Hiç yapılmayacak kanal

Hiç yapılmayacak kanal

23 Ocak 2020 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Kanal İstanbul muhabbeti milleti baydı farkındayım ama ben değişik bir açıdan bu curcunayı analiz edeyim istedim, şöyle ki;

Bugünkü zihniyetin anladığı yegane şey ticaret. Nasıl edeyim de nereden yapayım da para kazanayım ve kazandırayım. Ancak bu şekilde hayatta kalacaklarını düşündüklerinden olsa gerek, yapılan her işte bu soru soruluyor. Köprü, havaalanı, tünel ıvır zıvır ne yapıldıysa altındaki tek amaç kısa vadeli kazanç.

Düşünce tarzı bu olan bir kafanın çok uzun vadeli bir yatırım yapması mümkün mü? Asla değil. Peki bu kanal muhabbeti neden bu kadar sulandırıldı? El cevap: Kısa vadeli kazanç. 

Bu projeyi öne atanların planı başından beri rant idi. Ne Amerikalıların bastırması ne de Montrö, hepsi hikaye. Yukarıdan İstanbul’a baktıklarında gördüler ki daha satılacak bir yığın arazi var. İyi de milleti nasıl oltaya getirecekler, neyi pazarlayacaklar da insanların kapış kapış arazi almalarını sağlayacaklar? İşte burada devreye kanal projesi girdi. Önce, bir takım amatörce hazırlanmış videolar hazırlandı, üstün körü hesaplamalar yapıldı. Memleket seçim arifesindeydi, haliyle bir taşla 3-5 kuşu vurmaya alışmış zihniyet sürdü projeyi piyasaya. Önce baktı, durumu kokladı. Zaten sürekli uyguladıkları taktik buydu, önce bir hamle yap, sonra dur, tepkilere bak. Anladılar ki karşılık görecek, planı uygulamaya soktular.

El altından kanalın geçeceği yerlerin satışına başlandı. Biz abuk sabuk konularla oyalanırken, birileri hababam arazi satıyordu. Ana hedef ise Araplardı. Her seyahatte bu projenin sunumu yapılıyor, acayip bir şekilde ballandırılıyor ve Arapların parasının memlekete gelmesi için çabalanıyordu. Elbette birileri küpünü dolduruyordu. Önceden ucuz ucuz kapatılmış araziler, kim bilir kaç katına satılıyordu?

İş artık öyle bir haddeye geldi ki, arazi alanlar ufaktan kuşkulanmaya başladılar. Gerçi ödenen paralar onlara koymazdı ama olsun, salak yerine konmak kimin hoşuna gider. 

Bu arada memlekette ekonomi iflas etti, dış politikada itibar yerle bir oldu, büyük şehirler kaybedildi. Bir de arada Araplardan saçma sapan telefonlar geliyordu, ne olacak kanal işi, hani acayip paralar kazanacaktık gibi… Baktılar ki Araplar iyiden iyiye cazgırlaşacak, e ortam da müsait, yeniden gündeme atılıverdi kanal projesi. Aslında başından beri yapılmayacak olan, kimsenin inanmadığı, teorik ve pratik olarak imkansız olan bir proje tam zamanında yeniden parlatıldı. Amaç, zaman kazanmaktı. Oldu da. Zekasından şüphe etmediğim halkımız yemi lönk diye yuttu. Televizyonlarda programlar, analizler, hesaplar kitaplar gırla gitti ve hala devam ediyor. Ama aslında cukkayı alan kazandı. Araziler satıldı, hatta o paralar yendi bitti bile. Ama sanki bir muhalefet var, aslında ben yapacaktım ama bak halk istemiyor kıvamına gelene kadar da devam edecek. 

Sonra ne mi olacak? 

Zihniyet diyecek ki, tamam, kanalı yapmayacağız ama onun yerine aha da şunu yapacağız. Bir şekilde o şeyi bulurlar nasılsa. Olan Arapların ve belki de bu zokayı yutmuş sonradan görme zenginlerin parasına oldu.

Soğuk su isteyen? 

Analizör