Güzel bir insan

Güzel bir insan

4 Ekim 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Hafta başında yayınlanan Sayın Marina Karlova ile yaptığımız söyleşi iki bölüm halinde yaklaşık üç buçuk saat sürmüştü. İkinci görüşmeye Sayın Karlov'un annesi Mariya Aleksandrovna ve Marina Hanım'ın kız kardeşi Nadejda Hanım da katılmıştı. Karlov'ların Kuzey Kore yılları, bazı Rus gelenekleri ve hayata dair birçok şeyi de içine alan samimi bir sohbet olmuştu.  

Söyleşi metnini tek parça halinde mi yoksa iki bölüm olarak mı hazırlayalım diye düşünürken iki bölüm ve aşırı uzun olmasının getireceği dezavantajları gidermek için belli bir bütünlük halinde tek bölüm halinde yayımlanmasına karar verdik.  

Böylece Pazartesi günü Medya Günlüğü’nde yayınlanan metin ortaya çıkmış oldu. Bu yazıyı  yazmaya karar vermemin nedeni ise konuyla ilgili bazı düşüncelerimi aktarma gereği duymam ve ilk metinde yer veremediğimiz bazı ayrıntılara değinmenin yararlı olacağına inanmam.  

Öncelikle zaman zaman karşılaştığımız Marina Hanım'la böyle bir söyleşi fikri kafamda uzun süredir yer etmişti. Çünkü Marina Hanım'ı Ankara'da Sayın Karlov’un ölümünden kısa bir süre sonra büstünün açılış töreninde konuşurken görmüştüm, olayın etkisi halen sürüyordu. İçinde oluşan boşluğun ve acının etkisiyle sesi titreyerek konuşmuştu. Tören sonrası Uğur Mumcu Vakfındaki seminere katılmak için Paris Caddesi'ndeki binaya gittiğimde tesadüfen Güldal Mumcu Hanım'ı görmüştüm. Güldal Hanım'da da benzer bir hüznün ve ağırlığın hiç eksilmediğini düşünmüşümdür. Neticede Marina Hanım'a söyleşi fikrini açtım ve kabul edince çok sevindim. 

Söyleşi sırasında bu acı olay konusundaki detaylara, Marina Hanım'ın yaşadıklarına, olayın etkisini nasıl atlattığına ve Türk-Rus ilişkileri gibi hususlara yoğunlaşmak istiyordum. Kendisine bu konularda sorular sordum. Fakat beni daha da etkileyen şey Sayın Karlov'un yaşamı ve nasıl bir insan olduğu konusundaki ayrıntılar oldu. 

Sayın Karlov’un hayat dolu, yakınındaki insanlara özen gösteren, onlara hediyeler alan, eşine saygı ve sevgi duyan, annesini hiçbir zaman yanından ayırmayan, çalışma arkadaşlarına iyi davranan ve işinde de halkları birbirine yakınlaştırmaya, kaynaştırmaya çalışan barış dolu bir insan olduğunu gördüm. 

Marina Hanım'ın eşiyle birlikte Daça’larının bahçesindeki anlarından, onunla akşamları göle bakarken daha neler yapabileceklerini, kurdukları hayalleri anlattığı bölümler de etkileyiciydi. 

Aslında günlük hayattaki iş stresini, karmaşayı, insanların hırslarını, birbirlerine yaşattıkları üzüntüleri düşündüğümüzde Sayın Karlov gibi insanlar çok az ne yazık ki. Dolayısıyla böylesine güzel bir insanı kaybetmiş olmanın Marina Hanım'da yaratmış olduğu acıyı ve boşluğu daha iyi anlıyor insan. 

Zaten evlerinin her köşesinde, bütün günlük yaşamında onunla dopdolu yaşıyor Marina Hanım. Eşinin her zaman onlarla birlikte olduğunu düşünüyor. Karlov ailesi her bir araya gelişinde, her kadeh kaldırışında ilk "tost"unu (kadeh kaldırmak) Karlov için söylüyor. Yani Sayın Karlov aileden aslında hiç ayrılmamış. 

Marina Hanım bu acı olayın yaşandığı dakikaları yaşayarak, gözlerinden yaşlar akarak anlatmıştı. Marina Hanım'ı farklı kılan şey daha olayın ilk anlarından itibaren göstermiş olduğu olgun ve dostane tavırdı. Başkanı olduğu vakıfla da iki halk arasındaki kardeşliğe katkı yapmaya çalışıyor.  

Marina Hanım bir ara olayla ilgili şunu söylemişti: “Evet ben eşimi kaybettim ve Onu bir kahraman olarak hatırlıyorum, ama onu katleden kişinin annesini düşünüyorum bazen. Oğlunu ne olarak hatırlayacak? O annelere de yazık.” İşte bu cümlenin üzerinde durulması, konunun bizi ilgilendiren bölümünün üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Aslında Türk halkının ne kadar uyanık ve dikkatli olması gerektiği konusunda çok önemli bir olay bu. 

Gençlerimizin nitelikli ve bilimsel bir eğitim alarak kendi ayakları üzerinde durması, beyinlerinin hiçbir çete, örgüt, grup tarafından kullanılmasına izin verilmemesi gerekiyor. Bu görev başta devlete ait. Ama ailelerin, anne babaların, bütün toplumun bu konuda duyarlı olması çok önemli. 

Eğitim adı altında, kurs adı altında, yardımlaşma adı altında insan devşirmeye ve onları kullanmaya yeltenen örgütlere, gruplara, yapılara hiçbir zaman müsaade edilmemesi gerekiyor. Devlet kurumlarında, devletin kritik organlarında amirlerine, kanunlara değil başka odakların emirlerine uyan insanlar kabul edilemez. 

Onun için gençlerin bu tür tuzaklardan, bu tür şebekelerden uzak tutulması gerekiyor. Marina Hanım ne kadar yüce bir tavır gösterse de sonuçta bizim ülkemizde, bir büyükelçi bir polis memuru tarafından katledilmiş oldu. Böyle olayların bir daha asla meydana gelmemesi için gerekli bütün tedbirlerin alınması gerekiyor. Türk halkının bu olaydan dersler çıkarması gerekiyor. Sayın Karlov’un annesi Mariya Aleksandrovna’nın dediği gibi, hayatın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu herkesin anlaması gerekiyor. Hayata, iyiliğe, huzura, barışa kasteden odakların, zihniyetlerin Türk toplumunda yeri olmamalı. 

İlgili yazının linki: http://medyagunlugu.com/haber/bilinmeyen-karlov-45915