Habere “dokunan” adam: Mete Çubukçu

Habere “dokunan” adam: Mete Çubukçu

5 Ocak 2015 Pazartesi  |   MG Özel

Medya Günlüğü'nün özel söyleşilerinde yeni yılın ilk konuğu 27 yıldır mesleğin içinde olan gazeteci Mete Çubukçu. Türkiye'de unutulmaya yüz tutan bir kavramın, muhabirliğin az sayıdaki kararlı savunucusundan biri olan Çubukçu "sahada" çalışmayı "habere dokunmak" olarak tanımlıyor.  NTV'de Pasaport programını da yapan Çubukçu ile gazetecilik üzerine konuştuk:

 

-Son yıllarda unutulmaya başlanan bir kavram var: Gazetecilik. Sizce gazeteciik nedir?

 

-Bence kamu görevidir. Kamusal bir işlevi vardır. Kamudan yana olmak durumundadır ama bu tabii devlet görevlisi ya da devlet memuru olmak anlamında değil. Çünkü yapılan iş genelde, eksiklikleri, yanlışları görmek, bildirmek üzerine bina edilir. Gazeteci de, evrensel gazetecilik kurallarına göre bunu yapmaya çalışan kişidir. Gazetecilik bir iş değildir, meslektir. Zaten gazeteciyi ayakta tutan da budur. Gazeteci heyecanlıdır, dinamiktir,son dönemleirn tabiriyle interaktiftir. Yeni insanların, yeni dünyaların kapısını açar ama en temel kavramıyla kamusal bir işlevi vardır.

 

 

 

-Meslekte uzun süredir ilginç bir eğilim var. Gazetelerde ya da televizyon kanallarında mesleğe yeni başlayanlar muhabirliği bir an önce bırakıp köşe yazarı ya da yönetici olmak istiyor. Oysa siz Pasaport'ta gerçek anlamda muhabirlik yapıyorsunuz. Neden?

 

-Çünkü evrensel anlamda gazeteciliğin kökeni, dinamiği, omurgası muhabirliktir. Bizde maalesef muhabirliğe aşılması gereken bir aşama gözüyle bakılır. Çalışma koşulları da bunu zorlar. Dolayısıyla Türkiye'de hep belirli bir yaşa gelince muhabirliği biteceği, bitmesi gerektiği düşünülür. Bence bu yanlış. Bugün en iyi gazete yöneticisi muhabirlikten gelendir. Hatta muhabirliğe devam eden daha iyi yönetici olur diye düşünüyorum.Bir muhabir köşe yazarı olabir ama bir köşe yazarının muhabir olması zordur. Bugün hem Türkiye'de hem de dünyada iyi köşe yazarlarının muhabirliğe, haber alışverişine hala devam ettiğini görüyoruz. Çünkü muhabirliğin bittiği yerde gazetecilik de biter, başka bir şey başlar. Çünkü köşe yazarlığı doğrudan gazetecilik değildir. İçine farklı yorumlar ya da uzmanlık alanları da girebilir. Dolayısıyla muhabirlik gazeteciliğin en temel köşe taşıdır, omurgasıdır ve biten bir  süreç değildir. Gazetecliğin sonuna kadar takip edilmesi, korunması gereken bir ruh halidir diyelim

 

"KARŞILIĞINI ALIYORSUNUZ"

 

-Pasaport'u bu şekilde, yani "sahada çalışarak"  hazırlamak zor olmuyor mu? Sonuçta mesleğe yeni başlamış 19 yaşında bir muhabir değilsiniz...

 

-Tabii ki zorluklar var. 19-20 yaşındayken fiziksel açıdan daha kolay yapıyorsunuz. Ama şöyle bir avantajı da var: Pasaport programında çerçevemizi daha net çizerek, ne yapıp yapmayacağımızı önceden belirleyerek, daha hedefe odaklı çalışıyoruz. Tabii yıllar içinde haber kaynakları ve gittiğimiz yerde ne yapacağımızı bilmek gibi küçük avantajları var. Tecrübenin getirdiği bilgi ve ilişkiler var. Ama sonuç olarak tabii ki yorucu. Zamanla yarış söz konusu. Ayrıca televizyonda ağırlık görsellikte. Sadece benim çabam, yaptığım röportaj ya da yazdığım metin yetmiyor, onun iyi görüntülerle süslenmesi gerekiyor. Yani kameramanın da iyi çalışması lazım. Birlikte kotarılan bir şey. Ama yerinden, muhatabıyla, yani görerek, dokunarak yaptığınız ve bunu seyirciye ilettiğiniz her zaman şu ya da bu şekilde karşılığını alıyorsunuz.

 

 

-Bu kadar yıldır mesleğin içinde olup da sizin gibi muhabirlik yapan kim var hatırladığınız?

 

-Mutlaka vardır, isimler şu anda aklıma gelmiyor. Ama benim "ak saçlılar" dediğim 40 yaşını geçip de muhabirliğe devam eden gazeteciler var. Çünkü tecrübe önemlidir. O tecrübenin üzerine başka bir şey konarak yapılabilir. Mesela yurtdışında 50'sinde, 60'ında muhabirlerle, kameramanlarla çok karşılaşmışımdır. Ama Türkiye'de sanki tuhaf bir skala var. Demin sorduğunuz gibi belli bir yaşa gelince "yönetici olman lazım", "müdür olman lazım" gibi bir basamak silsilesi var. Muhabirliğin değeri yıllar içinde eonomik anlamda, sosyal anlamda düşürüldü. Bunların hepsi bir araya gelince muhabirlik zaman içinde aşılması gereken bir mevki gibi görünüyor.

 

"KOŞULLAR DEĞİŞMİYOR"

 

-Türkiye'de gazeteciliğin geldiği yer 27 yıllık bir gazeteci olarak size mutlu ediyor mu?

 

-Etmiyor. Bir sürü anlamda mutlu etmiyor. Bunu sadece siyaseten söylemiyorum. Ekonomik olarak, sosyal olarak, Türkiye'de gazeteciliğin algılanması olarak mutlu etmiyor. Kamuoyu yoklamalarında da görüyoruz, güven derecesi giderek düşen bir meslek haline geliyor gazetecilik. Türkiye'deki siyasi şartlardan dolayı ciddi bir kutuplaşmanın yaşandığı ve herkesin senin bir yerden konuşmanı beklediği bir ortam var ama gazetecilik böyle bir meslek değil. Ekonomik, sosyal koşullar değişmiyor. Tabii ki hayat değişiyor, teknoloji değişiyor, şartlarımız değişiyor ama temel olarak değişmeyen şeyler var gazetecilerin hayatında. Yine de son kertede geriye dönüp baktığımızda "Bu işi yaptığın için pişman mısın" diye sorarsanız, hayır değilim. Belki daha iyi olabilirdi... Haber yapmayı, insanlarla birlikte olmayı, öğrendiklerimi kamuoyuna aktarmayı seviyorum Şunu da eklemek isterim: İfade özgürlüğü, gazetecinin daha özgür olması konularında eskiden beri mücadele ettiğimiz koşullar değişti mi? Hayır değişmedi.

 

-Peki, çalıştığınız kanalda size yönelik doğrudan bir müdahale var mı?

 

-Hayır, bana, programıma yönelik herhangi bir müdahale olmadı.

 

GENÇLERE ÖNERİLER

 

-Son yıllarda gazetecliğin prestij kaybetmesi gazetecilik adayı öğrencilerin moraliniz bozuyor, "Boşuna mı okuyoruz" diye düşünüyorlar. Gerçekten boşuna mı okuyorlar?

 

-Evet Türkiye'de gazetecilik mesleğinde prestij kaybı olsa da ben iyimser bakmaya çalışıyorum. Gazeteci adaylarına en baştan "Bu iş olmaz" değil de "Bu iş nasıl olur" fikriyle yürümelerini öneriyorum. Kendilerini yetiştirmeye çalışsınlar, okumaya, bakmaya çalışsınlar. Belirli bir alanda tecrübe kazanmaya çalışsınlar. Sonuçta bu meslek devam edecek ve birileri yapacak. İnşallah daha iyi yapanlar yapar. Daha iyi yapacak olanlar ray değiştirirse meydan başkalarına kalır. Çabalayabilecekleri kadar çabalasınlar. Aslında, diğer sektörlere baktığımızda da düzey, kalite  ve iş yapış şeklinin basından çok da farklı olduğunu görmüyoruz...

 

Cenk Başlamış

 

5.1.2014

 

Portre/Mete Çubukçu


Gazeteciliğe 1986 yılında Karacan Yayınları'nda başladı. Ardından Nokta Dergisi'nde, Kanal 6'da, ATV'de ve Star TV'de çalıştı. Son 12 yıldır NTV'de. Şu anda Pasaport programını yapıyor. Dünyanın sıcak noktalarından dış politikaya güncel konularda özel röportajlar yer alan program iki haftada bir pazartesi günleri ekrana geliyor.