Haftanın olaylarına bakış

Haftanın olaylarına bakış

16 Mayıs 2020 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Yaklaşık 2-3 aydır ülkenin ve tüm dünyanın gündemi koronavirüs pandemisi ve buna dair haberlerden oluşuyor. Her ne kadar Cehape(!) zihniyeti zaman zaman ülke gündeminde ön plana çıksa da öncelikli konumuz hep virüs oluyor. 

Peki virüs dışında bu hafta neler konuşulmuş, gelin şöyle bir bakalım. Şahsım olarak, bu hafta yaşanan bazı gelişmeleri ve yaşananları sizlere özetlemeye çalıştım. 

İçinde bulunduğumuz haftanın en önemli olaylarından biri, hafta başında AVM, berber ve kuaförlerin açılışı oldu. Özellikle AVM'lerin bu kadar erken açılıyor olması ve barındırdığı riskler hala tartışılıyor. Bence de normalleşme yolunda erken atılan adımlardan biri oldu. Çok mu şarttı AVM'ler? "Özledim" diyenler, "Şöyle bir gezmeye geldim" diyenler daha ilk günden kapılarda kuyruk oluşturdu. Bizim milletin AVM aşkını anlamak mümkün değil... 

Berber ve kuaförler ise açılmasına rağmen gözlemlerime göre beklenen müşteri yoğunluğuna ulaşamadı. İlk gün biraz talep vardı ama daha sonraki günler öyle olmadı. Sanırım birçok kişi benim gibi henüz berber koltuğuna oturmaya hazır değil... Ayrıca artan fiyatlar ve evlere alınan tıraş makineleri de bunda etkili oldu. Bu konuda kadınlar ise daha cesur, kuaförlere giden kadın sayısı, berberlere giden erkeklerden daha fazla gibi... 

Gündemin bana göre en önemli konularından biri de basketbol ve voleybol federasyonlarının ligleri bitirmesi oldu. Alınan kararlara göre; bu liglerde bu sezon şampiyon ve küme düşme olmayacak ve sezon oynanmamış sayılacak. Ya futbol? TFF'nin son açıklamasına göre; 12 Haziran'da Süper lig, 19 Haziran'da 1.lig ve Temmuz ortasında da 2. ve 3.lig maçları kaldığı yerden devam edecek.  

Basketbol ve voleybol sezonları iptal edilirken futbolun oynatılması bence çifte standart. Ne yani futbolda risk daha mı az? Eğer futbol oynanabiliyorsa, basketbol ve voleybol da oynanır. Acaba futbol kitleleri oyalamak, evde otururken meşgul etmek adına daha mı kullanışlı? Yoksa yayıncı kuruluş baskısı mı? 

Haftaya damga vuran konulardan biri de darbe tartışmaları ve Sevda Noyan'ın katıldığı bir TV programında yaptığı açıklamalar oldu.  Eski makyöz Sevda Noyan, komşularından kimlerin darbe yanlısı olduğunu, yeni bir darbe girişimi sırasında çok donanımlı olduklarını ve en az 50 kişiyi "götürebileceklerini" belirtti. Ayrıca sitede "götürülecekler" listesinin hazır olduğunu  ve bunların ayaklarını denk almaları gerektiğini söylerken, programın sunucusu Esra Elönü ise, Noyan’ın sözlerini bir adım daha ileri taşıyarak, “İki ayak az kalır bence, 4 ayaklarını denk alsınlar!” ifadelerini kullanmıştı. Elönü, daha sonra gelen tepkiler üzerine ise çark ederek hatalı olduğunu kabul etti. 

Haftanın bence en önemli olaylarından biri de HDP ve İYİ Parti arasındaki söz düellosu oldu. Meral Akşener'in katıldığı bir TV programında  "memleket masası" kurulsun önerisi yaparken HDP'yi bunun dışında tutmasına HDP'den tepkiler geldi. Eş başkan Mithat Sancar; “Derdiniz memleket masası değil de Saray’da oturacağınız bir masaysa bunun için muhalefeti alet etmeyin. Daha açık davranın” dedi. 

Yine Meral Akşener, kendisine yöneltilen; “İYİ Parti HDP’yi nereye konumlandırıyor?” sorusu üzerine “PKK, terör örgütünün yanına konumlandırıyor. Hep bunu söyledik. Millet İttifakı’nın bileşenlerine baktığınız zaman, 24 Haziran’da Demokrat Parti var, Saadet Partisi var, İYİ Parti ve CHP var. Yerel yönetimlerle ilgili sadece İYİ Parti ve CHP var. Seçmen oy vermiştir ona söyleyecek bir sözümüz yok. Yani seçmenler hiçbir zaman hiçbir siyasi partini tapulu malı değildir” dedi. 

Bunun üzerine; HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder de: "Dün bize aracı gönderen, 'Şurada kiminle çalışalım? Nasıl çalışalım? Şunu nasıl yapalım?' diye fikrimizi merak eden bir siyasal parti, bugün bize koordinat biçemez. İYİ Parti'yi kastediyorum. 'Bizim nazarımızda HDP şuradadır' falan gibi bir şey diyemez" açıklamasını yaptı. 

Söz düellosu bu kadarla da kalmadı.  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve parti sözcüleri, Önder'in bu sözlerini yalanlayarak iddialarını kanıtlamasını istedi. İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, "Partimizde, evlatlarımızın katillerine katil diyemeyen HDP'ye fikrini, zikrini sorabilecek bir tane alçak yoktur" dedi. 

Bu iki parti arasında sular durulacak gibi görünmüyor. HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan'ın meclis kürsünden İYİ Parti'ye yüklendiği bir video ise sosyal medyada tıklanma rekorları kırıyor. Söz konusu kayıtta HDP'li Kurtulan, "İYİ Parti size söylüyorum. Size rağmen içinde bulunduğunuz ittifakın, size rağmen HDP ve PKK'ye içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar size oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla koltuklar da oturacaksınız. En köşede oturuyorsunuz, bakın aritmetiğe bakın! Zar zor şu kapıdan içeri girdiniz. Böylesi bir partiye 'Haddinizi bilin, şunu deyin, bunu deyin' diyemezsiniz. Siz haddinizi bileceksiniz!"diyor. 

Anlaşılan önümüzdeki günlerde bu tartışmalar daha da büyüyecek ve sadece bu iki partiyle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. 

Haftanın bir başka olayı da MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın twitter hesabından, Devlet Bahçeli'nin 2011'de yaptığı "Üç Hilal'in tek başına iktidarı artık bir zorunluluktur, ihtiyaçtır ve geleceğin lider ülke idealinin gerçekleşmesi buna bağlıdır” açıklamasını  yeniden paylaşması oldu. Semih Yalçın'ın durup dururken böyle bir paylaşım yapması, "Acaba gündemde yeni bir erken seçim mi var?" sorusunu akıllara getirdi.  

Bu açıklama üzerine, AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, "Sayın Semih Yalçın'ın sözlerinin asla bir erken seçimle ilgisi yoktur. Çok kısa bir müddet önce Sayın Bahçeli de zaten 'Türkiye'de erken seçim yoktur, vaktinde seçim yapılacaktır" dedi. Kimilerine göre ise MHP erken seçim yapılmasını istemiyor ve aba altından sopa gösteriyor. 

Tüm bu gelişmelerin dışında geçen pazar, 65 yaş üstü vatandaşlarımıza sokağa çıkma izni verilmesi sonucu oluşan görüntüler gerçekten izlemeye değerdi. Bayram çocukları kadar heyecanlı, kılık kıyafetine ve kurallara dikkat eden yaşını almış bu insanlar ve söylemleri bir çoğumuzu duygulandırdı.  

Hafta içinde de çocuk ve gençlerimiz, izin haklarını kullanarak parkları, bahçeleri ve sokakları şenlendirdi. Uzun süredir sokağa çıkmayan bu kitlenin yaşadığı tedirginlik ve çekingenlik dikkatimi çekti. Bir parkta gördüğüm çocukların çoğu adeta oyun oynamayı unutmuş gibiydiler. Bazıları maskeli olan çocuklar, ürkek ve şaşkın, anne babalarının dizlerinin dibinden ayrılmadılar. 

Koronavirüs gündemin ilk sırasını işgal ederken, daha arka planda kalmış konuları sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım önümüzdeki günler gündeme dair neler konuşacağız. Artık koronavirüsün gündemimizde olmadığı konularda ve günlerde görüşmek üzere... 

Esen kalın...