Formula'da 'gazoz' patlatmak

Formula'da 'gazoz' patlatmak

19 Kasım 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Refet Kayakıran

Bir kere Formula1 için İstanbul’da Allah'ın dağına pist yapmadan önce Türkiye’de en az 2 adet pist adayı güzergah vardı diye konuya girelim. Türkiye gibi turist ve tanıtım peşinde koşan bir ülkenin önce İstanbul Boğazı'nda veya Antalya, mesela Belek’te, kent içi pist yollarını uzmanlarca mercek altına alması ve F1 in kent içinde yapılması konusunda ısrar etmesi gerekirdi. 

Aynen Monaco-Monte Carlo’da yıllardır olduğu gibi veya bizden kaçıp Bakü’ye giden yarışın şehir pisti gibi, Türkiye de yarışları şehir içinde yapmalıydı. Bizden kaçan F1'i alan Azerbaycan, akıllı davranarak kent içinde yarışı organize etmeyi becermiştir. 

Düşünsenize;  mesela Yenikapı ‘dan start alacak araçlar, Sarayburnu'na kadar gidip dönecek bir yol üzerinde yarışarak, denizde teknelerden, kıyıda tribünlerden izlenerek, havadan tüm tarihi yarımadayı gösteren helikopter-drone çekimleriyle dünyada nasıl bir tanıtım yaratılırdı! Bu yolun özel bir pist olması da sürekli kullananlara ayrı bir keyif de katardı.  

Elbette basit gibi gözüken bu fikirler ile konuyu irdelemek epey cahilce gözükse de, bu yaklaşımların enine boyuna düşünülmesi gerekir… di! Monaco’nun daracık yollarında yapılan bu yarışı yıllardır izleyenler, Bakü kent içi yarışın da eklenmesiyle bu fikri hiç de yabana atamazlar sanırım. Aynı şekilde ikinci alternatif Antalya Belek, ideal çıkış meydanları ve 40-50 km gidiş dönüş yolları ile düşünülebilirdi. Muhteşem otellerin üzerinden yapılan havadan çekimleri ve yarış haftası binlerce turistin ilgisinin bölgeye katkısını hesaplamak mümkündür. Expo’ya boşa harcanan paralar ve atıl kalan arazi yanında bu fikrin getirisi herhalde şu anda bile kıyaslanamaz. Tam da ölü sezonda, kasım ayında bu tarihlerde yapılacak bir yarışın bölgeye katkısını tüm turizmciler bu satırları okurken bile hesaplamıştır!  

Türkiye’de illa F1 yapılacaksa bu yaklaşımlar masaya yatırılmalıydı. O yıllarda ve F1 kaçıp gittiğinde bu fikirler kısmen masaya yatırıldı ve basında bu tür yaklaşımlar da yer almadı değil… Fakat Antalya’nın Expo adaylığı ve F1, zamanında bir arada arazi planı olarak düşünülebilir ve ikisinin ortak bir noktada buluşturulması sağlanabilirdi! Expo için yapılmış mekan ve Belek bağlantılı yeni yolları bilenler ne demek istediğimi anlayacaktır!  

Ama bu arada, kitlelerden uzak, izole bir ortamda yer alan İstanbul pistinin bu pandemide bir avantaj yarattığı da açıktır. Belki de F1 in geri gelmesinin nedeni de budur! 

Yine de, pisti tüm riskiyle üstlenen ve F1 i geri kazandıran turizm şirketini ve sahibini elbette cesareti ve başarısı için kutlamak gerek. 

Amma ve lakin, sahillerindeki otellerde 24 saat, 81 vilayetin tümündeki lokanta barlarda serbestçe içki içilen ve 50-70-100 milyon turiste hazırlanan bir ülkede, yarışın final simgesini içki reklamı diye gazozla bitirmek en basitinden ayıptır ve büyük bir tanıtım gafletidir! 

Bugünkü iktidarın başta Turizm Bakanı'nın otellerinde ve iktidara yakın çevreden bir çok teşvikli otellerde, her şey dahilin en lüks hizmetleri 24 saat limitsiz içkilerle sunulurken, Moskova’dan Berlin’e fuar gecelerinde yer alan tanıtımlarda patlayan şampanyaları tüm dünya bilmektedir.  

Türkiye, eğer Dubai tarzı, duvarlar arkasında içki içilen bir turizm planlaması içindeyse bunu birileri çıkıp açıkça söylemelidir!  

Fotoğraf: BirGün