Futbolda sponsorluk

Futbolda sponsorluk

28 Ağustos 2019 Çarşamba  |   Mentor

Türk Dil Kurumu reklamı; “bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol” olarak tanımlıyor. Sponsor için ise kısaca “destekleyici” demiş, destekleyiciyi ise “bilim, sanat, kültür veya spor alanlarında yapılacak herhangi bir etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum” olarak tanımlamış; tanımdaki tek eksik sponsorun bunu sağlayarak karşılığında bir reklam kazancı elde etmesi. 

Yani sponsorlukla reklam arasında çok güçlü bir bağ var, reklam sonuçta marka hakkında pozitif bir algı yaratmak için yapılır ancak sponsorluk ile reklam arasındaki fark sponsorlukla desteklenen kurumun bunu yapan firmaya güç katmasıdır. Sponsorluğun bu amacına ulaşması için sponsor olan organizasyon veya kurumun bunu sağlayacak kapasiteye sahip olması gerekir. 

Yani sponsorluk alan kurumun bunu sürekli ve önemli katkı sağlayabilecek firmalarla yapması kendi marka değeri açısından çok önemlidir. Marka değeri, markanın ürüne sağladığı pozitif değeri ifade eder. Aslında hepsi aynı işlemciyi kullanan cep telefonlarından adı Apple olanın markaların neredeyse iki katına satılması gibi. 

Mesela ne kadar ünlü ve bol müşterili de olsa filanca lokantanın reklamının yer aldığı formaya bir daha Apple, Nike veya QNB reklam vermez. Niye versin ki, sponsorluğun amacı o marka hakkında olumlu bir imaj oluşturmak, köşedeki kokereççi ile ulusal bir bankanın aynı imaja sahip olması uygun mu, elbette değil. Bunu onaylıyorum ya da onaylamıyorum anlamında söylemiyorum, sponsorluk kararını etkileyecek bir sınıflama bu. 

Elbette içinde bulunduğumuz ekonomik durumda spor kulüpleri için sponsor bulmak çok zor ama bir oyuncuya gözünü kırpmadan 13 milyon euro veren bir kulübün 18 milyon TL için (toplamda 38 milyon TL), Şampiyonlar Liginde oynayan, UEFA Şampiyonu bir markanın göğsüne ulusal bir marka olduğu bile tartışmalı bir pizza reklamı alması müthiş bir değer kaybını ifade ediyor. Bence boş bırakmak çok daha iyi bir strateji olabilirdi...

Galatasaraylı dostlar benim bu yazdıklarıma itibar etmiyorsa Hıncal Uluç'un "Pizzaspor!" başlıklı yazısına bakabilir ya da bu konuda ilginç bir iddia ortaya atan odatv'ye.

Fenerbahçeliler Ali Koç ve Ersun Yanal'ın kıymetini anlasın diye yazıyorum bunları... Böyle bir dönemde Fenerbahçe'nin göğsünde 9.1 milyar dolar ciroya ulaşan ve Forbes'a göre dünyanın en büyük 1.662. firması olan Avis'in reklamı var. Üstüne Fenerbahçe'nin basketboldan elde ettiği pozitif marka değerini koyunca önümüzdeki senelerde bu farkın çok fazla büyüyeceğini öngörmek zor değil.   

Herkes 12 milyon euroluk iki tane stoperi varken yenisini istiyor Ersun Yanal ise devşirme stoper yaratıyor. 

Kısacası, Fenerbahçeliler Koç’la Yanal'a destek olmalı, bunu hak ediyorlar...