Eski Türkçede yapılan yanlışlar (2)

Eski Türkçede yapılan yanlışlar (2)

16 Aralık 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Geçen hafta eski Türkçede yapılan yanlışların bir kısmına değinmiştik. Bu hafta da sözlerin gerçekten ne anlama geldiğine bakıp, biz nasıl kullanıyoruz onu görelim...  

Dilimizdeki yabancı sözcüklerin bir kısmı çokluk haliyle dilimize girmiştir. Eskimiş sözcükleri ya da yabancı sözcükleri kullanma meraklıları bu sözlerin çoğunun aslında çoğul olduğunu bilmeden kullanırlar. Hâl böyle olunca da bilinçsizce yapılan yanlışlar ortaya çıkar. Türkçenin söz dağarcığında son derece güzel ve kullanışlı karşılıkları olduğu halde eskimiş ya da yabancı sözleri kullanmak çok anlamlı gelmiyor.  

Ahbap: Dostlar anlamında kullanıyor olsak da aslı habib sözünden sevgililer anlamına gelir. Ciddî bir anlam kayması olmuştur. 

Ahlak: İyi davranışlar. Hulk, “huy, davranış” sözünün çoğuludur. Hulki adı da iyi huylu anlamındadır. 

Aktar: Arapçada ıtr güzel koku, çoğulu attâr da güzel kokular anlamındadır. Dilimize aktar olarak girmiştir.  

Arazi: Arapça toprak olan arz sözünün çokluk halidir ve topraklar, yerler anlamındadır. TDK Güncel Türkçe Sözlüğü tekil olarak toprak, yer şeklinde göstermektedir. 

Avrat: Arapçada kadının cinsel organı anlamındaki awre sözünün çoğulu awerâ, Farsça owrat. Bu sözü kullananların anlamını bilmediğinden hiç kuşkum yok. 

Aza: Arapça üye ve organ anlamlarındaki uzv sözünün çoğuludur. Üyeler anlamına gelir. TDK Güncel Türkçe Sözlük’te tekil olarak üye şeklinde göstermektedir.  

Ebat: Boyutlar demektir. Ebatlar sözü en çok yapılan yanlışlardan biridir.. Tekil hali “buut”tur. Elli altmış yaşının üzerindekiler üç boyutlu sözünü ilk olarak üç buutlu biçiminde duymuşlardır. Sonradan türetilen boyut sözü buutun yerini almıştır. Gerçi şimdi nedense 3D deniliyor... 

Edebiyat: Arapça edeb sözü incelik demektir, edebiyyât sözü de incelikler anlamına gelir. Dilimize edebiyat olarak girmiş ve anlam kayması sonucu yazın karşılığında kullanılmaktatır. 

Efkâr: Fikirler, düşünce anlamındaki fikr sözünün çoğuludur. Eskiden Efkâr-ı umumîye kamuoyu anlamında kullanılırdı. 

Elbise: Arapça giysi anlamındaki libas sözünün çoğuludur. Dilimizde tekil halde kullanılır ve elbiseler demek oturmuş ve kabul edilir bir yanlıştır. 

Elvan: Arapça renk anlamındaki levn sözünün çoğuludur. Asıl anlamı renkler olsa da dilimizde türlü renkler anlamında kullanılmaktadır. 

Emtia: Meta sözünün çoğulu olup mallar anlamındadır, emtialar demek doğru değildir. Özellikle Bloomberg gibi finans kanallarında çok sık yapılan bir yanlıştır. 

Ensar: Arapça yardım eden anlamındaki nâsır sözünün çoğuludur, yardımcılar. Köken olarak Hz. Muhammed’e göç zamanı yardım eden Medineliler için kullanılır.  

Erbap: Arapça aslı sahip anlamındaki rab sözünün çoğuludur ve sahipler anlamında gelir. Dilimizde anlam kayması olarak, bir işi iyi yapan kimse anlamını kazanmıştır. 

Eşya: Arapça şey sözünün çoğuludur. Bunu pek bilmeyiz. Sahip olunan nesneler anlamı kazanmıştır ve sıklıkla eşyalar şeklinde kullanılır. Temelde yanlış olsa da çok yerleşmiş bir kalıp olduğundan yadırganmaz.  

Evlat: Arapçada çocuk anlamındaki velet sözünün çoğuludur. Evlatlar, aynı elbiseler ve eşyalar gibi dilimizde oturmuş bir yanlıştır. 

Evrak: Arapça varak, yaprak sözünün çoğuludur. Yapraklar > kağıtlar > yazılı belgeler şeklinde anlam genişlemesi olmuştur. Belgeler demek evraklar demekten çok daha doğrudur. 

Hırdavat: Farsça küçük şey anlamındaki hurde sözüne Arapça -at çokluk takısının eklenmesi sonucudur, küçük şeyler, önemsiz şeyler anlamındadır.  

İrat: Arapçada irad, gelir anlamındaki warid sözünün çoğuludur ve gelirler anlamındadır. TDK gelir olarak tekil göstermektedir. 

Kütüphane: Arapçada kitap sözünün çoğulu kutubdur. Farsça hane eklenerek türetilmiştir.  

Mühimmatlar: Sıkça duyduğumuz mühimmat sözü de çoğuldur. Orijinal hali “mühimmat-ı harbiye”dir ve savaş gereçleri anlamındadır. Kısaltılarak mühimmat sözü kullanılır olmuştur. Mühimmatlar sözü yanlıştır.  

Benzer şekilde aşağıdaki sözcükler de Arapçada çokluk belirtir ve Türkçe çoğul takısı ile kullanılmaları yanlıştır (çok uzun süre önce günlük dilimizden atılmış sözler listeye alınmamıştır): 

Afak: Ufuklar 

Ahali: Bir yerde oturan anlamına gelen ehl sözünün çoğuludur. 

Ahkâm: Yargı anlamındaki hüküm sözünün çoğuludur. 

Ahmak: Şaşkın, dengesiz anlamındaki humk sözünün çoğuludur. 

Ahşap: Odun, kereste anlamına gelen haşep sözünün çoğuludur. 

Ahval: Haller 

Akraba: Yakın anlamındaki karib sözünün çoğuludur. Arapçası akribâdır. 

Akran: Benzer, denk anlamındaki karîn sözünden yaşıtlar anlamında kullanılır. 

Aktâr: Kutr yön sözünden yönler 

Asap: Sinirler 

Beyanat: Açıklamalar 

Ecdat: Atalar, ced sözünün çoğuludur. 

Ecmal: Toplamlar, cümle toplam sözünün çoğuludur.  

Ecza: Kimyasal maddeler, aslı cüz sözünden bölümler anlamındadır. 

Edevat: Araç anlamındaki Arapça edat sözünün çoğuludur, araçlar, aletler. 

Ekâbir: Önde gelenler, aslı ekber sözünden büyükler anlamındadır. 

Emlak: Mülk sözünün çoğuludur, sahip olunan varlıklar anlamındadır. 

Emsal: Misal sözünün çoğuludur, örnekler. 

Enkaz: Yıkıntı, çöküntü, kalıntı anlamlarına karşılık gelen nukz sözünün çoğuludur. 

Erkân: Büyük, üs anlamındaki rükn sözünün çoğuludur, büyükler, üstler. 

Erzak: Arapça yiyecek rızık sözünün çoğulu, yiyecekler, ihtiyaç duyulan maddeler.   

Esma: İsimler 

Esnaf: Sınıflar 

Esrar: Sırlar 

Eşkâl: Şekiller 

Eşkıya: Arapça yol kesen anlamındaki şakil sözünün çokluk biçimi. 

Eşraf: Soylu anlamındaki şerif sözünün çoğuludur, soylular, seçkinler. 

Etfal: Arapça küçük çocuk anlamındaki tifl, dilimizdeki tıfıl sözünün çoğuludur.  

Etraf: Taraflar 

Evkaf: Vakıflar 

Evliya: Veliler 

Fukara: Fakirler, yoksullar 

Gureba: Garipler 

Hafriyat: Arapça hafar kazı sözünün çoğulu, kazılar 

Hatırat: Hatıralar, anılar 

Hayvanat: Hayvanlar 

Hukuk: Arapça hak sözünün çoğuludur, haklar 

Itriyat: Itırlar, güzel kokular 

İcraat: İcra edilenler, yapılan işler, çalışmalar 

İfrazat: İfrazatlar, vücuttan dışarı atılanlar, salgılar 

İfşaat: İfşa edilenler, gizli bir şey hakkında yapılan açıklamalar 

İstihbarat: Alınan haberler 

İzahat: İzahlar, açıklamalar 

Levazımat: Gerekli maddeler, askerî araç gereçler 

Maddiyat: Maddi şeyler 

Mahlukat: Arapça yaratma anlamındaki hulk sözünden mahluklar, yaratılmışlar 

Mahsulat: İstihsal edilenler, ürünler 

Maliye: Mal ile ilgili olanlar, malî işler 

Maruzat: Arz edilenler, sunuş 

Matbuat: Matbu şeyler, basılmış şeyler 

Meşrubat: Arapça içecek olan şarab sözünün çoğuludur, içecekler 

Mezalim: Zulümler, kıyımlar 

Muaşeret: Birlikte yaşanılanlar 

Muhaberat: Haberleşmeler 

Müfredat: Bir bütünü oluşturan ayrıntılar 

Nakliyat: Nakletmeler, taşıma işleri 

Neşriyat: Neşredilenler, yayınlananlar 

Tadilat: Tadil edilenler, değişiklikler 

Tafsilat: Açıklamalar 

Tahkikat: Araştırmalar 

Taksimat: Bölmeler, bölüntüler 

Taksirat: Kusurlar 

Tamirat: Tamirler, onarımlar 

Tedrisat: Tedrisler, verilen dersler 

Teferruat: Ayrıntılar 

Tesisat: Tesisler, donanımlar 

Teslimat: Teslim edilen şeyler 

Tezahürat: Görünüşler, gösterişler 

Tuluat: İlhamlar, doğaçlamalar 

Ulema: Arapça âlim sözünün çoğul hali, bilginler 

Eski Türkçe sözcüklerin kullanımındaki bir diğer sorun da sözcüklerin yanlış yazılmasıdır. Sözcüklerin yazımında esas olan, TDK Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzunda belirtilen yazım kurallarıdır. 

Yanlış yazılan eski sözlerin listesi burada yazamayacağım kadar uzun. Osmanlıca Türkçe Sözlük sitesinde bu yanlışlardan yüzlercesi var. Aşağıda karşılarına doğru yazılışları yazarak sadece birkaç örnek veriyorum: 

Acaib-Acaip 

Âhiret-Ahiret 

An’ane-Anane 

Azad-Azat 

Dâire-Daire 

Ecdad-Ecdat 

Erbab-Erbap 

Eşkiya-Eşkıya 

Faide-Fayda 

Garib-Garip 

Gurub-Gurup 

Hey’et-Heyet 

Itr-Itır 

İfşâât-İfşaat 

İltihab-İltihap 

İktisad-İktisat 

İ’malat-İmalat 

İsbat-İspat 

İslahat-Islahat 

İttihad-İttihat 

Kalb-Kalp 

Katib-Katip 

Kitab-Kitap 

Kur’an-Kuran 

Lâkab-Lakap 

Mel’un-Melun 

Mensub-Mensup 

Mezheb-Mezhep 

Mü’min-Mümin 

San’at-Sanat 

Sıfât-Sıfat 

Şübhe-Şüphe 

Ta’dilat-Tadilat 

Te’sisat-Tesisat 

Vâcib-Vacip 

Vak’a-Vaka 

Güzelim Türkçeyi küçümseyerek eskiye özenerek fakat yeterince bilgi sahibi olmadan yapılan yanlışlar hakkında kısıtlı sayıda örnek sundum. 

Tutucu kesimlerin dilde de tutucu olmaları elbette şaşırtıcı değil. Genel dünya görüşü tutucu olan bir insanın dilde ilerici olmasını beklemek zor.  

Ancak kendilerini milliyetçi olarak tanımlayan bazı kişilerde de aynı eğilimi görmek pek anlaşılır değil. Bir milletin en belirleyici ögesi dilidir. Başka ülkelerin radikal milliyetçileri, söz gelimi ırkçı Almanlar ya da Fransızlar dillerindeki yabancı sözcüklerden rahatsız olurlar ve onları atmaya çalışırlar. Bizdeki bazı milliyetçiler ise tam tersine, çok sade Türkçe sözcükler yerine, eskimiş Arapça ve Farsça sözleri üstüne basa basa kullanırlar.  

Ama en çok düşünülmesi gerekenler, tutucu ya da belirli bir siyasal görüşün temsilcisi olmayıp, sadece özenti ile eskimiş sözcükleri yalan yanlış kullananlardır. Dile ve etimolojiye çok meraklı olan Atatürk dilimizin benzersiz yapısal özelliklerini ve tarihten gelen zenginliğini çok iyi anlamış ve dünyada eşi görülmemiş bir dil devrimine öncülük etmiştir. Onun vermek istediği dil bilincini bugün kavramış insan sayısı çok az. Eğer bu bilinç yeniden kazandırılmazsa dilimizin ilerdeki yıllarda içine düşeceği durum bugünkünden çok daha kötü olacaktır.  

Bilerek ya da bilmeyerek Türkçeyi küçümseyenler, Türkçenin gücünü ve zenginliğini keşfetmeye özendirilmelidir. Bu bile tek başına dilimiz için yapılacak daha çok işin olduğunu göstermektedir. 

 

İlk bölümü okumak için tıklayın:

http://medyagunlugu.com/haber/eski-turkcede-yapilan-yanlislar-46254

Kaynaklar: 

TDK Güncel Türkçe Sözlük (https://sozluk.gov.tr

Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü 1998

Osmanlıca Türkçe Sözlük (http://www.osmanlicaturkce.com

Arabic Etymological Dictionary 2002.