Hayaller ve düşler

Hayaller ve düşler

26 Ağustos 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Pablo Picasso “Hayal edebildiğin her şey gerçektir”, Albert Einstein ise “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere” der.  

İnsan hayal ederek kendi zihninde yarattığı nesnenin tasarımını, simülasyonunu, tanımını yapabilir. Biz de hayallerle aynı maddeden yapıldığımız için tıpkı su, hava, ateş, toprak gibi hayallerimizi de zihnimizde tasarlanan, canlandırılan, kurgulanan ve gerçekleşmesi istenen görüntüler olarak düşünebiliriz. Hayallerimizde gerçekleşenler vücut bularak nesnel hâle gelir, gerçekleşemeyecek olanlar ise hep umut olarak kalır.   

Hayal kurmak insan zihnindeki bir gökkuşağı gibidir. Eğer hayaller olmasaydı dünya sadece gri renklerden oluşurdu. Etrafımızda insan eliyle oluşturulan her şey, kullandığımız sandalye, masa, bilgisayar, telefon gibi araç ve gereçlerin hepsi bir zamanlar birilerinin hayalleriydi. Bu hayaller gerçekleşti. Dünyanın teknolojik, bilimsel alanda bu noktaya gelmesinin, bütün buluşların ilk aşaması insanoğlunun hayaller kurmasıdır. Eğer hayal kuran, hayalperest diyebileceğimiz insanların bu yetenekleri olmasaydı diğer canlı türlerinden bir farkımız kalmazdı. Siyasi, politik, sosyal mücadelelerde, bilimde, edebiyatta, sanatta ve insan ilişkilerini olumlu yönde etkileyebilecek kadar ilerleyemezdik. Hayallerimiz olmasaydı, gördüğümüz her şeyi olduğu gibi tıpkı diğer canlıların gördüğü gibi gri olarak kabul ederdik. Hayatımızdaki gerçeklik tek düze bir hayat olurdu.  

Hayal kurmak, mikro düzeyde bir insanın geleceği düş yardımıyla makro ölçülerde yaşama isteğidir. Hayaller kişinin öz malıdır; en büyük kaynak kişinin kendisidir. İnsan, her gün ömrü boyunca istediği kadar hayal kurabilir çünkü bunun herhangi bir maliyeti yoktur. Ben hayalleri geleceğe yönelik olan geçmişe yönelik yapılamayan zihin görüntülerine benzetiyorum. Hayaller olmasaydı, evrende gördüğümüz her şeyi olduğu gibi, bir gerçeklik gibi kabul ederdik. Bizim için hayat sadece bir gerçeklikten ibaret olurdu. Hayal, zihinsel olarak geçmişle şimdi ve gelecek arasında bağ kurma gücü, zihnin tasarım, imge oluşturma gücüdür.  

Hayaller, hayatın içinde edindiğimiz, tecrübeler, niyetler ve yaşantılar sonucu oluşan zihinsel iç görülerdir. İnsan zihninde imgeler ile düşünür. Bunlar geçici görüntüler olup insan bu imgeler üzerine hayalleri görmelidir ki, dış dünyaya aktarabilsin. Hayaller insanın bizatihi kendisinin olmadıkça dış gerçekliğe aktarılamaz. Kısacası, başkalarının hayalleriyle bir yere gelinmez.  

İşte hayal gücü burada devreye girer. Hayaller bizim gerçekliğimizi oluşturan; kendi varlığımızın gerçekliğidir. Demek istediğim; hayaller zihinde döllenir, canlanır sonra dış dünyada doğumla gerçekleşir. Onlar parmak izlerimiz gibi bizi diğer insanlardan ayıran, bize özgü imgelerdir. En iyi hayal gücü en özgün olanıdır. Hayal gücümüz geleceğe dair düşüncemizdir. Zihinsel tasarlamadaki özgünlüğümüz de hayale özgünlük katmaktadır. Hayal bizim içimizdeki gerçektir. Kişi kendisi, kendi gerçeğiyle, hayaliyle mutlu olabilir. Hayalini ya da hayallerini birine ya da birilerine kabul ettirme zorunluluğu yoktur. Yaşadığımız acı gerçekleri, kötü koşulları hayaller ile bertaraf edebiliriz. Bana göre hayalleri önemli kılan insan psikolojisinde bir savunma mekanizması görevi yapıyor olmasıdır. Hayaller, iç dinamizmimizin arttırması, geçici mutluluk, huzur, dinginlik hafızayı güçlendirme, hipnoz yerine geçiyor denilebilir. Üretme ve empati yeteneğimizi arttırması sebebiyle hayal önemlidir.  

Albert Einstein, “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar… Hayal gücü güç verir. Hayal gücü her şeydir. Hayaller bizi bekleyen güzelliklerin ön imgesi, izlemesi gibidir” diyor. Fizik bilimine göre makro ve mikro ölçekte görünemeyen, elle tutulamayan, gözle görülemeyen, bir enerjiye, kütleye sahip, fiziksel ölçüleri olmayan şeylere hayal denir. Einstein hayallere çok önem vermiş, nesnel dünyada herhangi bir araçla yapılamayacak deneyleri hayallerinde yaparak, izafiyet (görelilik) kuramı gibi geleceği değiştiren fikirleri hayalleri ile ortaya koymuştur.  

Duyularımız veri toplarken, beyin bu bilgileri işlemeye devam eder, kaydetmeyi gerçekleştirir. Duyularımızla alınan bilgilerin, işlendiği, harmanlandığı, bilgilerin oluştuğu yer beyindir. Günlük olarak yaşantımız deneyimler de beyinde işlenir, bize özgü yorumlamalara, deneyimlere dönüşür. Bir şeyi düşünürken, hayal ederken yaşadığımız bu deneyim ve kazanımlar hayallerimize yön verip hayal kurmamızı sağlar. Özellikle bu konuda belirtmek istediğim, herhangi bir fizyolojik sorunu olan ya da bir duyu kaybı olan insanlar da kesinlikle ve kesinlikle normal bir insan gibi hayal kurabilme yetisine sahiptirler. İnsanlar bir şey yaşadığı zaman hayal edemez. İnsanlar hayalleri duyular olmadığı zamanlarda da kullanır. Hayal etmek için dış dünyada bulunan nesnelerin duyulara yansıması; duyularımızda iz bırakması şartı vardır.

Yıllar geçtikçe insanın hayalleri küçülür, kendisi büyür.