Finlandiya’nın eğitim sistemi

Finlandiya’nın eğitim sistemi

11 Eylül 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Bizim gibi test manyağı yapılmış, aileleri ile birlikte yarış atına döndürülmüş, ağır bir müfredat ve ezber yükü altında, soru sorma, sorgulama ve merak duyguları bastırılmış, son yıllarda sosyal adaleti zayıflatılmış, dahası da dindar nesil yetiştirme diye bir ajandaya sokulmuş bir öğrenci ve eğitim yapısı açısından başka ülkelerin deneyimleri ve başarıları çok şey anlatıyor. 

Yıllardır farklı model ve reform başlıkları altında yap boz tahtasına çevrilen, devletin yeterince kaynak ayırmadığı, ideolojik tartışmaların gölgesinde enerjisini kaybeden eğitim sistemimiz açısından büyük, kapsamlı ve agresif bir atılıma ihtiyaç var. Fakat bunun için siyasal anlamda uzlaşmayı ve uzun vadeli bir plan dahilinde fırsat eşitliğini temel alan bir bakış açısı hayati önemde. 

Genel olarak bakıldığında ülkelerin farklı kültürel, sosyolojik ve ekonomik özelliklerinin farklı eğitim sistemleri ve modelleri benimsemelerine neden olduğunu görüyoruz. Her ülkede aynı eğitim sistemini uygulamak ve model alınacak bir eğitim sisteminin aynı sonuçları doğuracağını iddia etmek de yanlış olur. Fakat önemli olan yetkin bir bakış açısı ve kurumsal kabiliyet dahilinde uzlaşma sağlanmış bir model ile uzun vadeli bir uygulamayı devlet okulları eliyle hayata geçirmek.  

Bu anlamdaki tartışmalar açısından önem taşıması nedeniyle Finlandiya eğitim sisteminin bazı ilginç özelliklerine değinmek istiyorum. 

Her şeyden önce Fin eğitimcilerin 1980’lerden itibaren eğitim sisteminde bazı öncelikler belirlediği anlaşılıyor. Buna göre eğitime sosyal eşitsizliği dengeleme yönünde bir fonksiyon atfediliyor. Çocukların beslenmeleri önemsenerek devlet tarafından ücretsiz yemek veriliyor. Ayrıca psikolojik ve kişisel rehberlik sağlanıyor. En önemlisi de çocuklara rahat bir ortam sağlanarak ve müfredat yükü azaltılarak merak duyguları ve yaratıcılıkları geliştirilmeye çalışılıyor. 

Finlandiya Eğitim Bakanlığının internet sayfasında yer alan bilgiye göre eğitim sistemi şu parçalardan oluşuyor: Zorunlu eğitim başlamadan önce çocuklara sağlanan erken çocukluk eğitimi ve bakımı, zorunlu eğitimin başlamasından önceki yıl çocuklara verilen okul öncesi eğitim, zorunlu olan dokuz yıllık temel eğitim, ya genel üst orta eğitim ya da mesleki eğitim ve son olarak da yüksek öğretim. 

Finlandiya’da okula başlama yaşı yedi. Çocukların rahat ve özgür olabileceği dersliklerde, son derece iyi yetişmiş ve ekonomik açıdan sıkıntı çekmeyen öğretmenler eşliğinde yapılıyor eğitim uygulamaları. Temel amaç çocukların gerçek dünyaya öz güvenleri sağlanarak hazırlanmaları. 

Öğretmenler genel müfredat programlarını uygulamakla birlikte öğretim yöntemleri konusunda özerkliğe sahip. Hatta ders kitaplarını kendileri seçebiliyor. Temel eğitimin ilk yıllarında not verme ve resmi notlardan ziyade sözlü değerlendirmelerle yetinildiği görülüyor. 

Sınıflar genelde 20 kişiden az ve rahat bir ortama sahip. Ortam oldukça temiz ve öğrenciler evindeymiş gibi çoraplarıyla da bulunabiliyor. Açık hava etkinlikleri özendiriliyor ve okul dışı etkinliklere imkan sağlamak için minimum düzeyde ödev veriliyor. Sanat, müzik, marangozluk, aşçılık gibi konularda çocuklara önemli imkanlar sağlanıyor. Çocuklar kitap okumaya zevk duyacakları bir faaliyet olarak yönlendiriliyor. 

Görüldüğü üzere oldukça özgün, çocuklara ideolojik değer dayatmayan, merak ve yaratıcılık duygularının açığa çıkarıldığı, devletin harcamadan kaçınmadığı, öz güvenli ve yetkin öğretmenler eliyle sürdürülen bir eğitim sisteminden söz ediyoruz. En önemlisi de özel okul harcamaları yok denecek kadar az. Öğrenecek çok şey var! 

Nobel ödüllü Olga Tokarczuk’un dediği gibi eğitim, okul bizi ahlaki olarak başkalarını yargılamaya değil, farklı bakış açılarından kendi doğrumuzu bulmaya hazırlamalıdır.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın