Hoş geldin bahar

Hoş geldin bahar

3 Nisan 2019 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Bir seçimi daha geçirdik. 

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri, yüksek katılım oranı ile (%84.52) gerçekleşti.  

Sandıkların % 99.01’i açıldığında karşımıza çıkan tabloya bakalım: 

Açılan, toplam 192.742 sandıkta kullanılan 47.784.882 oydan, 45.970.921 oy geçerli kabul edildi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından açıklanacak olan kesin sonuçlar ile birlikte, bu sayıların değişeceği ortadadır. 

Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçim sandığından iktidara da muhalefete de önemli mesajlar çıktı.  

Belediye başkanlıkları için kullanılan oyların %44.42’sini alan AK Parti ve %7.46’sını alan MHP tarafından oluşturulan Cumhur İttifakı, ülke genelinde oylarını korudu. Bu oranlar Belediye Meclis Üyelikleri’nde  sırasıyla %41.73 ve %18.73 oldu. Belediye Meclis Üyeliklerinde MHP oylarının, ülke genelinde CHP’nin %17.43’lük oranının önünde olması dikkat çekicidir.   

Seçmen istikrarı önemsediğini gösterdi. Ancak, iktidara da ciddi uyarıda bulundu.  

Bu seçimlerin en dikkat çeken iki sonucu, Ankara ve İstanbul’da alındı. Başa baş süren yarışı Ankara’da CHP Adayı Mansur Yavaş, İstanbul’da da yine CHP Adayı Ekrem İmamoğlu önde tamamladı. Bu satırları kaleme aldığım saatlerde İmamoğlu, YSK verilerine göre, İstanbul’da 28 bin oy önde bulunmaktaydı. 

İttifakların ilk kez uygulandığı bu seçimde bu işten en çok yarar sağlayan parti, MHP oldu. Hem belediye başkanlığı sayısını iki kat artırdı, hem de “beka sorunu” söylemi ile adeta iktidar partisinin önüne geçti.  

CHP, bu seçimde muhafazakar seçmenden de oy alabilen, inançlara saygılı, halka dokunan adaylar çıkardı. Ankara Adayı Mansur Yavaş’ın eski bir ülkücü olması, İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu’nun beş vakit namaz kılan, kuran okuyan, halkla iletişimi güçlü olan profili, Kılıçdaroğlu’nun bu seçimlerinin doğru olduğunu ortaya koydu.  

Şimdi akla gelen soru şu: CHP yönetim kadroları, giderek ve artarak daha muhafazakar, milliyetçi bireylerden mi oluşacak  ?  

Seçimin sonucunu belirleyen iki unsur

Birincisi Kürt seçmen. Diğeri de ekonomi. 

16 Nisan referandumunda, “Hayır İttifakı” ve 24 Haziran seçimlerinde, “Demokrasi Bileşenleri” adı altında CHP ile bağ kuran HDP’nin bu seçimlerde de oylarının CHP’ye gittiği anlaşılmaktadır. HDP oy oranı belediye başkanlıklarında %4.22, belediye meclis üyeliklerinde ise %7.88’dir. Hal böyle olunca, CHP’ye ciddi bir Kürt seçmen oyunun geldiği ortadadır.  

HDP’nin güçlü olduğu Şırnak, Ağrı, Bitlis AK Parti’ye geçti. Diğer illerde de HDP oyları geriledi. Kayyım ile birlikte bölgeye hizmetin gitmesi, özellikle yol, hastane gibi yatırımların hızlanması bu sonuçları sağladı. 

Ekonominin ciddi bir dar boğazdan geçtiği bu süreçte seçmenin oyunu kullanırken iktidara önemli bir uyarıda bulunduğu ortadadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu uyarıyı ciddiye aldığı, seçim sonrası yaptığı değerlendirmelerde görülmektedir. 

Pahalılığın böylesine arttığı, işsizliğin tavan yaptığı, mutfağın adeta “yandığı” bu ortamda CHP’nin ülkenin geleceği konusunda söz sahibi olabilmesi için daha fazlasını yapmaya gereksinim olduğu ortadadır.  

CHP şu soruları sormalıdır: 

Fakir, fukara, işsiz, kimsesiz seçmen CHP’yi umut olarak görüyor mu? 

Ekonominin kurtuluşu için, ülkenin yeniden zenginleşmesi ve halkın geçim derdinin ortadan kalkması için CHP, bu kadrolarla yeterince umut olabiliyor mu ? 

SON SÖZ: Hoşgeldin Bahar; nerelerdeydin?