Hayata 1-0 önde başlamak için...

Hayata 1-0 önde başlamak için...

14 Mayıs 2020 Perşembe  |   Mentor

Özellikle eğitimli ailelerde yaygındır veya en azından ben öyle düşünüyorum, anne veya baba olacaklarını öğrendiklerinde ilk hayal ettikleri şey Harvard 'ı 12 yaşında bitirmiş IQ'su 200 olan bir çocuktur...

Sonrasında hayallerinde iskonto yapmak zorunda kalsalar bile bu hayalin gerçeğe dönüşmesi için var güçleriyle çalışırlar ve çocuklarını öyle olması için yönlendirirler ve çoğu zaman sınır geçilir ve bu baskı halini alır. 

Ne büyük yanılgı.

Çocuğumuzun ve bizim yaşamımızı cehenneme çeviren ve aslında hedeflenen şeyin tersine çalışan ve bir tür psikolojik saplantı halini aldığı için asla değiştirilemeyen bir yanlış.

Zaten başarı tanımı da izafi, bazısı için milyar dolar, bazısı için ise Everest'e tırmanmak.. 

Bir çocuğun başarılı olması ne olduğu ile değil, nasıl olduğu ile bağlantılı.

Başarılı insanların ortak özellikleri var, bu özellikler arasında doktor, mühendis, pilot, avukat, yargıç olmak yok, onları başarılı yapan şey ne oldukları değil kişilik özellikleri.

Öz güven, güçlü sosyal ilişkiler, ölçülebilir risk alma, düzenli çalışma, kendiyle ve çevresiyle barışık olma gibi.

Aslında ilk madde olmadan ikincisine atlama şansınız yok: Öz güven.

Tercihlerine saygı duyulmayan, aksine tercih dikte edilen bir çocuk öz güvenini kaybediyor ve daha en başında yaşam denilen mücadeleyi kaybetmeye mahkum oluyor. Birey olarak değer verilen bir çocuk ise, ne olursa olsun kendi doğru tanımlayarak kendine uygun yaşamı buluyor ve mutlu oluyor.

Bulduğu şey sizin başarı tanımınıza uymayabilir ama onunkine uygundur. Belki siz arzu ettiğiniz gibi bir evlada sahip olmayabilirsiniz ama o kesinlikle mutludur. Yetmez mi? Bu sorunun cevabı her anne ve baba için aynıdır çocuğum mutlu olsun başka hiç bir şey istemem.

Eğer cevap buysa çocuğunuza yaşam dizayn etmekten vazgeçin ve onun tercihlerine saygı duyun.

Zaten aksi de mümkün değil, çocuğunuz için sevgi ve destek dışında tasarladığınız her şey elinizde patlar, su akar yolunu bulur ama siz evladınızı kaybedersiniz, hatta onu mutsuz edersiniz.

Sonuç olarak; mutlu bir çocuk istiyorsanız bırakın o kendi kararlarını kendi versin çünkü yaşam onun yaşamı çocuğunuzun yaşamını kendi eksikliklerinizi tamamladığınız ikinci bir şans olarak görmek çocuğunuza ve kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür.

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.