Hoş geldin Süper Lig

Hoş geldin Süper Lig

15 Ağustos 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Futbolseverler için tatil cuma akşamı bitiyor ve Denizli-Galatasaray maçıyla futbolumuzda yeni sezon başlıyor. Mayıs ayından beri hasretle "Süper lig başlasın" diye sayıklayan tüm  taraftarlar heyecanlı ve takımlarının maçlarını bekliyor. 

Görünen o ki bu sezon, son yılların en heyecanlı, en çekişmeli sezonu olacak. Son 2 yılın şampiyonu Galatasaray, geçen sene uzun süre küme düşme hattında yer alan  ve bu sene yaptığı transferlerle güçlenen Fenerbahçe, gençleşmiş yeni kadrosuyla Trabzonspor, teknik kadrosunu yenileyen ama maddi sıkıntılar ile boğuşan Beşiktaş ve yıllar sonra Abdullah Avcı'sız Başakşehir bu yıl şampiyonluk mücadelesi verecek takımlar olarak öne çıkıyor.  

Her takım iddialı, her takım yeni transferleri ile ligi bekliyor. Bir yanda şampiyonluk, öte yanda kümede kalma mücadelesi derken her sene olduğu gibi  birkaç takım sürpriz yaparak adından söz ettirecek. Bence o takımlar bu sene Alanya ve Gençlerbirliği olacak gibi. Küme düşme adaylarımı da yazayım: Gazişehir-Ankaragücü ve Rizespor... 

Yaz sezonu ve futbolsuz geçen günler taraftarlar için en sıkıcı günlerdir. Bazen bir transfer onları heyecanlandırsa da asıl coşku ligler başlayınca ortaya çıkar. Her hafta yeni heyecan ve yeni umutlar demektir. Her galibiyet sevinç ve coşku, her yenilgi mutsuzluk ve karamsarlıktır onlar için... 

Taraftarlık kimine göre vazgeçilmez bir tutku, kimine göre büyük bir heyecan, sonsuz bir aşk, kimine göre tedavisi olmayan bir hastalık. Bu öyle bir hastalıktır ki, işinizi, eşinizi, evinizi, arabanızı, hatta oy verdiğiniz partiyi değiştirirsiniz ama taraftarı olduğunuz takımı belli bir yaştan sonra asla değiştiremezsiniz. 

Taraftara göre ise; sevdalandığı renklerin, armanın peşinden koşmak kadar güzel bir duygu yoktur. Takımınız maç kazandığı, şampiyon olduğu zaman dünyalar sizin olur, tüm dertler unutulur, bulutlar üzerinde gezersiniz. Ne işsizlik, ne hayat pahalılığı ne de başka sorunlar, hepsi unutulur gider. Şampiyonluk sonrası tüm dünya size toz pembe görünür. 

Kaybettiğiniz zaman dünyanız kararır, hiçbir şeyden zevk almazsınız. Evde eşiniz çoluk çocuğunuz ile konuşmaz, yemeden içmeden kesilirsiniz. Kazandığınız günler sonrası işe/okula coşku ile giderken, kaybettiğinizde ayaklarınız geri geri gider, evden çıkmak bile istemezsiniz. Gözünüz kimseyi görmek istemez. Bir an önce bu durumun geçip gitmesini beklersiniz. 

Futbolla çok fazla ilgisi olmayan ya da şöyle kıyısından köşesinden biraz yakın olanlar için bu anlaşılmaz bir durumdur. Koskoca adamların/kadınların futbol yüzünden sevinip üzülmesine, çocuklaşmasına, bazen inatlaşmasına, hatta tartışmalarına/ kavgalarına bir anlam veremezler. 

Tuttukları takımlara gönülden bağlı olanlar,  günlük yaşamlarını bile takımlarına göre ayarlar. Akşam maç varsa tüm işler, alışverişler vs. maçtan önce bitirilir. Örneğin Galatasaray'ın maçı olduğu günler benim için hayat durur. Şahsen tüm sosyal yaşamımı programlarken önce Galatasaray'ın maç takvimine bakarım. Çok olağanüstü bir durum yoksa maç günleri ne bir yere giderim, ne de eve futbolla ilgisi olmayan misafir kabul ederim. Diğer takımlara gönül vermiş taraftarların da benden çok farklı olduğunu düşünmüyorum. 

Aslına bakarsanız futbol sadece bir oyun, bir eğlence, zevk alınması gereken bir etkinlik. Futbolseverler için hayatın çok önemli bir gerçeği, ama kendisi değil. Ne yazık ki ülkemizde futbolu eğlence/oyun olarak görenler çok az. Son yıllarda adeta hayat-memat meselesi haline getirilmiş durumda ve toplum sürekli futbol üzerinden geriliyor.  

Özellikle şampiyon olamayanlar kendi hatalarını, kendi yanlışlarını görmektense suçu sürekli başkalarına atarak taraftarın gazını almaya çalışıyor. Unutulmasın her sene sadece bir takım şampiyon oluyor ve olamayanlar için bu dünyanın sonu değil... 

Keşke bütün sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz ve üzüntülerimiz maçların oynandığı sürelerde kalsa ve maç bitince gerçek yaşama bir an önce dönebilsek. Rekabet ve kutuplaşma keşke sadece saha içi ile sınırlı kalsa... 

Şunu asla unutmayın, hiçbir şey sizin sağlığınızdan, ailenizden çoluk çocuğunuzdan, sevdiklerinizden ve en yakınlarınızdan daha değerli değil. Çünkü siz yoksanız futbol da yok... Futbol çok güzel bir eğlence ama onsuz bir yaşam da dünyanın sonu değil. Bu güzel oyunun tadını çıkarıp hayatta başka güzellikler olduğunu unutmadan yola devam etmek en doğrusu değil mi? 

2019-2020 Cemil Usta sezonunda önce Galatasaray'a, sonra tüm takımlara başarılar dilerken yeni sezondan beklentim elbette Galatasaray'ın üst üste 3. şampiyonluğu kazanması yönünde. 

Kalın sağlıcakla...