Görünmez kafeslerimiz

Görünmez kafeslerimiz

11 Aralık 2019 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Franz Kafka, “Herkes kendi kafesini beraberinde taşır” demişti. 1900’lü yılların başında söylediği bu sözle ne demek istemişti acaba Kafka?.. 

Sosyal bir varlık olan insanın toplum içerisinde kabul görmek, beğenilmek ve onaylanmak için ahlak kurallarını, dini bazı kuralları ve görgü kuralları gibi davranış biçimlerini alıp içselleştirerek, bu kurallara mümkün olduğunca uygun yaşamasını, bu şekilde kabul görmesini ve beğenilmesini ancak bütün bu süreçte çoğu zaman asıl isteklerine, aslında tercih ettiği yaşam biçimine aykırı bir yaşam sürmesini ve böylece bireyin kendine yabancılaşmasını mı anlatmak istemişti? 

Yoksa; bir modernizm eleştirisi olarak liberal kapitalist sistemin ekonomik bir model olmasından öte, alanını zaman içerisinde genişleterek özellikle Batı’da bir kültür ve yaşam biçimi olduğunu, her alanda başarıyı olumlayan bu kültürün bireyler üzerinde büyük bir basınç yaratarak, kişileri her daim başarılı, uyumlu ve güvenli bir şekilde yaşamaya sevk etmesini, bu arada da toplumun kusursuz işleyen öz denetim mekanizması ve baskısı altında benliği sürekli zayıflayan, hemen her durumda kendisinden ve isteklerinden ödün veren, çoğu hareketini sınırlayan ve kontrol altında tutan ve böylece adeta sanal bir kafeste yaşamak durumunda kalan çağımızın bireyini mi anlatmak istemişti? 

Kafka, kafes mecazını muhtemelen yukarıda bahsettiğimiz her iki durumu da ifade etmek için kullanmıştı. Şöyle ki; liberal kapitalist kültür ve yaşam biçimi Kafka’nın yaşadığı 1900’lü yılların başında Batı’da, bireylerin yaşamına ve toplumsal yaşama güçlü bir şekilde nüfuz etmiş ve köklerini toplumun derinliklerine sökülüp atılamayacak kadar salmıştır. Önceki asırlardan gelen geleneksel sosyal kurallarla iç içe geçen söz konusu yeni kapitalist kültür çağımızın bireylerinde, güç fetişizmine varan boyutlarda bir güçlü olma güdüsü ve yukarıda bahsettiğimiz gibi kabul görme kaygısı ve yarışmaya ve başarılı olmaya endekslenmiş bir yaşam sürme şeklinde tezahür etmiştir. 

Batı’da reformasyonla (dini reform) birlikte filizlenen ve liberal kapitalizme dinsel bir temel ve meşruiyet kazandıran Protestanlık ve onun kapitalizmle ilişkisi üzerine düşünmüş olan Sosyolog Max Weber’in “Demir Kafes” mecazı da liberal kapitalizmin Avrupa’da güç kazanarak yaygınlaşması neticesinde, feodalizmin zayıflaması ve devletlerin merkezileşerek çok güçlü birer organizasyon olmaları ve bu süreçte oluşan bürokrasinin toplumu kuşatan, denetleyen ve bütün toplumsal yapıya sirayet eden yapısının toplumu adeta bir demir kafes içine almasını anlatmak için kullandığı bu mecazda zamanla anlam genişlemesine uğramış ve asıl konumuz olan modern insanın kendi elleriyle kendine ördüğü sanal kafesi de ifade eder olmuştur. 

Modern kapitalizmin ve onun şekillendirdiği mevcut ekonomik sistem içinde yaşayan bireylerin kaygıları ve korkuları ne de çok aslında! Başarı kaygısı, para kazanma kaygısı, beğenilme ve kabul görme kaygısı, görünüm kaygısı, yalnızlık korkusu, dışlanma korkusu ve başka başka kaygı ve korkular. Bütün bunların bireye kendi elleriyle ördürdüğü görünmez ve sağlam bir kafes ve bu kafesin ardında güvercin tedirginliğiyle duran, ürkek ve aslında yalnız, elindekileri kaybetmemek için mücadeleye hazır bireyler olarak bizler. 

Kendilik değerimizi düşüren, bizi kendimize ve topluma yabancılaştıran, yaşamı daha derinlemesine kavramamızı önleyen, çoğu zaman hayalini kurduğumuz ve bizi gerçekten mutlu edecek olan uğraşılara zaman ayırmamızı büyük ölçüde önleyen işte bu sanal kafesimizin ardında ne yapacağız, biraz olsun dışına çıkabilecek miyiz?  

İnsanın kendi elleriyle ördüğü kafes kurtulmanın en zor olduğu kafes olsa da, modern yaşamın kutsadığı dışa dönük yaşamdan biraz olsun sıyrılarak içimize dönmek, kendimizi daha iyi tanımaya çalışmak, gerçekten ne istediğimizi düşünmek yapabileceklerimiz arasında sanırım. Ancak bu şekilde başkaları için değil de kendimiz için yaşayabilmek, yaşamımızı yönetebilmek ve böylece gerçek birer birey olabilmek ve sonuçta görünmez kafeslerimizin parmaklıklarını aralayabilmek mümkün olacaktır. 

İnan Özbek