'Hocam şezlongdan virüs bulaşır mı?'

'Hocam şezlongdan virüs bulaşır mı?'

11 Mayıs 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bir kere şurası kesin ki, halkımız artık din adamlarına değil, bilim-tıp insanlarına ahret soruları soracak... Yani; "Hocam şezlongdan virüs bulaşır mı, odamdan çıkan son müşteri ya hastaysa, masadan kalkan çocuk burnunu eliyle silip koltuğa dokundu mu" gibi bin türlü soru tam anlamıyla hepimizi çıldırtacak, henüz çıldırmadıysanız tabii!  

Diyarbakır Sur içindeki yemekten, Adana Ocakbaşındaki oturma düzenine, İstanbul Çiçek Pasajındaki masalardan, Ortaköy midyecisinin midyeleri ne kadar ellediğine kadar günlük yaşamdaki yeme içme sektörünün her boyutunda sorular TV ekranlarında, basında, sosyal medyada yepyeni bir literatür oluşturacak. Böylece dünya tarihinde M.Ö. ve M.S. bitecek ve yerini K.Ö. ve K.S alacak (Gerçi İngilizcesinde ilginç bir tekrarla B.C. ve A.C. yine devam edecek gibi durmakta.) 

Seyahat ve turizm sektöründe olacak gelişmelere gerçekçi bir gözle bakmak gerekirse, sorunların en başında müktesep hak sahibi seyyahların durumu gelmekte... Yani Mart 2020 tarihine kadar uçak bileti almış veya tatil için erken rezervasyon yapmış vatandaşların durumu ne olacak? Bunların ödedikleri paraları ne havayolları ne de acenteler iade etti. Hükümet, başta THY tüm havayollarını hemen korumaya aldı ve para iade etmeden bileti açığa alınmasını sanki yasalaştırdı! Şu anda herhalde yüz binlerce vatandaş, milyonlarca liralık biletle havayollarını finanse etmekte. Dünyada da durum böyle... Genel uygulama, açığa alınan biletlerle 2021 yılına kadar uçma hakkı veya uçuştan cayma halinde, uçuşlar başladıktan ancak iki ay sonra para iadesi. Yani böyle bir finansman sistemi dünya tarihinde hiç görülmemiştir. Müşterinin parasını al, hizmet iptal olsun, parayı geri verme, belirsiz bir zaman için tut ve belki de döviz bazında kâr et... sonra da "Belirsiz bir zaman ödeyeceğim" diye açıklama yap. Mahkemeye versen anında tazminatla kazanman gerek. Ama karşında devlet korumalı havayolu var… Haydi sıkıysa git mahkemeye de kazan bakalım! 

Diğer yandan, otellere 2020 tatilleri için seyahat acenteleri kanalıyla erken rezervasyon yapmış binlerce tatilci ise acentelerle baş başa bırakıldı. Hükümet burada havayollarına verdiği korumayı ve desteği vermedi. Acenteler kısmen paraları iade etti ama tamamını iade edemedi, müşterileri ikna için temaslar sürmekte. Hükümet, "Kredi verdik ya kardeşim otellere ve acentelere, alın krediyi milletin parasını ödeyin" deyip sıyrıldı işin içinden.   

Dolayısıyla uçaklar uçup, oteller açıldığı an ilk önce bu eski müşterilerin rezervasyonları en uygun şekilde gerçekleştirilmek zorunda. Bu uygun şekilden kasıt, acaba ocak ayında diyelim mayıs ayına alınmış uçak biletiyle şimdi eylülde uçmak isteyince havayolu bir fark uygulayacak mı? Ya da yine aynı şekilde, haziran yerine ağustosta gidilecek otel rezervasyonlarına bir fark alınacak mı? Seyahatten tamamen vazgeçenlerin paralarının iadesi de acaba nasıl olacak, kesintisiz mi olacak, cezalı mı? Yani eski müşteri hakları hükümetçe-Turizm Bakanlığınca netleştirilmek zorunda! Yoksa burada da mı tüketici hakları ayaklar altında ezilecek, 500 dolara alınmış uçak biletine 50 dolar fark, iki bin TL'lik otel paketine yüz-iki yüz TL farklar mı çıkarılacak? Çünkü şurası kesin ki, uçak şirketleri ve oteller hem 2-3 aylık kayıplarının acısını hem de yeni hijyen önlemlerinin maliyetini doğrudan tüketiciye yükleyecektir! Yani uçak ve otel fiyatları artmak zorunda kalacaktır. 

Sonuç olarak, şu ana kadar hiçbir uçak bileti, tatil rezervasyonu yapmadıysanız yaşadınız… Zaten geçen yazıyı okuduysanız, insan hayal ettikçe yaşar metoduyla nirvanaya bile ulaştınız! Bu yıl hiç fazla açılmayın, sağlıklı olduğunuza bin kere şükredin ve en yakın çevrenizde ne gibi tatil ortamı varsa park, orman, göl, deniz onun tadını çıkarın.  

Elbette burada, sağlık sektörü çalışanları binlerce hastayı tedavi için boğuşurken, hastalar ve yakınları ölüm kalım mücadelesi verirken, binlerce insan yakınlarını kaybederken ve diğer yandan milyonlarca insan işinden gücünden olup, maaşsız kalıp, zaten işsiz olup iyice umutsuzlaşırken, bir tatil yazısı yazmak bile ayıp. 

Bu yüzden finali herkese belki ümit verecek bir cümleyle bağlamak gerekirse… Şu dünya ne vebalar, ne koleralar, ne domuz gripleri gördü ve daha da beter savaşlar gördü… Hepsinin sonu mutlaka geldi ve hayat tekrar kaldığı yerden çok daha iyi koşullarda devam etti. 

Sağlığınızı dikkatle koruyarak iyi günlere bir an önce ulaşmak dileğiyle…