Eşyalarla 'konuşmak'

Eşyalarla 'konuşmak'

6 Nisan 2020 Pazartesi  |   MG Özel

Geçen hafta Modena’da eşimin doktor arkadaşının koronavirüs testi maalesef pozitif çıktı ve onun için zorlu bir mücadele dönemi başladı. 

Daha önce de karısı neredeyse üç hafta süren çok ağır bir soğuk algınlığı geçirmişti. Ona test yapılmamış ama doktor olan kocası durumundan kuşkulandığı için evden çıkmasını yasaklamıştı. Şimdi ailece karantinadalar. 

Her gün yakınlarımızdan birinin virüse yakalandığı haberini alıyoruz. Bu haberler ister istemez insanın stres seviyesini inanılmaz arttırıyor. Limitte olduğunu, daha fazlasını kaldıramayacağını sandığın bir anda aslında limite ulaşmadığını, her gün omuzlarına yeni bir yük bindiğini görüyorsun. 

Bunlar aynı zamanda senin de her an hastalanabileceğinin ön habercisi sanki. Bir yandan haline şükrediyorsun, bir yandan da hep dikkatli, daha dikkatli olmaya çalışıyorsun. 

Bir girdap gibi. 

İnanılır gibi değil ama bir süre sonra bu girdaba alışmaya başlıyorsun. Sanki her şey normalmiş gibi bu duruma, bu korkunç duruma bir şekilde alışıyorsun. 

Sanki bir video oyunu gibi. 

Ama bu sefer ekran karşısında oynamıyoruz, bizzat oyunun içindeyiz, tam ortasında. Herkesin evdeki ve dışarıdaki rolleri belli: Birbirimizle ne kadar açık, net, ne kadar dürüst bir şekilde konuşursak oyunu kazanma şansımız o kadar artıyor sanki. 

Oyun bitmeden, yani vurulmadan bir üst seviyeye geçmeye çabalıyoruz durmadan, bana öyle geliyor! Birbirimize anlayış gösterirsek, paniğe kapılmazsak, kurallara uyduğumuz sürece oyun devam edecek.  

Evde güzel yemekler yapmaya çalışıyorum. Kızım daha güler yüzlü, halinden pek şikayet etmiyor. Eşim daha pozitif, işine daha da sarılarak evden çıkıyor. Bir yandan seviniyorum, rahatlıyorum ama diğer da avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Video oyunlarını oldum olası sevmemişimdir. Şimdi şu halime bak: O sevmediğim oyunun tam içindeyim. 

Geçenlerde İtalya’da bir koronavirüs şakası aniden popüler oldu, sanırım Türkiye’de de duyuldu:  

“Psikologlar 'evdeki eşyalarınızla konuşursanız bir sorun yok ancak onlardan cevap gelirse acilen hemen bizi arayın' diyorlarmış."

Espriydi tabii ama...

Ben de birkaç gündür evdeki eşyalarla sohbet etmeye başladım. Hatta dün akşama doğru kahve makinem bana çok ısındığını ve hemen kapatma düğmesine basmazsam yaşanacaklardan sorumlu olmadığını garip sesler çıkararak bağıra bağıra söyledi! O anda makinenin sabah 6.00’dan beri açık olduğunu fark ettim. 

Bunca kaos arasında bir de evde patlama, yangın olabileceği korkusuyla hemen koşarak makineyi fişten çektim. Bana durumunu bizzat haber verdiği için makineme teşekkür ettim, bir dahaki sefere bu kadar bağırmaz inşallah! 

Durumlar böyle.

23 Şubat'tan beri evdeyiz. 

Ben iyiyim. 

Hayır, hayır!

Eşyalarla falan konuşmuyorum. 

Onlar benimle konuşuyor!..  

Yeşim Hatapkapulu, Modena-İtalya

Etiketler:  Yeşim Hatapkapulu