Hak edilmemiş 'sefahat'

Hak edilmemiş 'sefahat'

24 Ağustos 2020 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

"Futbol faaliyetlerinin özel hukuka tabi, kamuya yararlı bir dernek düzeyinde asgari düzeyde idarenin denetimine tabi tutulmasının öngörülmesi doğru olmamıştır." 

"Bakanlık tarafından kullanılacak gözetim ve denetim yetkilerine bağlı olarak ortaya çıkan işlemlerin yargısal denetimine olanak verecek düzenlemelerin de yapılması gerekir" 

"Tahkim Kurulu üyelerinin bağımsız karar alabilmeleri düşük bir ihtimaldir. " 

"Tahkim Kurulunun bağımsızlığı konusunda var olan tereddütler ortadan kaldırılmalıdır ya da Federasyonla gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkan uyuşmazlıkların çözüm merci olarak, uyuşmazlıkları kısa sürede çözümleyecek, özel usule tabi, bağımsız Spor Mahkemelerinin kurulmalıdır." 

Bunlar benim değerlendirmelerim değil, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı İdare Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlker Koçak tarafından yazılmış. Okumak isteyenler için yazının tamamına ait linki yazının sonuna koyuyorum. (*) 

Ayrıca Tahkim Kurulunun bağımsız olmadığı ve bunun da TFF kararlarını hukuksuz hale getirdiğine dair AİHM kararları var. 

Gördüğünüz gibi balık baştan kokmuş ama gözümüzün önündeki bataklığı görmüyoruz. 

Sayın İlker Koçak'ın tespitlerinden TFF'nin özerklik kılıfı arkasına saklanan, denetlenmeyen ve her yıl milyonlarca doları yöneten bir kurum olduğunu anlıyoruz. 

Bu kadar paranın döndüğü ve denetimi olmayan bir kurumda yozlaşma olması kaçınılmazdır. Şu anda TFF'de neyin nasıl yapıldığını, paraların nasıl harcandığını devlet dahil kimse bilmiyor, tam çiftlik. 

Nitekim Fenerbahçe Yöneticisi Alper Pirşen ve Başkanı Ali Koç, Federasyon görevlilerinin lüks araçlarla sefa sürdüğünü açıkladı, yalanlama gelmedi. 

Bir gün evde su kaçağı oldu, usta çağırdık çok iyi bir insandı, tok gözlüydü ama yoksuldu. Bir gecekonduda kira ödeyerek yaşıyordu, Trabzonsporluydu. 4-5 arkadaş bir araya gelip kendilerine bir baraka yapmışlar Digitürk aboneliği almışlardı. Dedi ki, "Abi yük oluyor elbette ama ne yapalım başka hiçbir şeyimiz yok.."  

Çok üzülmüştüm ve futbolun bu eşitlikçi, herkese ulaşan doğası bana daha da cazip gelmişti ama düşünebiliyor musunuz milyonlarca insan, çoğu dar gelirli ve yoksul dişlerinden artıkları parayı naklen yayın için harcıyor ve TFF'deki nasıl ve hangi yeteneklerinden dolayı orada oldukları bilinmeyen, mesleki kariyerleri olmayan, ahbap çavuş ilişkisi ile seçilmiş insanlar bu insanların parasıyla  sefahat sürüyor. Her şeyden önce hitap ettiği taban nedeniyle iktidarın rahatsız olması gereken bir konu. 

Artık hepimizin gözünün önünde oluyor olaylar: TFF gazeteci kiralıyor, seyahate götürüyor vs. vs.

Futbolu yöneten kurumun bu kadar kontrolsüz olduğu yerde "temiz futbol" hayalden ibarettir. 

Şimdi soruyorum:

-TFF Lisans Kurulu üyelerine lüks arabalar tahsis etti mi?

-Temsil harcaması adı altında bazı harcamaları karşılanıyor mu?

-Eğer bu kişiler yani Berrin Mahmutoğlu, Hasan Tuncay ve Savaş Çıtak TFF'den ayni veya nakdi olarak 1 TL bile menfaat sağlıyorlarsa bankalarındaki görevlerini bağımsız olarak yapıyorlar mı?

-Nihat Özdemir'e ait ticari şirketler için bağımsız karar verebiliyorlar mı? 

Gördüğünüz gibi, TFF özerklik yalanı arkasına saklanmış bir sefahat kurumu olmuş, onca para kimseye hesap vermiyorlar. Türk futbolunun temiz ve dürüst olması için TFF'nin muhakkak bu başıbozukluktan kurtarılması ve denetlenmesi gerekiyor,

Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok, tespitler konunun uzmanı bir Hukuk Fakültesi Dekanı'na Sayın İlker Koçak'a ve dünyadaki ne güvenilir kurumlardan biri olan AİHM'ye ait. 

Çözüm belli ve bunun Fenerbahçe'si, Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı veya  Trabzonspor'u yok, bizim kulüplerimiz için harcadığımız para ile hak etmemiş bazı insanların sefa sürmesi çok çirkin ve can yakan bir durum, kesinlikle kabul edilemez.

(*) http://www.ilkercolak.com.tr/turkiye-futbol-federasyonunun-ozerkligi-ve-idari-denetim/