Futbolda 'sazan sarmalı'

Futbolda 'sazan sarmalı'

21 Şubat 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Konumuz futbol ve hakemler olunca bu ülkede objektif olabilmek ne yazık ki çok kolay olmuyor. Yöneticisinden taraftarına, yorumcusundan köşe yazarına kadar herkes olaya kendi penceresinden bakıyor. Hakemler sadece bu sezon konuşulmuyor, geçmişte de çok konuşuldu, gelecekte yine konuşulacak ve tartışılacak. 

Ancak bu sezon sistem çok farklı. Her şeyden önce futbol hayatımıza VAR girdi. Yani video hakem sistemi. Bir yanda sahada maç yöneten hakemler, öte yanda özel oluşturulmuş ekranları başında tartışmalı pozisyonları defalarca izleyip gerektiğinde sahadaki orta hakemi uyaran, tavsiyede bulunan hakemler.  

Geçmiş yıllarda hakemlerin verdiği hatalı kararların bir ölçüde kabul edilebilirliği vardı, çünkü anlık ve saniyelik kararların hepsinin doğru olması düşünülemezdi. "Futbolun doğasında bu vardır, art niyet olmadığı sürece de bunlar her takımın başına gelebilir" diye düşünüyorduk. 

Zaten VAR sisteminin devreye girmesinin temel amacı da; sahada hakemlerin verdiği yanlış kararların ekran başında başka hakemler tarafından tekrar izlenerek düzeltilmesi ve böylece mağduriyetlerin en aza indirilmesidir. Yani özünde VAR, adalet dağıtan, hakemlerin yanlışlarını anında düzelten bir sistem olarak doğru görünüyor. 

Ancak ülkemize baktığımız zaman ilk uygulandığı maçtan beri VAR tartışılıyor, çünkü birçok futbolsever VAR hakemlerinin hangi pozisyonda neye göre, nasıl karar verdiğini anlayamıyor, orada neler konuşulduğunu bilmiyor. 

Ligin sonuna yaklaştıkça şampiyonluk ve küme düşmeme mücadelesi veren takımların maçları da haliyle daha önem kazandı. Özellikle son haftalarda VAR'a rağmen verilen/verilmeyen penaltılar, çıkan/çıkmayan kırmızı kartlar, birbirinin kopyası aynı pozisyonların farklı takımlara farklı şekilde yorumlanması futbol gündeminde bir hayli tartışma yarattı.  

Ayrıca VAR konuşmalarının gizlenmesi ve buradaki konuşmaların kulüpler tarafından istenmesine rağmen verilmemesi başka bir tartışma konusu oldu. Her takımın yönetici ve taraftarı kendilerini mağdur eden kararları gündeme taşıyarak, rakiplerine ve hakemlere ateş püskürüyor.  

Hangi maçlarda, hangi takımlar daha çok mağdur edildi, hangi pozisyonlar ve hakemler tartışılıyor ve suçlanıyor onları tek tek yazacak değilim. Olaya daha geniş bir perspektiften bakmak ve futbol kamuoyunda VAR sonrası yapılan hakem hataları üzerine konuşulan senaryolardan bahsetmek istiyorum. Herkes kendine göre bir senaryo yazıyor ya da şeytanın avukatlığını yapıyor. 

Kimilerine göre hakemler MHK'den ve onun başkanı Yusuf Namoğlu"dan rahatsızdı, onları gönderebilmek için  bilerek hatalı ve kasıtlı kararlar verdiler. 

Kimilerine göre ise; hakemlerin hedefi TFF, başka bir deyimle Yıldırım Demirören'i göndermek. 

Hatta hakemlerin içinde FETÖ uzantılarının olduğunu, toplumu karıştırmak, halkın kin ve nefret duygularını körükleyerek kitleleri birbirine düşürmek için böyle kararlar verdiklerini yazanlar bile var. 

İsteyen istediği şekilde, uçuk kaçık bile olsa kendine göre bir senaryo üretebilir veya bir senaryoya inanabilir. Ancak bir gerçek var ki VAR sistemi olmasına rağmen hakem kararları adil, tarafsız ve eşit değil. Çünkü ortada "sazan sarmalı" benzeri bir durum var, bu da futbolun sazan sarmalı... 

Nasıl mı? Futboldan biraz anlayan bir kişinin ekran başında pozisyon tekrarında görebildiği bir olayı VAR hakemlerinin görmemesi mümkün değil... İsyan ve mağduriyet de burada başlıyor. 

Peki o zaman neden bu hatalar yapılıyor? O kadar açık ve net görülen pozisyonda bir maçın hakemi penaltı veya kırmızı kart verirken, başka bir maçta diğer  bir hakem aynı hatta daha ağır pozisyonları görmezden gelebiliyor, daha da ötesi VAR hakemi de "oyna devam" diyebiliyor. 

Dikkat ederseniz 3 büyükler başta olmak üzere hemen hemen bütün takımlar hakem kararlarından ve adaletsiz VAR kararlarından şikayetçi. Bir takım hariç... 

O zaman gelelim hakemlerle ilgili son senaryoya... Bu senaryoyu savunanlara göre; hakemler özellikle 3 büyüklerin maçlarında onların lehlerine ve aleyhlerine olan çok açık ve net pozisyonlarda bilerek hatalı kararlar veriyorlar ya da bazı pozisyonları bilerek görmezden geliyorlar. 

Böylece her hafta yazılı ve görsel medyada, futbol programlarında o takımlar ve onların pozisyonları konuşuluyor. Bir takım ise hep unutuluyor, görmezden geliniyor, bilerek ya da bilmeyerek önemsenmiyor. Ya da o takım hakkında eleştiri ve aleyhte yorum yapılması  istenmiyor... Bazı maçların özet görüntüleri veya pozisyon tekrarları bile yayınlanmıyor. 

Ayrıca "bakın her takım için hatalı kararlar verilebilir, her takımın başına hakem hatası gelebilir" algısı yaratılarak o takımın lehine yapılan hatalar özellikle gizleniyor, gözden kaçırılıyor. Daha açık bir deyimle hedef saptırılıyor. 3 büyük takımın yönetici ve taraftarı rekabet adına birbirini suçlar, birbiri lehine/aleyhine, verilen/verilmeyen kararları tartışırken onlar çaktırmadan malı götürüyor. 

Daha da ötesi 3 büyüklerin arasındaki rekabet ve çekişme o kadar gözleri kör etmiş ki, bu büyük takımların birçok taraftarı "ezeli rakibimiz şampiyon olacağına onlar olsun" düşüncesi yine o malum takımın işine geliyor. 

O zaman soralım; hakemlerden en az canı yanan ve  hakem kararları çoğunlukla yanlarında olan o şanslı(!)  takım sizce hangisi? 

Uzun süredir hiçbir oyuncusu kırmızı kart görmeyen, aleyhlerine penaltı verilmeyen, istemediği bir hakemin haftalardır maçlarına atanmamasını sağlayan takım hangisi? 

Tüm takımlar maddi konularda  ve sponsor bulmakta zorlanırken, bu konularda hiç zorlanmayan, taraftarı ve forma satış gelirleri olmayan ama istediği transferleri anında yapabilen takım acaba hangisi? 

Siyaseten korunan, gelirleri/giderleri hiç konuşulmayan, muhalefetin, medyanın ve futbol yorumcularının üzerine gidemediği takım hangisi? 

Başka bir soru; VAR sisteminin bir an önce ülkeye gelmesine öncülük eden kulüp yöneticisi kim hatırlayın bakalım? 

Bütün parçaları birleştirin bakalım ortaya ne çıkacak? Çözdünüz mü şimdi sazan sarmalını? Önce ezeli rakipler birbirine düşürülür, ortalık hakem kararları yüzünden toz duman edilir, siz birbirinizi yerken, onlar sessiz ve derinden işi bitirir. Şampiyon olunca da takım bir Katar"lıya satılarak ortadan kaybolunur. Hadi geçmiş olsun... 

Hepsini bir kenara bırakalım,  bizim hakemlerimiz akıllıdır, kurnazdır, leb demeden leblebiyi anlar, ülkenin futbol iklimini iyi bilir, havayı iyi koklar. Avrupa'ya çıkınca başkalaşım geçiren hakemlerimiz, ülke sınırları içinde sırtını büyük yerlere dayayan kişi ve kulüpleri nasıl gözetmesi gerektiğini herkesten çok daha iyi bilir. Mesaj almada ve uygulamada üstlerine yoktur. 

Ama dediğim gibi bütün bunların hepsi senaryo, hani filmlerdeki gibi, "bu yazıda geçen kişi ve kurumların gerçeklerle bir ilgisi yoktur". Sadece biraz şeytanın avukatlığını yaptık o kadar... 

Üç büyük takımın sevgili yönetici ve taraftarları; siz birbirinizi yemeye, birbirinizin kuyusunu kazmaya, ezeli rekabet adına kulüpçülük oynamaya ve hamasi nutuklar atmaya devam edin oldu mu? Atı alan Üsküdar'ı geçince aklınız başınıza gelecek ama o zaman iş işten geçmiş olacak... 

Kalın sağlıcakla...