Futbol ve siyaset

Futbol ve siyaset

30 Aralık 2019 Pazartesi  |   Mentor

Sabah gözümüzü açtık ki, tüm devletin gündemi Trabzonspor olmuş. Fenerbahçe otobüsü kurşunlandığında "taştır o taş" diyen bakan ve devlet bürokrasisi Ünal Karaman istifa etmesin diye ayağa kalkmış. Sonra da bu ülkede futbolun saha oynandığı iddia ediliyor, ben inanmıyorum; bu sistemin en büyük mağduru da 2009'dan bu yana Fenerbahçe. 

Ünal Karaman'ı seviyorum, iyi teknik direktör, gençlere önem veriyor, güzel futbol oynatıyor. Ayrıca saygın ve güvenilir bir insan, yapılanları hak etmiyor ancak yaşananlar Trabzonspor'un ne kadar ağır yara aldığını ve "Anadolu'nun takımı" kimliğini siyasetin takımı kimliği ile değiştirdiğini gösteriyor. Ben Fenerbahçeli'yim, aynı zamanda "Anadolu çocuğuyum", bu nedenle Trabzonspor'a hep sempati duydum ama artık duymuyorum. Trabzonspor, yaşananların kendine ne kaybettirdiğinin de hesabını yapmalı. 

Yaşananlardan en çok Trabzonspor zarar görüyor ama kendileri bilir, bizim sorunumuz değil.   

Bu ülkenin büyük çoğunluğunun yegane eğlencesi futbol ama başarı hırsı ile Fetö'ye, derin devlete yanlayanlar ve popülizmi keşfetmiş siyasetçilerin buna cevap vermesi Türk futbolunu çürüttü. Ne hakem kurumu kaldı ne TFF ne de güvenilir medya mensubu; her şey çürüdü, hepsi çok büyük bir çukurun içinde yok olup gittiler. Şimdilerde Fetö'nün, derin devletin, siyasetin dizayn ettiği futbolu eski haline getirmeye çalışan bir tek Fenerbahçe kaldı. Aslında Beşiktaş'a güvenmiştim ama yanılmışım, onların da geleneksel pozisyonları değişmedi, adalet arayışları "aramışsa ne var" kadarmış! 

Hafta arası bir gazeteci, MHK Başkanı bir kulüp başkanı tarafından azarlandı, o da Fenerbahçe-Beşiktaş maçının hakemlerini azarladı, tehdit etti, üstelik bunları yaparken oyun kurallarını da bilmediği ortaya çıktı. Ne yalanlama ne de böyle oldu diyen çıktı. Herhangi bir rahatsızlık duymadan o koltukta oturuyorlar ve yüzleri kızarmıyor. 

Fenerbahçe'nin kazandığı maçların hakemlerinin cezalandırıldığı savı güya Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük hakemi (ben inanmıyorum tek özelliği Fenerbahçe düşmanı olması ve TFF'nin Uilenberg, Rosetti kontenjanından parlatıldı ama yıllardır öyle lanse edildi) kızağa çekilerek artık gerçek oldu. Fenerbahçe'nin kazandığı maçların hakemlerinin 40 bin lirası gidiyor, yani çok zor maç kazanır Fenerbahçe. 

Bu havada başladı hafta, Hakem Halil Umut Meler de 40 bin lirası gitmesin diye çok çalıştı. Vedat'ın uzaydan görünen penaltısını VAR da görmedi o da görmedi ama Fenerbahçe ceza sahası içindeki normal bir ikili mücadeleyi dakikalarca incelediler!

Önce Gustavo'yu sonra Jaja'yı çok ağır faullerle indirdiler, ikisinde de rakibin topa müdahalesi yoktu. Jaja ve Gustavo'ya çok şiddetli taban darbeleri geldi, ikisi de kırmızı kart olmalıydı ama sadece birine sarı kart çıktı. Oysa rakiple beraber koşarken geride kalan ve rakibin ayağına çarpan Ozan'a hemen sarı çıktı. Gustavo'ya yapılan hareket sarı değilse Ozan niye sarı? Çünkü Fenerbahçe'nin orta sahasında oynuyor ve çok mücadele ediyor, nitekim karttan sonra oyundan düştü.

Anlarım hakemin bir standardı vardır, oyunu sert oynatıyordur saygı duyarım ama Talbi'nin Ozan'a yaptığı ve Gustavo'ya yapılan harekete kart çıkartmayan, Jaja'ya yapılan harekete sarı çeken hakemin Ozan'ın faul bile olması zor pozisyonunda sarıyı anında çekmesi art niyettir. 

Trabzonspor'un hocası için seferber olan bürokrasi ve siyaseti düşününce, Bursaspor için esas duruşa geçen siyasileri görünce Fenerbahçe'nin 2009'dan bu yana zulüm gördüğü tartışılmaz. Olaylar gösteriyor ki, ligin en temiz takımı Fenerbahçe'dir. Yahu bir tarafta himmet almış himmet vermişler, diğer tarafta Fetö zulmüne uğramış Fenerbahçe, üstelik ödemeler resmi hesaptan yapılmış artık bunu konuşmak bile abes ama ülkeyi Trabzon'dan yönettikleri için bu zulüm bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Hayır kendilerine yarasa neyse hep kendilerini kullandırıyorlar, kendi emekleri çalınıyor.

Şu malum TV kanalı için bir kaç şey yazayım demek isterdim ama adamların işi bu para alıp Fenerbahçe'ye küfrediyorlar, aksini yapsalar o dakika kapının önüne konulurlar. Kanalda çalışanların tek ortak vasfı var: Fenerbahçe düşmanlığı, o kadar. 

Eskiden çok önemli değildi, şimdi siyasi rekabet çok dengede ve Trabzon iktidarı hızla seçim kaybetmeye doğru götürüyor. 

Tam 10 yıllık zulüm hala devam ediyor ama Fenerbahçe dimdik ayakta, ona mezar kazanların çoğunun üzerine toprak attı. 

Çok yaşa Fenerbahçe...