Futbolda 'darbe'

Futbolda 'darbe'

11 Şubat 2019 Pazartesi  |   Mentor

Fenerbahçe'nin saldırı altında olduğuna artık şüphe yok, eski başkan yeni başkan fark etmiyor...  

Daha önceki dönemlerde yaşanan ve Fenerbahçe'ye çullanan devlet gücünün Fetö’den kaynaklandığını düşündüm, büyük ölçüde de haklıydım sanıyorum. Fetö sonrası gelişen ve Fenerbahçe'ye karşı devam eden kamu soğukluğunun da Trabzon lobisinin siyaset içindeki gücünden kaynaklandığını, sistematik olmadığını, doğal olduğunu düşünüyorum. Ancak Pazar akşamı onları da Fenerbahçe'yi aratmayacak şekilde paramça ettiler, artık öyle düşünemiyorum.  

Yazılarımı okuyanlar bilirler, benim bir ideolojim yok o yüzden mevcut iktidara “Beyaz Türkler”in ötekileştirici tavrından farklı olarak bu topraklarda demokrasinin yükselmesi için gerekli bir adım olarak baktım. Yani yazacaklarım “Beyaz Türkler”in ne olursa olsun mevcut iktidara spor üstünden muhalefet üreten tavrından ayrılır. 

Fenerbahçe yerel ve millidir, global bağlantıları yoktur, yerel ve milli olduğu için UEFA'da, FIFA'da falan lobisi yoktur, başkanları papyon takmaz, monşer kültürü ile ilgisi yoktur. Bu nedenle milliyetçi-muhafazakar kesim arasında taraftarı çoktur. Milli olmadığını artık tüm dünyanın bildiği Fetö dışında milliyetçi muhafazakar kesimde Fenerbahçeli sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüdedir. Sayın Cumhurbaşkanımız bunun en bariz örneğidir. Güven Sazak dönemi ve ülkücülerin Fenerbahçe meyli herkesin malumudur. Garip de bir durum yoktur yerel ve milli olması, milli olanları kendisine çekmesi çok doğaldır. Abdullah Öcalan'ın veya Fetullah Gülen'in Fenerbahçeli olması beklenemez çünkü doku uyuşmaz. Bunları bir siyasi tercih olarak değil tespit olarak söylüyorum.  

Peki milliyetçi- muhafazakar tabanı olan bir iktidar döneminde Fenerbahçe'nin bu denli hırpalanmasının ve her hafta açık infaz konusu olmasını nasıl açıklayacağız? Ben açıklayamıyorum ama sanırım iktidarın da kontrol altına alamadığı şeyler var. 

Ülkede her şey değişiyor, değişmeyen tek şey var ve değişmeyen şey kedi, her zaman dört ayak üzerine düşüyor.  

Futbol göründüğü kadar masum değil, bir çok toplumsal olay futboldan filizleniyor, Mısır'da yaşananlar, kitlesel organizasyonlar bir tür kontrolden çıkmış sosyal patlama yaratmanın en kolay yolu futbol. 12 Mayıs’ta Fetö polisinin basit bir futbol maçını nasıl toplumsal bir travmaya dönüştürdüğü herkesin malumudur. 

Açıkcası son yaşananlardan sonra ben iktidarın da futbolu ve yönetimini sandığımız kadar kontrol edemediğini düşünüyorum. Futbol yönetimi aslında iktidarla uyumlu gibi görünüyor ama genel anlamda global ve misyoner kültürü ile bütünleşmiş olması daha çok global çıkarlara hizmet eden bir etki altında diye endişe ediyorum. 

Düşünün, bu ülkede Fetöcü çıkmayan 2 kurum var: Spor medyası ve futbol yönetimi, kamuoyunun gözüne batan bir kaç isim dışında hiç kimseye bir şey olmadı. Hakan Şükür ve Arif Erdem Fetullah hocalarının dizinin dibinde otururlarken hiç hakem devşirmemişler mi? Futbola Hakan Şükür, Arif Erdem kadar yakın olan Fetö, Fenerbahçe'ye kumpas düzenleyecek kadar futbolun propaganda ve sempatizan kazandırma gücüne önem veren Fetö hiç hakem veya federasyon görevlisi devşirmemiş mi? Hiç medya mensubu Fetöcü yok muymuş? 

Komik, 3 Temmuz döneminde ağzından salyalar akarak Fetö tezlerini savunan gazetecilerin hepsi en ufak bir endişe duymadan aynı şeyleri tekrar ediyor. 

Futbolu kontrol eden güç öylesine güçlü ve öylesine bağlantıları var ki; Sayın Cumhurbaşkanımız Büyükşehir konusundaki memnuniyetini ve gelişimindeki katkısını belirtir belirtmez sosyal medyada organize olarak sinsi bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızı şampiyonu belirlemekle itham ettiler ve hemen arkasından futboldaki güç harekete geçerek Başakşehir'in haklı başarısını önce medya propagandası üzerinden karaladı, arkasından da adeta iktidarı zayıf göstermek istercesine Başakşehir'e saldırılar başladı. 

Aslında hedef Başakşehir değil, Sayın Cumhurbaşkanımızdı. Başakşehir şampiyon olursa "iktidar futbolu kontrol ediyor demokrasi yok", şampiyon olamazsa "iktidar zayıfladı artık sistemi kontrol edemiyor"; tam bir Goebbels taktiği. Başakşehir'in yıllardır gösterdiği mücadeleyi Cumhurbaşkanın bağlamak en baştan bir Goebbles hamlesiydi ve bu hamle her yerde devam ediyor. 

Medyadaki kara propaganda ekibi ikinci yarının başlaması ile birlikte müthiş bir salvo başlattı, Başakşehir şampiyon olamaz, asrın kadrosunu kurdu vs. UEFA kupasını bile alır. Yani Başakşehir şampiyon olursa doğrudan hedef Sayın Cumhurbaşkanımız çok iyi taktik değil mi? 

Çok komplo teorisi olacak ama bu kadar çelişkili uzlaşmaları başka türlü açıklamanın imkanı yok. Bana göre global sistem Türkiye'de futbolu B planı olarak elinde tutuyor. Fetö'nün futbola olan ilgisini düşününce spor medyası ve futboldaki Fetö organizisyonunun titizlikle korunup gün ışığına çıkarılamadığını düşününce bana çok mantıklı geliyor. 

Bana göre halkın seçilmiş gücüne karşı yeni bir komplonun kaynağının futbol olması mümkün, o yüzden dikkatli olmak gerekir. 

Böyle bir ortamda Fenerbahçe'nin toplantı yapması ülkeyi bölmek ve toplumsal karmaşa yaratmak isteyenlerin işine yarar ve doğru olmaz, bana göre ellerinde ne varsa gidip Cumhurbaşkanımıza anlatmaları en iyi yol.