İdlib pazarlığı

İdlib pazarlığı

23 Ocak 2019 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan zirveye beklenildiği gibi Suriye sorunu damgasını vurdu. 
 

Geçen yıl toplam 25 kez görüşen iki liderin Kremlin Sarayı’ndaki 2019’un ilk zirvesi bir saat 50 dakika sürdü. 
 

Görüşmenin basına açık bölümünde Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Erdoğan’ın kişisel başarısı olduğunu ve sık görüşmelerinin sonuçlarını aldıklarını belirtti. Erdoğan da, yeni yılın ilk görüşmesini yapmaktan mutlu olduğunu belirtti. 
 

Görüşmenin ardından düzenlenen kısa basın toplantısı, liderlerin ağırlıklı olarak İdlib’deki durum, Türkiye’nin ısrarla istediği “güvenli bölge” ve yeni Suriye anayasası konularını ele aldıklarını ortaya koydu. 
 

Sputnik’e göre Putin, Rusya ve Türkiye'nin İdlib bölgesindeki istikrarın sağlanması için ek önlemleri görüştüklerini söyledi. Rus lider, "Suriye topraklarındaki terörist grupların faaliyetlerine son verilmesi ile ilgili konular da görüşüldü. Özellikle, İdlib'de silahsızlaştırılmış bir bölge oluşturulması konusundaki Rus-Türk mutabakatının nasıl uygulandığını görüştük. Rusya ve Türkiye'nin İdlib bölgesindeki istikrarın sağlanması için hangi ek adımları atabileceği konusunda bilgi paylaşımı yaptık" diye konuştu. 
 

Putin ayrıca, “Türk dostlarımızın menfaatlerine özellikle güvenliğin sağlanması noktasında saygı duyuyoruz. Bugün çok ayrıntılı bir biçimde İdlib konusunu görüştük. Türk meslektaşlarımız, mutabakatlarını yerine getirmek için ellerinden geleni yapıyor. Tabii ki orada sorunlar var, biz bunları görüyoruz ama Türk meslektaşlarımızla önümüzdeki dönem neler yapılması gerektiği konusunda görüştük ve anlaşmaya vardık”dedi. 

ABD'nin Suriye'deki varlığını " yasadışı" olarak niteleyen Putin'in ilginç ve önemli bir açıklaması ise," Suriye-Arap hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında 1998 sözleşmesi var. Eminim ki bu birçok hususu kapatan bir temeldir" demesi oldu. "Adana Mutabakatı" olarak bilinen söz konusu sözleşme, PKK'nın Suriye tarafından "terör örgütü" olarak kabul edilmesini ve ülkede her türlü faaliyetinin yasaklanmasını içeriyordu. Rus liderinin bu sözleriyle asıl vermek istediği mesajı, "Güvenli bölge kurmak yerine PKK ile sorununuzu Suriye yönetimi ile konuşarak çözebilirsiniz" olarak yorumlamak mümkün.  Ancak, Putin'in Suriye yönetimine Kürtlerle görüşme çağrısında bulunması da göz önüne alındığında, bu mesajın aynı zamanda Beşar Esad'a da yönelik olduğu sonucu çıkıyor. 
 

Erdoğan ise, "ABD'nin çekilme sürecinde tartışılan güvenli bölge konusunda Rusya'nın yaklaşımı nedir” sorusuna şu yanıtı verdi: 
 

“Güvenli bölge konusunda başta liderler olmak üzere bunun yanında ilgili bakan arkadaşlarımız görüşmelerini devam ettiriyorlar. Bu konuda bizler için tehdit oluşturan bölgelerin hassasiyeti büyük önem arz ediyor. Tehdit oluşturan bölgelerdeki tedbirleri alma noktasında Amerika olumlu yaklaşımını bizlere zaten ifade etti. O da bildiğiniz gibi yaklaşık bir 30-32 kilometre derinliğinde bir bölge idi. Bu konuyla ilgili olarak zaten bizim Rusya ile de herhangi bir sıkıntımız yok.” 
 

Putin’in, “Bizim ortak fikrimiz, bütün teröristlerle birlikte mücadele edilmesi gerekliliği” sözlerinden ise açıkça İdlib’i ve orada bulunan teröristlerin ortak çabalarla yok edilmesini kastettiği anlaşılıyor. 
 

Zaten zirve öncesinde Türkiye’nin gündemindeki en önemli maddenin “güvenli bölge”, Rusya için ise İdlib sorununun en öncelikli konu olacağı tahmin ediliyordu. Zirve başlamadan saatler önce Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova’nın İdlib’deki durumun giderek kötüleştiğini, bundan ciddi kaygı duyduklarını belirtmesi de bu tahmini doğruladı. 

Erdoğan'ın, "Türk-Rus iş birliğini dinamitlemeyi hedefleyen, özellikle terör örgütlerine karşı da ortak bir mücadelenin gereğini ifade etmek istiyorum" sözlerinin adresi ise YPG ve "güvenli bölge"oluşturulmasının önemiydi.
 

Kommersant gazetesinde çarşamba günü çıkan bir yorumda, Türkiye’nin İdlib’deki güvenlik noktalarını boşaltarak Suriye ordusunun operasyonuna olanak vermesi karşılığında Rusya’nın “güvenli bölge” talebine yeşil ışık yakacağı öne sürülmüştü. 

Fotoğraf: TC Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesi