'Holigan' yazarlar

'Holigan' yazarlar

18 Eylül 2019 Çarşamba  |   Mentor

Ben Fenerbahçeli’yim, hiçbir zaman objektif olduğumu söylemedim. Ben olaylara Fenerbahçe gözüyle bakarım, ancak ben iyi bir insan olmaya çalışan ilkeleri olan biriyim. 

Muslera'ya büyük saygı duyarım, Metin Tekin Fenerbahçeli olmadığı için hayıflanırım, Volkan Demirel'i hiç sevmedim.  

Dün bir yazı yazdım, son zamanlarda 3 Temmuz’da yaşananlara benzer kara propagandaya duyulan tepkiden kaynaklanan bir yazıydı ancak sakinleşince yazıyı okuduğumda gördüm ki fanatizm sınırlarını zorlayan tutarsız bir yazıydı, sonra kendi isteğimle yayına verilmek üzere iken yayınlanmasını istemedim. 

Söylemek istediğim ben büyük iş yaptım falan değil, oldukça sıradan bir sosyal medya yazarı olarak yazı beni vicdanımda mutlu etmemişti. O zaman düşündüm ki medyadaki bunca insan nasıl oluyor da sistemli ve sürekli olarak, değişmez bir tavır olarak tek taraflı Fenerbahçe aleyhinde yazabiliyor? Bunun için uzman olmaya ve psikanaliz falan yapmaya gerek yok, basit bir açıklaması var. 

Ya kişisel husumetleri var ya da bir şekilde menfaat sağlıyorlar, başka açıklaması olamaz. Bunların ikisi de gazetecilik faaliyeti değildir. O yüzden Beşiktaşlı dostlara da, Galatasaraylı dostlara da, Trabzonlu dostlara da tavsiyem bu insanlara inanmamalarıdır çünkü yarın parayı kim verirse düdüğü o çalar veya kişisel husumetleri yön değiştirebilir. 

Bu işin sadece ilke yönü, bir de tehlikeli boyutu var ki kimse inkar edemez, açıklamaya çalışayım; 

Futbol ülkemizde ve dünyada artık tutkunun ötesine geçmiş, bir duygu çoğu insan için takıntı halini almış. Düşünebiliyor musunuz bir çoğu herhangi bir yabancı dili konuşamayan insanlar teknik direktörleri İtalyanca konuşuyor, rakip teknik direktörler konuşamıyor diye mutlu olabiliyor. Oysa bilmedikleri bir lisanda hangi düzeyde ve yeterlilikte konuşulduğunu anlamalarına imkan yokken basit bir iki sözcüğü bir araya getiren bir insanı toplam 2-3 dakika içinde müthiş bir İtalyanca gurusu ilan ediyorlar ve bu bir toplumsal nöbet oluşturuyor. 

Bu çok tehlikeli bir şey, düşünebiliyor musunuz böyle bir psikolojiyi kullanıp bu fanatizmin üstüne PKK, Fetö her şeyi yükleyip iç savaş çıkaran bir algıyı bir kaç saat içinde topluma enjekte edebilirsiniz. 

Buna benzer denemeler geçmişte yapıldı, kısmen başarılı da oldular. 

Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti savcılarına sesleniyorum; kulüp başkanlarına hakaret eden, sürekli olarak aynı takım aleyhinde algı oluşturarak olayı sporun ötesine taşıyıp toplumda kan davası başlatan Erman Toroğlu, İbrahim Seten, Selçuk Dereli, Feridun Niğdelioğlu gibi insanlar suç işliyor. Toplumda kin ateşi yakıyorlar ve toplumu bölüyorlar. Açıkça ihbar ediyorum. 

Fenerbahçeliler Feridun Niğdelioğlu dememe şaşırmıştır. Diğer ikisinden hiçbir farkı yok. Geçmişte yalan haberlerle Fenerbahçe'yi karıştırmak için çok uğraşmış, 3 Temmuz sürecinde bir çok manipülatif haber yapmış birisidir. İşsiz kaldığında birden TRT'de ortaya çıkıp Fenerbahçe holiganlığı yapmaya başladı. Kararmış yıldızını parlatmaya çalıştı başarılı da oldu. Sakın ola ki bu tür adamlara kapılmayın çünkü Fenerbahçe'nin manipülasyona ihtiyacı yok, doğru yolda doğru şeyler yapıyor, lütfen bu doğru mesajları bu yanlış iş yapan adamların tarzıyla kirletmeyelim. 

Şimdi bir de Meriç Tunca çıktı, sanırım 3 Temmuz’da Hürriyet'in internet bölümünün spor haberlerini yönetiyordu ve en iğrenç en kaba ve en algı oluşturmaya yönelik haberler Hürriyet'in internet gazetesi spor bölümünde yer alıyordu.      

Fenerbahçe'nin bu tür holiganlara ihtiyacı yok, doğru şeyleri savunuyor ve doğru işler yapıyor. Lütfen açtığımız yeni sayfaların bu holiganizmle kirletilmesine izin vermeyelim. 

Çünkü Fenerbahçe ülke futbolunu belki de tekrar ülkeyi Fetö benzeri bir felaket oluşturmaya çalışan bir algı makinesinden kurtarmaya çalışıyor, doğruyu holiganizmle karıştıran insanlara bu mücadele içinde yer yok.