İdlib'de yolun sonu mu?

İdlib'de yolun sonu mu?

21 Ağustos 2019 Çarşamba  |   Günlük

Türkiye’de dikkatler PYD-YPG’nin kontrolundaki Fırat’ın doğusuna çevrilmişken Fırat’ın batısında büyük ölçüde El Kaide’nin Suriye kolu kökenli Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) hakim olduğu İdlib yeniden gündeme oturdu. İdlib’deki son durumu değerlendiren uzmanlar Soçi mutabakatının fiilen sona erdiği görüşünde. 

Tam üç buçuk ay önce, 6 Mayıs’ta Suriye Ordusu Rusya’nın da desteğiyle, HTŞ ile birlikte Ahrar uş-Şam, Türkistan İslam Partisi, Feylak eş Şam gibi güçlerin bulunduğu İdlib ve çevresine yönelik saldırı başlatmıştı. 

Birkaç gündür yoğunlaşan saldırılarda 19 Ağustos’da 9 Numaralı Gözlem Noktasına kuvvet intikali yapan Türk Silahlı Kuvvetleri hedef oldu. Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, düzenlenen hava saldırısında konvoyda bulunan 3 sivil öldü, 12 sivil yaralandı. 

El Salvador Dışişleri Bakanı ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Şam yönetimini uyardı. 

Çavuşoğlu, “İdlib'de ateşkesi sağlamamız lazım. Dün bir taciz oldu. Gerek olursa Sayın Lavrov ile ben de görüşürüm. Her düzeyde temaslarımız var. Dünkü misyonumuzun da görevi 9. Gözlem Noktası'nın güvenliğini sağlamak. Şu anda başka bir yere taşıma gibi bir niyetimiz yoktur. Askeri tedbirler alınıyor. Rejimin de ateşle oynamaması gerekiyor. Kendi askerimiz ve gözlem noktasının güvenliği için ne gerekiyorsa yaparız. Siyasi sürece ve diğer konulara odaklanmamız lazım" dedi. 

Dışişleri Bakanı’nın basın toplantısı yaptığı saatlerde Suriye haber ajansı SANA, Türkçe internet sitesinde yayınladığı haberde Şam’ı ziyaret eden Rus parlamentosunun alt kanadı olan Duma üyelerinden Dmitry Sablin başkanlığında bir heyeti kabul eden Suriye lideri Beşar Esat’ın son saldırıların Türkiye’yi teröre desteğini daha çok deşifre ettiğini yönündeki sözlerini manşetten verdi.

Haberde “Teröristlerin Türkiye rejimi başta olmak üzere uluslararası birçok taraftan aldıkları desteğe rağmen Suriye ordusu ve halkının vatan topraklarının her karışını kurtarma azim ve kararlılığını bir kez daha ifade eden Esat İdlib’deki son çatışmaların Ankara’nın radikal teröre verdiği büyük desteğin hacmini bilen bilmeyen herkese deşifre ettiğini vurguladı” ifadelerine yer verildi. 

Aslında İdlib konusu dünya siyasetinde de ön sıralara tırmanmış durumda. Pazartesi günü Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de gündemlerinde İdlib meselesi vardı. 

Macron, 17 Eylül 2018’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin tarafından imzalanan Soçi mutabakatına uyulması çağrısında bulunurken konuk Devlet Başkanı, “Soçi'de anlaştığımızda bölgenin yüzde 50'si teröristler tarafından kontrol ediliyordu. Şimdi yüzde 90'a ulaştı. Bu son derece tehlikeli bir gelişme. Bizim askeri üssümüze İdlib üzerinden saldırı girişimleri oldu. Daha da tehlikelisi, militanların bu bölgeden dünyanın diğer bölgelerine aktarıldıklarını görüyoruz. Bu nedenle Suriye ordusunun bölgedeki terörle mücadelesini ve bu bölgenin terörist eylemlerden arındırılması çabasını destekliyoruz” diyerek aslında Türkiye’ye mesaj vermiş oldu. 

Zira 10 maddelik mutabakatta yer alan “Silahsızlandırma bölgesi oluşturulacak ve bölge 15 – 20 km derinlikte olacak, tüm radikal terörist gruplar silahlasızlandırma bölgesinden 15 Ekim’e kadar çıkarılacak, çatışan taraflara ait ağır silahlar 10 Ekim’de İdlib’deki silahsızlandırma bölgesinden çekilecek, M4 – M5 otoyolu güvenliği yıl sonuna kadar sağlanacak ve trafiğe açılacak” gibi maddeler henüz hayata geçirilebilmiş değil. 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da yaptığı açıklamada İdlib’den yapılan saldırılara sert bir şekilde yanıt verileceği konusunda Türkiye’yi uyardıklarını söyledi. 

“Şam Türkiye’ye mesaj verdi, ABD göz yumdu” 

Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye konusunda başlattığı üçlü zirvenin beşincisi Eylül ayında Türkiye’de yapılacak. Üç ülke Suriye konusuyla ilgili meseleleri bir kez daha masaya yatıracak. Ancak uluslararası ilişkiler uzmanı Erhan Keleşoğlu, Türkiye’nin İdlib’de kurduğu düzenin artık sonuna gelindiği görüşünde:

“Oyunun sonuna doğru yaklaştığımızı düşünüyorum. ‘Hem ABD hem Rusya’yı elimde tutayım hem de kendi gündemimi dayatayım’ politikası artık yürümüyor. Bu denge oyunun sonuna geliniyor. Çünkü Türkiye, Rusya’ya verdiği sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmedi. HTŞ’nin ağır silahlarını çekmesi, otoyolların açılması, bunların garanti altına alınması gibi verilen sözler yerine gelmedi. Rusya’nın sabrının tükenmekte olduğu ve artık zaman geçmeden Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiği hem Kremlin sözcülerinin hem de Putin ve Lavrov’un açıklamalarından anlaşılıyordu. Fırat’ın doğusunda ABD ile anlaşmanın açıklanmasından sonra Rusya’nın hava desteği vererek rejimin önünü açtığını görüyoruz. Dünkü konvoy saldırısının kim tarafından yapıldı, bunu da tam bilmiyoruz. Rusya’dan ‘Suriye yaptı’ açıklamaları gelse de Suriye mi Rusya mı yaptı, bunu net bilmiyoruz. Ama sonuç olarak Şam yönetimi, Türkiye’ye mesaj vermiş oldu. Suriye’de mesajlar maalesef bombayla veriliyor ve açık ki Rusya buna göz yumdu. Bana kalırsa Türkiye’nin İdlib’de kurduğu düzen yavaş yavaş sona eriyor.”  

“Soçi mutabakatı fiilen bitmiş görünüyor” 

Medya Günlüğü internet sitesi yazarlarından Rusya uzmanı Aydın Sezer ise Soçi mutabakatının fiili olarak ortadan kalktığını kanısında: 

“En son Soçi mutabakatıyla Türkiye’ye bir aylık süre verildi. Ama bu sefer yazılı doküman imzaladı. Putin, ‘teröristlerin gücü bölgede iki katına çıktı’ derken bunu vurguladı. Bu sözler bizim (Türkiye’nin) yetersiz kaldığını gösteriyor. Rusya, uzun zamandır Ankara’nın ÖSO’ya yaptığı silah yardımının İdlib’deki ilerleyişi yavaşlattığı eleştirisi yapıyor. Kremlin’e yakın yayın organları, Türkiye’nin legal gözlem noktaları ile ‘teröristlere’ kol kanat geldiğini ve mutabakat hükümlerini asla yerine getirmediğini söylüyor. İlginçtir; Rusya, Türkiye’nin ABD ile ilişkisinden sanıldığı kadar rahatsız değil. Birincisi, Rusya güvenli bölge ile anlaşma sağlanacağını düşünmüyor. Hatta güvenli bölge ile ilgili pürüzlerin iki ülke arasındaki ilişkileri gereceği hesabında. İkincisi, bu süreçte ABD tarafından aldatılacak Kürtlerin Esat’la yakınlaşacağını düşünüyor. Ama elbette Türkiye’nin Fırat’ın batısında kendisiyle, doğusunda ABD ile işbirliği siyasetini hiçbir zaman doğru bulmuyor. Bence artık Soçi mutabakatı fiilen bitti.”  

(Hilmi Hacaloğlu, VOA Türkçe)