenerbahçeli şöyledir, Fenerbahçeli böyledir, halkın çok uzağına düşen, maç günü Bağdat Caddesindeki pahalı kebapçılarda içip alkol duvarını geçen sonra da maçta keyif çatan bir taraftar anlayışı... Sakın yanlış anlamayın bunu ben de yaptım, yapıyorum ve çok keyif alıyorum ama ana sorun bunun temel Fenerbahçe taraftar tiplemesi haline gelmesi. 

Bunların standart Fenerbahçeli tipi var; AKP'li olmayacak, şiveli konuşmayacak, muhakkak Fenerium'dan alışveriş edecek, pahalı kombinelerden alacak yoksa kalanlar Fenerbahçeli falan değil.  İşte lütfedip bir iki sanatsal fotoğrafta gördükleri Fenerbahçe formasını takdirle paylaşsalar da temel anlayış ve bakışları “beyaz.”

Ali Koç'un Cumhurbaşkanımızı Divan Kuruluna davet etmesini ve onun divanı onurlandırmasını politik bir yaklaşımdan çok bu yönüyle değerlendiriyorum çünkü bu tavır geniş halk kitlelerinin Fenerbahçe'de yeniden kendinden bir şeyler bulmasını sağladı. 

Hani biz Fenerbahçeliler çok da doğru bir şekilde devlet Galatasaray'ı hep devlet, siyaset kurtardı ve destekledi diyoruz ya, işte bunun temel nedeni "zencileşmeyi" başarmış olmasıdır. 

Galatasaray devrim yaparken Fenerbahçe 20 yıllık bir karşı devrim yaşadı, şimdi onu demokratik-halk yapısına açan bir burjuva başkanı var. İlk bakışta garip gelse bile doğrudur çünkü demokrasinin ve özgürlüklerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan doğuştan gelen haklara karşı çıkan burjuvalardır. 

Fenerbahçe yönetsel olarak “beyaz” pençeden kurtuldu ancak yol uzun, taraftar tiplemesini ve kullandığı taraftar söylemlerini daha halkçı, daha az elit yapması ve ona uygun politika üretmesi gerekiyor. 

Fenerbahçe ilk iş olarak “zencileşmeli” ve “beyazlaşmış”, “Kadıköylüleşmiş” imajından kurtulmalıdır. 

Bunu yapmaya da salon ve statta koltukları kaldırıp fiyatları düşürerek başlamalıdır.