Gazeteciler 'gazetecilik' yapsa...

Gazeteciler 'gazetecilik' yapsa...

16 Mart 2019 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bildirgesinde; “Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir.

Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır. 

Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.” denilmektedir. 

Peki... Gazetecinin sorumluluğu tarafsız olmak ve halkın yararına sorumluluğunu yerine getirmektir. Ama neredeee??? 

Demokrasinin doğru işlediği ülkelerde; medya, halkın sorunlarını, siyasilerden beklentilerini sayfalarına taşıyarak politikacılara izlemeleri gereken gündemi sunarlar.  Çünkü medya, öncelikle halkın sorunları, istekleri doğrultusunda haberlerini seçmeli, haber değerlerini bu doğrultuda belirlemelidir.  Ancak demokrasinin tam olarak yerleşmediği veya yanlış uygulandığı ülkelerde medya organı çıkar ilişkisi içinde olduğu politikacı- sermayenin elindedir. Ve gündem ise tamamen sunidir. 

Medya aslında bir denetleme mekanizması olması için yapılanmış kamu görevi yapan dördüncü güç olmasına rağmen günümüzde şerit değiştirip bizleri baskı altına alan beyin yıkama biçimi olarak karşımıza çıkıyor. 

Medya,  sermaye ve siyasi iktidarın elinde bir güç... 1990 sonrası gazeteler patronların eline geçince toplumu bilgilendirici haberler de azalıp neredeyse yok oldu... Yöneticiler neyin haber olduğunu değil, neyin haber olmadığını bilerek halka içi boş kirlilikleri haber adı altında allayıp pullayıp sunuyor. Dünyaya ait haberlerin bilgisinin neredeyse tamamını Batı kaynaklı haber merkezlerinden alan ve sahiplik yapısının neredeyse yüzde 90’ını uluslararası medya kuruluşlarına kaptırmış olan yerel medyadan tarafsızlık, doğruluk, farklı bir ses beklemek ne kadar gerçekçidir o da ayrı tartışılır.  

Harvard Üniversitesi’nde günümüzde televizyon, internet, gazetelerde dolaşan bilgilerin güvenilirliği hakkında bir araştırma yapılmış. Ve bu araştırmaya göre çıkan “Bilgi Kirliliği” sonucu: Yüzde 70 üzeri yalan, yanlış bilgi... Bu bilgileri alıp, inanarak yine yanlış yayanlarla birlikte ortaya daha ürkütücü bir tablo çıktığını ilave etmişler. Üstelik yanlış bilgi daha hızlı yayılıyor. Doğru bilgiyi anlamak için araştırmalar yapmak zorunda olduğumuzdan doğru bilginin yayılması daha yavaş ve zahmetli kalıyor.  

Bir pilot nasıl uçağını kullanıp yolcularını gidecekleri şehirlere, ülkelerine mesleğinin icabı güvenli bir şekilde ulaştırıyorsa… Gazeteciler de halkın güvenliği için doğruları bilmeleri konusunda yol gösterici ve yapılan haksızlıklara çığlık olabilmelidirler. 

Televizyon ve gazetelerde doğru ve tarafsız yayınlara özen gösterilmelidir. Başta politika olmak üzere bize dayatılanları izlemek, okumak yerine; toplumun tüm kesimine hitap edecek sivil toplum örgütlerine sıkça yer verilmelidir. Çünkü sivil toplum örgütleri toplumun ortak düşüncesini ve tepkisini ortaya koyan, yönetimlere demokratik baskı gücünü kullanan, toplumun sigortası niteliğindedirler.  

Soğanın 14 lira olduğu güzelim ülkemde gerçekte halk ne istiyor? Aslında ne diyor? Halkın sesi duyurulmalıdır. Gazeteciler, bir an evvel gazetecilik meslek özlerine geri dönmelidirler. Yeni yetişen gazeteciler ise kendilerine gerçek gazetecileri örnek almalıdırlar. Yoksa düşen bir uçakta “pilot” ilk önce ölür! 

Yasemin Özben

Fotoğraf: ABD'deki Watergate skandalını ortaya çıkaran gazetecilerle ilgili Başkan'ın Bütün Adamları filminden...

 

Etiketler:  Medya Eleştiri