Futbol koronadan beter

Futbol koronadan beter

16 Mayıs 2020 Cumartesi  |   Mentor

Dünya spor gündemi Korona ile birlikte UEFA ve FIFA'nın kirli ve karanlık iç dünyasını konuşuyor. İsviçre'de "FIFA Gate" skandalını soruşturan Savcı Lauber'in birden fazla defa Infantino ile buluştuğu ortaya çıktı. 

İsviçre yasalarına göre bir savcının görüşmelerini kayıt altına alması ve bildirmesi gerekiyor. Infantino da dosyanın ilgililerinden biri ama bildirmemiş ve bu ortaya çıktı. Şimdi İsviçre yargısı Infantino ve Lauber hakkında ceza davası açmaya hazırlanıyor, zira bu adaleti engellemeye çalışmak suçunu oluşturuyor ve çok ağır cezası var.  

İsviçreli politikacılar bunun büyük bir ihmal olduğunu ve Lauber'in istifa etmesini gerektiğini ve İsviçre'ye büyük zarar verdiğini düşünüyorlar. 

Platini ise Infantino'nun fırsatçılık yaptığını ve suçluluğunun açık olduğunu, istifa etmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor, "Ben ceza davasında aklandım." 

Amacım herhangi birini savunmak değil, futbolun en tepeden nasıl kirli olduğunu anlatmak ve başkaları da var; bundan önceki FIFA yönetiminin neredeyse tamamının yayın haklarını peşkeş çekme karşılığında rüşvet aldığı ortaya çıktı. UEFA Başkanı sus payı karşılığı FIFA'yı 2 milyon frank dolandırmış, Beckenbauer dünya kupası için rüşvet vermiş, Rummenigge Katarlılardan değeri 200 bin euro civarında iki Rolex saat almış, eski UEFA asbaşkanı oğluyla birlikte rüşvet alıp gücünü çıkar sağlamak için kullandığı için oğlu ile birlikte hapse atıldı yargılanıyor. Bu adamın adı Villar ve Fenerbahçelileri çok ilgilendiriyor ama buna daha sonra değineceğim, asıl bilinmesi gereken UEFA ve FIFA kirli ve futbol temiz değil. 

Bunun en temel nedeni İsviçre, çünkü İsviçre çok küçük bir ülke ve neredeyse ülkenin toplam gelirlerinin üçte biri bankacılıktan geliyor. Düşünün UEFA ve FIFA nedeniyle İsviçre'ye her yıl milyarlarca dolar akıyor, komisyon, mevduat vs. dünya kadar kazanç demek. Buna iki kurumun mevduatları dahil değil. Düşünün İsviçre yargısı şu anda Bein Sports'un sahibi Nasser El Khalifi'yi dünya kupası için rüşvet vermekle itham ediyor, bu ithamın çok ileriye gitmeyeceğine emin olabilirsiniz çünkü Katar'ın yüz milyarlarca doları İsviçre bankalarında yatıyordur. 

Zaten İsviçre bu konuda sabıkalı, toplama kamplarında öldürülen Yahudilerin 30 milyar dolarını zimmetlerine geçirdikleri FBI tarafından ortaya çıkarıldı ve tazminat ödediler. Ayrıca savaş döneminde Nazilerin Yahudilerden çaldıkları kıymetli eşyalardan yüklü para kazandıkları ve bunu bilerek yaptıkları biliniyor. 

Ayrıca insan kasaplarına ilişkin bilgileri bile hassasiyetle sakladıkları biliniyor.  

Bu şartlar altında UEFA ve FIFA İsviçre adaleti önünde dokunulmaz oluyor ve denetimsiz, denetimsiz kalan her kurum gibi UEFA ve FIFA da yozlaşmış ve kirli. Üstelik futbolda milyarlarca dolar para var. Futbol yönetimi bir tür suç imparatorluğu olmuş. 

Kısacası, UEFA ve FIFA'nın paralarını İsviçre'de bırakıp hukuk sistemi güçlü bir ülkeye -İngiltere olabilir- gitmeleri gerekiyor ki bu kirliliğe neden olan denetimsizlik son bulsun. 

UEFA Asbaşkanı Villar ve oğlu Gorki Villar İspanya'da rüşvet almak suçundan hapse girdiler ve yargılanıyorlar. Arıca Villar sahip olduğu gücü kişisel çıkar sağlamak için kullanmakla suçlanıyor. 

Villar Fenerbahçe davası görülürken UEFA asbaşkanıydı ve Fenerbahçe dosyasının müfettişi Palacios onun oğlu Gorka Villar'ın ofisinden avukattı, yani Fenerbahçe'ye verilen UEFA cezasının rüşvetle satın alındığı açık. 

Şunu demek istiyorum: Futbol kirli ve başarılı olmanın lobi veya güçle ilgisi yok sadece sizin ahlakınıza bağlı UEFA başkanının eşine kolye olmak kadar bayağı ve ucuz. 

Türkiye'de bunun başka bir yönü var. Türkler öyle veya böyle dünya tarihinde önemli uluslardan biri ve bunu sağlayan en önemli unsurlar binlerce kilometre göç etmelerine rağmen dağılmadan korudukları ulus bütünlüğü, kültürü ve değerleridir, hala da öyle ama düşmanı hiç eksik olmuyor. Türkiye'den kurtulmanın yolu bu değerleri çürütmekten geçiyor. 

Futbol dünyanın en kitlesel olayı ve kahramanları topluma rol model oluyor. Siz babası ligde mücadele eden takımlardan birinden maaş alan bir hakemi veya katlettiği maç sonrası maçı açıkça lehine hatalarla kazandırdığı teknik direktörle selfie çeken bir hakemi içselleştirince komşunuzun parasına göz dikmekte de sakınca olmadığını düşünmeye başlıyorsunuz ve olaylar yayıldıkça Suriye gibi, Irak gibi, Libya gibi oluyorsunuz. 

Ben futbolda son zamanlarda yerleştirilen Makyavelizmin, saygısızlığın, ne olursa olsun kazanma hırsının sadece bir futbol olayı değil bir misyoner faaliyeti olduğunu ve amacının bu ülkeyi yok etmek olduğunu düşünüyorum. Fetö'nün darbeden önce futbola duyduğu ilgi de bunu teyit ediyor. 

Futbolun temizlenmesi bana göre bir futbol olayı değil, ulusal güvenlik meselesidir, umarım geç kalmayız.