İçimizdeki 'ateş'

İçimizdeki 'ateş'

30 Ocak 2020 Perşembe  |   Mentor

Fenerbahçe son 9 yıldır zor zamanlardan geçiyor ve son günlerde etrafındaki ateş çemberi daraltılmaya çalışılıyor, Fetö ve yancıları gibi klasik düşmanlarımızı biliyoruz ama ben bugün içimizdeki ihanetlerden bahsetmek istiyorum. 

Fenerbahçe bir çok cephede birden savaşıyor, dostunu düşmanını tanıması içindeki ihanetlerden kurtulması gerekiyor, bir kişi bile çok önemli bu mücadelede.   

Bildiğiniz gibi TFF tarafından transfer yapma hakkımız Trabzon kaynaklı siyaset lobisi tarafından engellendi. Şu anda bin euroya bile ihtiyacımız var. Peki nasıl geldik buraya, nasıl geldiğimizi gösteren örneklerden birini anlatacağım. 

Fenerbahçe, 2017 yılında Fenerbahçe Üniversitesi için 10 yıl süreyle bir bina kiralamış, binanın aylık kirası 1.189.000 TL yani yılda 11.890.000 TL, 10 yılda 118.900.000 TL. ödeyecek. Yanlış anlamadınız 621 milyon euro borcu olan ve tefeciye % 40 faiz ödeyen Fenerbahçe daha ortada öğrencisi bile olmayan bir üniversite için futbolun kaynaklarından yaklaşık 120 milyon TL taahhüde girmiş. 

Kira tutarının fahiş olduğunu ve bu tutara binanın satın alabileceğini söyleyen, binanın sahipleri bazı AKP yöneticileri olduğu için pahalı tutulduğu iddialarını dile getiren Adnan Bulut'un söylediklerini de bir kenara koymak lazım. 

Bina 19.000 metrekareymiş, aylık 1.2 milyon TL kira ödüyorsunuz. Ataşehir'de ofis kiraları yaklaşık 50 TL/metrekare iken yaklaşık 64 TL/metrekare ödeyerek bina tutuyorsunuz.  Ataşehir'de ofis fiyatları yaklaşık 10.000 TL/metrekare civarında yani bu binayı toplam 150-200 milyon TL bedelle alabilecekken 10 yıllığına 120 milyon TL kira ödüyorsunuz. 

621 milyon euro borcunuz var, tefeciye % 40 faiz ödüyorsunuz, bu ortamda üniversite gibi bir yatırıma kalkıştığınız yetmezmiş gibi kiralamayı da fahiş fiyatla yapıyorsunuz. Bunu adı ihanet bile değil, bunun adı cinayet. Fenerbahçe'nin kafasına silahı dayayıp tetiği çekmek. 

Şimdi Fenerbahçe belki de 3-5 kuruş için transfer yapamıyor.  

Hikaye bitmedi ,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) TFF Tahkim Kurulunun adil yargılama hakkını ihlal ettiğine ve bağımsız olmadığına hükmetti. Kısacası dünyanın en saygın mahkemelerinden biri dedi ki; Türk futbolu şaibeli... 

Ama konumuz bu değil, bildiğiniz gibi bu tarafsız olmayan TFF ve Tahkim Kurulu 3 Temmuz sürecinde iki Fenerbahçe yöneticisine haksız bir şekilde "şike yaptı" dedi. Elbette o gün devleti kontrol eden Fetö'nün talimatı ile şimdi AİHM TFF ve tahkimin talimat aldığına hükmetti ve Fenerbahçe'nin tezleri bir kere daha ispatlandı.

İki Fenerbahçe yöneticisi tahkime yaptıkları itiraz reddedilince, yurt içinde başvuracakları makam da kalmayınca AİHM mahkemesine başvurmuş ve  başvuruları kabul edilmişti. Aynı AİHM Trabzonspor'un başvurusunu reddetmişti, bunu yazıyorum çünkü Fenerbahçe yöneticilerinin talebi AİHM tarafından haklı bulunmuş ve inceleme için sıra almıştı yani çok önemli bir gelişme idi. 

Ancak o günden sonra o başvurudan bir daha haber alamadık. Ömer Rıza için Trabzonspor aleyhine, Serkan Akal için  MHK aleyhine AİHM'nin verdiği kararların başvurusu çok daha sonra. Kısacası ya başvuruyu takip etmediler ya da geri çektiler. 

Peki Fenerbahçe için bu denli önemli bir konuda nasıl böyle davranabilirler?

Burası soru işareti aslında bana göre soru işareti değil hızlı yargılamayı nasıl kabul edip UEFA'da Fenerbahçe ceza aldığı halde kimse ceza almadıysa AİHM başvurusu da o yüzden savsaklandı. Yani bana göre Fenerbahçe ihanete uğradı. Fenerbahçeli yöneticiler ceza almadıkları halde hukuki süreci devam ettirmediyse kimse bana aksini anlatamaz. 

Son sözü söylemeden bir tespit yapalım: Bu üniversite falan Galatasaray'ın aristokrat kökenlerine özenen bir grup "Beyaz Fenerbahçeli" saçmalıklarıdır. Fenerbahçe'yi bir avuç elitin kontrol etmeye çalıştığı seçkinler kulübü haline getirmeye çalışan Kadıköy cuntasının darbeleridir. Fenerbahçe halka mal olmuş bir spor kulübüdür, Milli Eğitim Bakanlığı değildir.  

Fenerbahçe'yi spor kulübü olmaktan çıkarıp seçkinler kulübü yapmaya çalışan ama Ali Koç'un liderlik ettiği Anadolu 3 Haziran devrimi ile yerle bir olan anlayışı bir kere daha kınıyorum. 

Fenerbahçe'nin birliğe ihtiyacı var ve ihaneti ayıklamak her zamankinden daha çok ihtiyaç. Fenerbahçe bu ihanetleri asla unutmamalı. Ben Bir Fenerbahçeli olarak bu insanları affetmiyorum, sonsuza kadar affetmeyeceğim, bir daha asla onlarla yan yana durmayacağım. Ömrüm oldukça bu insanların tekrar Fenerbahçe adını ağzına almamaları için mücadele edeceğim.