Faşizmin futbolu

Faşizmin futbolu

30 Eylül 2019 Pazartesi  |   Mentor

12 Eylül faşizmi ülkemizde bir dönüm noktasıdır. Her gün 40-50 kişinin öldüğü bir iç savaş ortamından bir günde tüm terörü bitirdiğine inanmamız beklenen bir sosyal komplo, ülkenin 57 yılda kazandığı her şeyi bir gecede yıkan askeri cuntadır. Ülkenin sağcı solcu demeden tüm aydınlarının üzerinden geçmiş, her şeyi yok etmiş ve yeni bir toplum yaratmak için düşünmeyi, öğrenmeyi yasaklamış kökü dışarıda bir projedir 12 Eylül.  

Bu anlamda varoş köylü işsizliğin yarattığı yoksul ve çaresiz kentin kıyısına yığılmış insanları ifade etmez, tam tersine  bilinçli olarak oluşturulmuş ilkesiz bir insan grubunu temsil eder. Ayrıca bunlar fakir falan da değildir evleri, arabaları, yatları hatta diplomaları vardır. Belirleyici özellikleri çıkarcı ve ilkesiz olmalarıdır. Bunlar kendi çıkarları için her şeyi kullanır, böylece ortak toplumsal değer ve çıkarların içini boşaltırlar ve toplumu çürütüp her türlü kullanıma ve etkiye açık hale getirirler.  

Bunlar bazen profesördür, Fetö’nün toplatılarına katılıp çanağını yalarken devir değişince herkesi Fetöcü olmakla suçlarlar. 

Bazen gazetecidir, ekranlarda adalet temsilcisi rolü oynarken etrafta kadınları taciz iddiaları dolanır ya da patronundan aldığı maaşı hak etmek için milyonların sevgilisi bir  kulüp başkanına hakaret ederler. 

Bazen kulüp yönetisi gibi görünürler, VAR kayıtları çalarlar bazen futbolcu gibi görünüp canlı yayında burada yazamayacağım küfürlerle konuşurlar. 

Bazen kaleci olup başkan jurnalciliği ile kovdurduğu hocanın teknik heyetinde yer alacak kadar ilkesizleşir.   

Bazen onu çekmeyip bunu çekecek kadar yüzsüzdür. Bazen de büyük başkan rollerinde kulübün paralarını yandaşlara peşkeş çeker. 

Kimi zaman da alın teriyle kazanılmış bir kupaya hırsızlık organizasyonu diyecek kadar saygısız ve kıskançtır. 

Ama ortak özellikleri hepsi varoştur, hepsi ilkesizdir.   

Futbolu da her toplumu kirlettikleri gibi kirletirler, çürütürler ve at izi it izine karışır sonra da fırsatı kullanıp ceplerini doldururlar. 

Oysa futbol taraftarındır. Çok büyük bir toplum kesiminin tek eğlencesidir. Futbolun maddi manevi her noktasının tek sahibi vardır o da taraftır. 

Aslında bütün taraftarların çıkarı ortaktır. Yalnız sahada oynanan, sonucu önceden bilinmeyen böylece rekabetin tadını doyasıya çıkarabildiğin bir oyun. 

Ama taraftarı da varoştur futbolun. 

Bir kulübün 40 milyon dolara aldığı Ataşehir'e bedava aldınız deyip gösterdiğiniz tüm belgelere rağmen buna inanmaya devam eder çünkü varoş için doğru değil kendi çıkarı önemlidir. 

Veya Fetö avukatlarına 700 bin dolar ödeyen takımın masum, Fetö komplosuna uğramış kulübün şikeci olduğuna inanır. 

Ben Fenerbahçeli'yim, sahada ittifak aramam ama futbolu varoş istilasından kurtarmak için gördüğüm her temiz kalple işbirliği yapacağım. Son zamanlarda Beşiktaşlı münferit hesaplarda bu ışığı görüyorum ve onlarla beraber aynı şeyi istemekte sakınca görmüyorum. Geçmişte kötü anılarım olsa da Beşiktaşlı dostlarla bu yolda yürümekte sakınca görmüyorum. 

Zaten iki camianın kendi stadını kendi yapmak gibi bağımsız ve ortak bir karakteri var. Beşiktaş'ın Orman ve Yıldırım ekolünden kurtulup Seba ruhuna döneceğine inanıyorum. Nasıl biz Yıldırım ruhundan kurtulup Koç ruhuna büründüysek onlar da yapabilir. 

Koç demişken... Varoşlaşan futbolun kentlileşmesi için fırsattır Ali Koç. Sadece Fenerbahçeliler için değil herkes için devlet televizyonunda sarhoş yorumcuların izlenmeyeceği futbolun habercisidir Ali Koç.  

Futbolun kurtarıcısıdır, örnektir, bizdendir, taraftardır.